YAZARA MAİL GÖNDER Başkanlık sistemi diktatörlük mü üretir?

YAZARLAR

Önümüzdeki seçimlerin bir kader seçimi olduğunu herkes kabul ediyor. Ortaya çıkacak Meclis, tıpkı 1920 Meclisi gibi "Yeni Türkiye"nin ana temellerini atacak.
Başta yeni anayasa olmak üzere, ertelenmiş bütün sorunlar bu Meclis'in gündeminde olacak. Daha aday adayları aşamasındayız ama şimdiden seçim gündemi ve ana teması belirlenmiş durumda; Yeni anayasa ve siyasi sistem tartışması...
Anayasa meselesinde kritik maddelerin hangileri olduğu az çok biliniyor.
Ama ne yazık ki parlamenter ve başkanlık sistemlerinin ne olduğu, niçin biri değil de ötekinin gerekli olduğu üzerinde pek durulmuyor ve ezberlerle konuşuluyor.
Düşünsenize rahmetli Özal döneminden beri siyasi partiler bu tartışmanın içinde. Peki, bu konuda siyasi partilerin ortaya koyduğu bir çalışma var mı?
Doğrusu AK Parti'nin hazırladığı "Karşılaştırmalı Hükümet Sistemleri" kitabı dışında diğer partilerin bu alanda ciddi bir çalışması yok.
CHP'nin son hazırladığı "Demokrasi Raporu" ise sistemlerin analizden ve kıyaslamasından çok münazara mantığı ile kendi tezini doğrulama çabasında... Şu tespit bile CHP'nin bugünün dünyasına 80 öncesi mantıkla baktığını gösteriyor:
"Amerikan sistemini kendilerine uyumlandırmaya çalışan birçok Latin Amerika ülkesinde Başkanlık sistemi tek adam rejimlerinin oluşmasına yol açmıştır. Oluşan bu rejimler toplumsal ayrımları daha da körüklemiş, var olan sorunların derinleşmesine yol açmıştır."
Bu doğru değil. Doğru olmadığını öğrenmek için sadece Prof. Ergun Özbudun'un son birkaç makalesini okumak yeterli.
Ama CHP'nin uzmanları okumadıkları için Prof. Özbudun'un şu tespitini görmezlikten gelmişler: "1980'lerden itibaren bu kıtayı da etkileyen demokratikleşme dalgası içerisinde, Brezilya, Arjantin, Şili ve Uruguay gibi önemli Güney Amerika ülkelerinde sistem ciddi sorunlara yol açmamıştır. " Akademik Bakış Dergisi'nde Yrd. Doç.
Dr. Ali Fuat Gökçe; "Başkanlık Sistemi Uygulamaları: ABD, Venezüella, Meksika, Brezilya, Arjantin" örneklerini ele alıyor ve Türkiye'de çok bilinen Freedom House"un 2011 yılında yaptığı "ülkelerin demokratikliği" ölçümüne yer veriyor.
Bu ölçümde 1 rakamı en yüksek demokratiklik değeri verirken, 7 rakamı en düşük değeri veriyor. Buna göre ülkeler demokratik ve kısmen demokratik olarak sıralanıyor. İlk sırada ABD var. Demokratik- Siyasi ve medeni haklar açısından ise puanı 1...
İkinci sırada Brezilya, üçüncü sırada ise Arjantin var. İkisi de demokratik. Puanları 2...Meksika ise üçüncü sırada ve "kısmen demokratik", Puanı ise 3...
Manzara çok açık, diktatörlük üretiliyor denilen üç Latin Amerika ülkesinin karnesi çok iyi olmasa da iyi...Muhalefet, bu gerçekleri saklayarak bir sonuca ulaşamaz. Peki, niye saklıyorlar?
Bugün başkanlık sistemine karşı çıkan CHP, MHP ve HDP'ye bir bakın... Üç parti de aslında demokratik olmayan bir "başkanlık sistemiyle" yönetiliyor.
Cumhuriyeti kuran CHP'nin geçmişine gitmeye gerek yok. Sadece son 22 yılına bakın.
CHP'liler bile "politbüro" yönetiminden ve "tek adam"lıktan şikayetçi değil miydi?
MHP ise kurulduğundan beri sadece iki genel başkanla yönetildi. Parti içi demokrasiden söz etmeye bile gerek yok.
HDP'ye gelince... Uzatmaya gerek yok.
İradelerini "Serok Apo"ya yani "Başkan"a daha doğrusu "önderlik" kurumuna devrettiklerini hiç saklamıyorlar.
Üç partinin başkanlık sistemine karşı çıkmalarının bir tek nedeni var; AK Parti karşıtlığı...
Bunu da halk görüyor. Bari "Başkanlık sistemi diktatörlük getirecek" ezberiyle siyasetin seviyesini düşürmeyelim...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.