YAZARA MAİL GÖNDER 'Operasyonlara, tüm dünya saygı duyuyor'

YAZARLAR

Terör eylemlerinin hiçbir demokratik ülke için kabul edilebilir olmadığını belirten Erdoğan: Düzenlediğimiz operasyonlar hakkında müttefikleri bilgilendirdik. Bütün dünya attığımız adımlara saygı duyduğunu söyledi

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Çin ve Endonezya ziyaretlerinin ardından Pakistan'ın başkenti İslamabad'a geçerken uçakta kendisine eşlik eden gazetecilerle sahbet etti. Cumhurbaşkanı PKK, DAEŞ'e karşı operasyonlar başta olmak üzere Türkiye gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulunurken şu mesajları verdi:

Türkiye - ABD ilişkilerinin son durumu nedir ve yakın dönemde bir ABD seyahati var mı?
Henüz nihai kararımızı vermedik. Eğer Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na katılırsam eylülde, katılmazsam bu ay içinde bir ABD seyahati söz konusu olabilir. Bölücü terör örgütünün, doğuda, güneydoğuda, büyük şehirlerimizde yaptıkları, demokratik bir ülke için kabul edilebilir, müsamaha gösterilebilir şeyler değil. Bu yapılanlara karşı, hükümet, devlet elbette gerekli adımları atmak durumundaydı. Olanlar karşısında daha fazla sabretmek mümkün olamazdı. DAEŞ ve PKK da dahil olmak üzere terör odaklarına karşı düzenlediğimiz operasyonlara ilişkin müttefiklerimiz başta olmak üzere ilgili devletleri de bilgilendirdik. Bütün dünya attığımız adımlara saygı duyduğunu söyledi. Dünyanın değişik yerlerinde Türkiye düşmanı olan bazı medya organlarının yayınları var.

ABD'nin PYD ile neredeyse stratejik müttefiklik ilişkisi kurduğu konuşuluyor. Bu durum Türkiye'nin PKK ile mücadelesine ve güvenlik anlayışına nasıl yansır?
Bu konu, Kobani'de DAEŞ'le çatışmaların yaşandığı süreçte, Obama'yla yaptığımız bir telefon görüşmesinde gündeme gelmişti. Oraya silah da indirdiler. Ama süreç bizi haklı çıkardı. Bizim özellikle Kuzey Suriye'de herhangi bir terör oluşumuna, terör yapılanmasına sıcak bakmamız mümkün değildir. Kararlılığımız Amerika tarafından da biliniyor. NATO'daki müttefikimiz ve stratejik ortağımız olan ABD de, söz konusu bölgede Türkiye'ye karşı oluşturulabilecek bir tehdide sıcak bakmayacaktır. Müttefiklerimizin böyle bir yanlışın içine düşeceklerini sanmıyorum.

Suriye konusunda Putin'in tavrında değişiklik var mı?
Eskiye oranla çok daha olumlu. Artık sonuna kadar Esed'in yanındayız noktasında değil. Esed'den vazgeçebileceğine doğrusu inanıyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Pakistan'da TIKLA-İZLE


Operasyonları, "Türkiye bölgesel bir savaşa çekiliyor" şeklinde yorumlayanlar var...
Bu iddiayı ortaya atanlar, şu anda yapılmakta olan operasyonları engellemek istiyorlar. Olaylar karşısında operasyon ihtiyacı duyulduğu andan itibaren, gereken neyse elbette yapılacaktır. Biz sadece hedefi belirleriz ve işin takibini yaparız. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz de bu hedeflerigerçekleştirir. Operasyonun ilk etabı, DAEŞ'in sınırlarımızda tehdit haline gelişiyle başladı. Ama bunun dışında sınır ötesinde ve ülke içinde PKK ve benzeri terör örgütlerinin oluşturduğu tehditler, yaptıkları saldırılar söz konusu. Bunlara karşı da sessiz kalamayız.

