Türkiye'nin en iyi haber sitesi
RASİM OZAN KÜTAHYALI

Entelektüeller ve şarlatanlar

Bir dili, lisanı iyi bilen, o dilin künhüne vakıf olan insanlar vardır. Bir de yine aynı dili -amiyane tabirle- parçalayarak konuşan, yamuk yumuk bilen ama çaktırmamak için hiç duralamayan, böylece kendini o dili iyi biliyormuş gibi göstermeye çalışanlar vardır. Elbette bahsi geçen lisanı hiç bilmeyenler, resepsiyonist ile hamal karışımı bu dil parçalama durumlarını fark etmezler. Aksine karşıdaki kişiyi o dili iyi de biliyor zannedebilirler.
Hatta o kişi, arada daha spektaküler tonlamalar falan yapıyorsa acemiler nazarında o dile derinlemesine vakıf olan insanlardan daha da yetkin olduğu sanılabilir.

***

Fakat elbette bu türden şaklabanlıklar o dili sahici anlamda iyi bilen insanların yanında geçmez. Onlar birkaç cümlesinden o kişiye notunu verirler. Araya ne kadar az kişinin bildiğini düşündüğü süslü lafları koyarsa koysun, ne kadar suyu bulandırarak derin gösterme numaralarına başvurursa başvursun, sonuç değişmez. Bir dile derinlemesine vakıf olan, o lisanla hakikaten hemhal olmuş insanlar, kendileri gibi olan ve kendileri yolunda olan insanları iyi tanırlar. Kısa yoldan, hiçbir usul erkân tanımadan, oradan buradan kelimeleri toplayarak, o dili katlederek konuşanlar ancak kendileri gibi şaklabanların pazarında para ederler, orada havalarını atabilirler. Dil meselesini ciddiye alanlar ise bu tür insanlara sadece gülüp geçer.
***

Evrensel seviyede akademik ve entelektüel dünya da tastamam böyledir. Türk akademi camiası ise unvan sahibi olup, ehliyet sahibi olmayan binlerce adamla doludur. Ehliyetli diye kendini iyi pazarlayanların bile çoğunun içi boştur. Bu ehliyetsiz ve aynı zamanda kifayetsiz muhteris isimleri kaliteli akademisyenler iyi bilirler. Böyle insanlara kendi aralarında "şarlatan" derler. Bu tiplerin şarlatanlıkları o dünya içinde bilinen, konuşulan bir olgudur...
***

Üzerine düşünülmesi gereken konuları kendine gerçek anlamda mesele edinmemiş, o sahici meselelerin peşinden sabırla gitmek yerine kısa yoldan bazı "seksî" terimleri ve kişileri zikrederek, terminoloji parçalayarak konuşma gayretkeşliğinde insan modelleridir bunlar. Dertleri, entelektüel görünme derdidir. Bu dertlerine uygun şekilde "seksî" terimler icat etmiş, "seksî" adamların peşine düşerler hemen. Buldukları anda da anında o seksapelitenin acenteliğine soyunurlar.
***

Bu acentelik imitasyon pazarında, şarlatanlar piyasasında iyi de tutup, ilgili kişiye belli şeyler de kazandırır ama ciddi entelektüellerin dünyasında bu cilalı laflar elbette para etmez. Entelektüellerin dünyasında ise benimsenen fikirlerden çok daha önemli olan mevzu sahicilik meselesidir. Belli meseleler üzerine hakikaten kafa yormak gerekir. O kafa yorma sürecinde usulüne uygun şekilde beslenmeyi bilmek gerekir. İşin abc'sinden başlayarak o entelektüel alfabeye sindire sindire vakıf olmak gerekir. Sabretmeyi bilmek gerekir. Ancak bu vukufiyetten hareketle sindirilmiş harflerle kurulmuş kelimeler sahici olabilir. O sahici kelimelerle anlamlı ve derinlikli cümleler kurulabilir. Öbür türlü bir çaba, yani a'dan direkt v'ye, z'ye geçme arzusu ancak mutant bir dil, sahtekâr bir jargon ve şarlatan insan modelleri üretebilir. Nitekim Türkiye'de bol bol olan da bu.
***

Köşe komşularımdan Hasan Bülent Kahraman da yıllardır bu mevzulara kafa yoran bir akademisyendir. Hatta kimilerince -fiziksel benzerliği sebebiyle de- Türk Foucault'su olarak da anılır. Eski Türkiye'nin özgürlükçü sanılan akademisyenlerinin çöküşü ve pazartesi günü yazdığım bu ülkede cahil kasaba müteahhitlerinin bile birçok profesörden daha yüksek zekâ ve analiz yeteneği sahibi olması üzerine kendisinin de teşhislerini merak ediyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA