YAZARA MAİL GÖNDER Bürokratik oligarşi tarumar edilmeli

YAZARLAR

Dünkü yazımda Türkiye'nin bir türlü aşamadığı devletçi ve bürokratik kokuşmuşluktan bahsettim. Türkiye'nin medeniyet sıçraması gerçekleştirmesine en büyük engel bu bürokratik memur zihniyetidir. Ekonomide insana yararlı bir şeyler üretir ve satarsanız para kazanır; parayı kazandıktan ve parayı kazanmak için yaptığınız masraflarınızı karşıladıktan sonra; ancak ondan sonra paylaşabilirsiniz. Örneğin, bir sanayi tesisinde kazandığınız paranın bir kısmı hammaddeye, bir kısmı kiraya, bir kısmı faize vs gider; bir kısmı da kazanç olarak elinizde kalır. Bir işletme kâr etmezse kime, nasıl maaş verebilir ya da kimin maaşını, nasıl artırabilir? Memur zihniyeti bunları düşünmez.

***

Aslında tüm iyileştirmelere rağmen memur kazançları şu anda ne yaşatır ne öldürür seviyede. Ekonomik rasyonalite açısından daha fazlası da verilemez halde. Öte yandan hâlâ milyonlarca insan memur olmak istiyor. Çünkü hayat boyu yatsan bile şu anki 657 sayılı rezil yasa sayesinde ömür boyu maaş almaya devam ediyorsun. Şu artık anlaşılmıştır ki devleti ekonomide tutarak işçiye ve memura daha fazla para veremezsiniz. Bu mümkün değildir ve bunun mümkün olmadığını Türkiye'nin büyük çoğunluğunun kavradığı kanaatindeyim.
***

Devletçi bürokratik düzenden kurtulduktan sonra önümüzün çok açık olacağına başka dair türlü bir misal vereyim... Düşünün ki bir yarısı kayalık arazi (bürokratik düzen); diğer yarısı ise verimli ova (özel sektör). Bürokratik memur zihniyeti tek su kaynağını kayalık araziye akıtıyor ve ovayı kurak bırakıyor. Millet kayalıklarda bir şeyler ekip, ürün almaya çabalıyor ama nafile. Ne kadar su verilirse, verilsin, en çok bire-beş verim elde edilebiliyor. Oysa su verimli ve fakat kurak ovaya akıtılsa, verim bire-elli, bire-seksen olacak ve kayalıklarda çalışanlar da ovaya inecek; istihdam imkânı bulacak. Ovada üretim çok olduğu için herkesin cebine çok daha fazla para girecek. İşte mesele bu kadar nettir.
***

Devletçi bürokratik düzen sürdükçe ve bürokratik oligarşi egemenliği devam ettiği sürece hepimizin cebinden para çıkmaya devam edecek; fukaralıktan kurtulamayacağız. Şunu çok iyi anlamak lazım. İşsizliğin kaynağı devletin işveren olmasıdır. İşin püf noktası budur. Devlet iş verdikçe, işsizlik yaratmaktadır. Devletçilik ve bürokratik memur zihniyeti üretmeden kazanç yolundan başka bir anlama gelmemektedir.
***

Bu sistem yani, devletçilik çökmüştür ve inat etmenin anlamı yoktur. Bürokratik oligarşinin devletçi zihniyette direnmesinin ülkeye maliyeti çok büyüktür. Başkanlık sistemiyle beraber bu bürokratik oligarşik düzenin yıkılması daha kolay olacaktır ve Recep Tayyip Erdoğan da bu konuda kararlı gözükmektedir. Türkiye için umut verici olan da budur. Erdoğan'ın felsefesi bürokratik iktidarı ele geçirme üzerinden değil bürokratik düzeni yıkmak üzerinden iktidar elde etmeyi amaçlayan bir felsefe. Gülenist bürokratik vesayeti amaçlayan bir örgüt olan paralel yapı ile geçmişte Kemalist vesayete karşı yapılan zorunlu ittifak AK Parti'yi de bürokratikleşme yoluna itti ve bu durum Türkiye'ye çok şey kaybettirdi. Şimdi bu dönem bitti ve bürokratik oligarşinin tarumar edilmesinden başka seçenek yoktur. Başkanlık sistemi bu bağlamda da bir mecburiyettir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.