DAEŞ, PKK ve PYD aynı anda Türkiye'ye karşı kullanılıyor diyebilir miyiz?
Aralarında bir takım çıkar ilişkileri olduğunu göz önüne almak gerekir diye düşünüyorum. Mesela Tel Abyad'da yaşananlar... DAEŞ önce işgal ediyor. Tel Abyad boşaldıktan sonra PYD ile DAEŞ arasında mücadele başlıyor. Bu defa da oraya PYD giriyor. Yapılması gereken boşaltılan bu tür şehirlere Araplar, Türkmenler de dahil olmak üzere oraların asli sakinlerin de tekrar dönebilmelerini sağlamaktır. Bu nasıl mümkün olacak? Oraların güvenliği sağlandıktan sonra olacak. Aynı şey mesela Cerablus için de geçerli. Güvenlik tesis edildikten sonra oranın kendi halkı oraya geri dönme imkanını bulacak.

Çin Halk Cumhuriyeti ziyaretiniz sırasında Uygur Türkleri mevzuunda yaptığınız görüşmelerin sonuçları neler oldu?
Görüşmelerimizde, Sincan Uygur Özerk Bölgesi de gündeme geldi. Çin'in bu konuda rahatsız olduğu konu, sadece terörle alakalı. Bazı Uygurların DAEŞ başta olmak üzere terör örgütlerine katılmalarından, Çin'in birlik, beraberlik ve bütünlüğüne kasteden terör faaliyetlerinden tabii ki rahatsızlar. Bazı Uygurların DAEŞ'e katıldıkları bizler de biliyoruz. Pekin'de Çin İslam Cemiyeti mensuplarıyla da bir görüşmem oldu. "Bizde 35 bin cami, 40 bin de din görevlisi var" diyorlar. "Birlik ve beraberlik içinde olmaya, bu halk içerisinde konumunuzu sağlamlaştırmaya önem vermelisiniz" dedim. Samimiyetimiz ve görüşmelerimiz, Çin Halk Cumhuriyeti yetkilileri tarafından da memnuniyetle karşılandı.

"ZİHİNSEL YAPILARI 90'LARIN GERİSİNDE"

Son operasyonları "Tekrar 90'lara dönmek" biçiminde yorumlayanlar var..
Ben buna katılmıyorum. Öyle bir şeyin olması zaten mümkün de değil. O tür ifadeleri kullananların zihinsel yapısı, aslında 90'ların çok daha gerisinde. Dolayısıyla, önce onların kendilerini gözden geçirmeleri lazım. Belki de 90'lar öncesine bir tür özlem duyuyorlar. Ama Türkiye artık o dönemleri çoktan geride bıraktı. Artık o dönemlere yer yok. Biliyorsunuz, 2013'te bize o zaman silahları bırakma sözü vermişlerdi. Ama sözlerini tutmadılar. Son olaylar, kimin hangi hayaller peşinde olduğunu gösteriyor. Devlet bu saldırılara tabii ki seyirci kalmaz, kalamaz. Cumhurbaşkanı olarak bizler de seyirci kalamayız. Türkiye'nin yönetiminde tabii ki Beştepe'nin de rolü var. Artık 90'ların Türkiye'sinde değiliz. Geçen yıl, 10 Ağustos'ta milletin oylarıyla seçilmiş bir Cumhurbaşkanı var.

