YAZARA MAİL GÖNDER Bürokratik oligarşi ve refah

YAZARLAR

Evet dün de yazdığım gibi bürokratik oligarşi tarumar edilmek zorundadır. 2015 Temmuz ayından itibaren çok radikal bir reform programına Türkiye'nin geçmesi şarttır. Hâlâ işsizlik diye bir problemimiz varsa bürokratik oligarşik düzenin ekonomi alanında da devam etmesindendir. Türkiye'de işsizlik var çünkü faizler yüksek. Bu faizlerle iş kuramaz yani, istihdam yaratamazsınız. Pekiyi, faizler neden yüksek? Bürokratik memur düzeninin verimsizliği ve hantallığı yüzünden! Hâlâ bürokratik harcamalar inanılmaz boyutta. Devlet küçülmedikçe ekonomik sorunlarımız devam edecek...

***

Türkiye'de özelleştirme 1983'te başlasaydı, şimdi muazzam bir yol almıştık. 1983'te özelleştirmeyi konuşmaya başladık ama tüm olay söylem düzeyinde kaldı. Bürokratik memur zihniyeti maalesef son tahlilde hep galip geldi. Bu mantaliteyi değiştirmek, gerçeği görmek lazım. Türkiye halkının refahı bürokratik memur zihniyetinin egemenliğini aşmasıyla yükselecek.
***

AK Parti iktidara gelir gelmez ne yaptı da birden ekonomi rahatladı ve ciddi bir kalkınma hamlesi başladı? AK Parti hükümeti hızlı bir özelleştirme programına girdi. Özelleştirmeden gelen gelirle faizi yüksek iç borçları hızla ödedi ve faizler hızla düşmeye başladı. Bunun neticesinde muazzam bir ticari gelişme oldu. Kişi başı gelir 3 bin dolardan 10 bin dolara çıktı. Bu başarı liberal ekonomik politikalarla geldi.
***

AK Parti'nin döneminde olan bu gelişmeler gösterdi ki liberal politikaların uygulanması yani, özel girişimin teşviki halinde ülkede öylesine bir istihdam kapasitesi yaratılacaktır ki, özelleştirme yoluyla KİT'lerden çıkarılanlar da, en eğitimsiz işçi de el üstünde tutulacaktır; çünkü bir milyon kişi işten çıkarıldıysa, iki milyon kişilik istihdam yaratılacaktır. Bu demektir ki, emek değer kazanacak; işveren çalışanına daha fazla ücret ödemek zorunda kalacaktır. Maalesef bürokratik memur zihniyeti 2 senedir olan ekonomik kaos ortamında yeniden güç kazandı.
***

Ekonomik refahın yaratılması mevzusunu bir zamanlar Besim Tibuk'un sık zikrettiği bir örnekle anlatayım. Diyelim güneyde bir kasabada bir turistik otel var. Kasabanın yetişkin, çalışabilir nüfusu 300 kişi ama, otelin personel ihtiyacı 500. Otelin işletmecisi o kasaba halkını el üstünde tutacaktır, personel ihtiyacını en kolay şekilde karşılayabilmek için. Liberal politikaların uygulanması halinde Türkiye'de de durum aynen bu olacak; yaratılan yüksek istihdam kapasitesi karşısında emek değer kazanacaktır. Olay budur.
***

Ekonomi sayfalarında çok sık klişe cümlelere rastlarız. Kalkınma için öncelikli sorun eğitimdir gibi. Oysa mesele eğitimden önce istihdam kapasitesinin yaratılamamasıdır; çünkü bunu yarattığınız yani, insanlara iş imkânı yarattığınız zaman, eğitim beraberinde gelir. Eğitim illa okulda görülmez. İş üstünde eğitim diye bir şey de vardır. Diyelim bir iş kurulacaktır; uygun eğitimli adam bulunamıyorsa, bu adam işveren tarafından yetiştirilecektir. Türkiye'nin birçok sektöründe bu konuda çok örnek vardır.
Not:
Uzun sürecek bir yurtdışı seyahatim nedeniyle önümüzdeki hafta bu sütunda olamayacağım. Yıllık iznimin bir bölümünü kullanacağım. Sonraki hafta görüşmek üzere.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.