HDP'yle ilgili kapatma davası tartışmalarına ve bu hususta ortaya atılan çeşitli iddialara ne diyorsunuz?
Siyasi partilerin kapatılmasını hiç bir zaman savunmadım. Hatta başbakanlığım döneminde biz, 2010'da anayasa değişikliği çerçevesinde, partilerin kapatılmasına artık son verecek bir maddeye de yer vermiştik. Ancak o maddeye sıra geldiğinde maalesef CHP, MHP ve (o zaman tabii HDP değil BDP'ydi) bunlar Parlamento'yu terk ettiler. Ne yazık ki bizim içimizden de 3 - 5 tane milletvekili arkadaşımız ihanet etti. Onlar da parlamento dışına çıkınca maalesef 330'u bulamadık. Neticede de o madde referanduma girmedi. O madde eğer referanduma girmiş olsaydı, bugün partilerin kapatılması diye bir şeyden söz edilemeyecekti. Dolayısıyla partilerin kapatılmasını kim istiyor, kim istemiyor belli. Kim kimi aldatıyor? Benim tezim şudur. Gerçek kişi ile tüzel kişiyi ayırmamız lâzım. Gerçek kişi bir suç işliyorsa, bedelini ödemeli. Tüzel kişiyi cezalandırmanın hiçbir anlamı olmaz. Bir parti kapatılır, diğeri açılır. Bu konuyla ilgili şu anda, dokunulmazlıkları kaldıralım vs. biçiminde meydan okumalar var. Bu Parlamento'nun vereceği bir karardır.

Selahattin Demirtaş hakkında 6-8 Ekim olayları ile ilgili soruşturma konusu...
Bu konuda benim bir değerlendirme yapmam doğru olmaz. Bu yargıyla alakalı bir mesele. Savcı konuyla ilgili soruşturmayı başlatmış, herhangi bir dava açılma sürecine girilmişse, yargı sürecinin gidişatına bakılmalı.

"TSK'DA DA PARALEL'E KARŞI HASSASİYET VAR"

YAŞ toplantısında, TSK içindeki paralel yapı mensupları hakkında bir çalışma yapılacak mı, ayrıca iki kuvvet komutanının görev sürelerinin uzatılma ihtimalinden söz ediliyor. Sizin bu konuda değerlendirmeniz nedir?
Yüksek Askeri Şura ile ilgili konuları şu anda konuşmam doğru olmaz. Şura önce görüşmelerini bitirsin, ondan sonra ilgili arkadaşlar zaten sonuç bildirgesiyle açıklamayı yaparlar. Ama paralel yapıya yönelik hassasiyet aynı şekilde, şüphesiz orada (TSK) da var.

Paralel yapı ile mücadele kapsamında Emniyet Teşkilatı'nda görevden alınanların çoğunlukla bölgeye tayin edildiği ve bunun sonucu olarak terörle mücadelede bir zafiyet oluştuğu yönünde yorumlar var.
Bölgede, bahsettiğiniz paralel yapılanmaya ek olarak ulusal güvenliğimizi tehdit eden başka unsurlar da var. Bazı vilayetlerimizde kendilerine göre yargı organı oluşturmaya kalkışanlar var.Tabii bu konuda bizler de ilgili birimlerimize, valilerimize, bakanlarımıza, bu tür şeylere asla izin verilmemesi gerektiğini söylüyoruz. Dediğiniz çerçevede tayinler isabetli mi olmuştur, isabetsiz mi olmuştur; elbette o konunun da hassasiyetle değerlendirilmesi gerekir. Sağlıklı değerlendirmeler neticesinde isabetli kararlar alındığında, terör örgütünün eylemlerine karşı da çok daha başarılı neticeler elde etmek mümkün diye düşünüyorum.

'PARALEL' OKULLARIN KAPANMASINI İSTE

Kültürel alanda, Yunus Emre Enstitüsü'nün Endonezya'da da kurularak güçlendirilmesi hususunu kendilerine teklif ettim. Paralel devlet yapılanmasıyla alakalı olarak da kendilerine, Endonezya'daki paralel devlet yapılanmasıyla ilgili bilgilendirmeleri yaptık. Bazı konularda çok ciddi tedbirler almışlar. 10 kadar okulları var burada. Bu okulların kapatılması mesela tedbirler diye bahsettiğim. Maarif Vakfı'nın buradaki Eğitim Bakanlığı'yla müşterek adım atması. İşadamları ile ilgili faaliyetleri var, bunlara yönelik bazı adımların atılması... Yazılı olarak da büyük bir dosya takdim ettik.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.