YAZARA MAİL GÖNDER Sır intiharda paralel izler

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Özel hayatı izlemeye alınan ve ilişkisi deşifre edilen genç teğmen Mustafa Can 2010'da intihar etti. Olayla ilgili olarak suçlanan subaylar hakkında beraat kararı verildi. Çünkü teğmeni intihara sürükleyen sürecin faili başkaydı. Olağan şüpheli, yazının başlığında.

"Ben yaptığım hatayı belki de en kolay ve onursuz yolla telafi ediyorum. Bilinmeli ki bu olayda kimsenin suçu, günahı yoktur. Ben bir anlık gaflet ve düşüncesizlikle bu durumlara düştüm. Yapılan muamele ve içine düşürüldüğüm durum çok ağırıma gidiyor. Hayatıma, kendime olan saygımı kaybettiğim için son veriyorum." 2010 yılının 9 Ekim'inde nöbetçi erden aldığı G-3 piyade tüfeğiyle kendini göğsünden vurarak, soyadıyla müsemma canına kıyan genç Teğmen Mustafa Can'ın intihar notunda böyle yazıyordu. Olaydan 19 gün sonra, 28 Ekim'de cemaatin yayın organlarından Bugün Gazetesi'nde bir haber yayınlandı. Haberde müntehir teğmenin, Ergenekon tutuklusu Levent Ersöz'ün kızı Fulya Ersöz ile ilişkisinin olduğu belirtiliyordu. Hatta belli ki fiziki takip bilgisine dayanan "Genç teğmen sık sık Beylikdüzü'nde Fulya Ersöz ile buluşmaya başladı" türünden nüanslar da haberin müsait yerlerine serpiştirilmişti. Haberde, daha sonra dava sürecinde düpedüz dezenformasyon amaçlı olduğu ortaya çıkacak iddialar da yer aldı. Mesela Bugün'e göre genç çift, aralarındaki ilişkinin ilerlemesi üzerine Levent Ersöz'ün isteğiyle 25 Eylül 2010'da güya nişanlanmıştı. Haberi Bugün'den alıntılayan Zaman Gazetesi, daha da ileri gidiyor ve "Ersöz'ün damadı neden intihar etti?' başlığıyla verdiği haberin spotunda şöyle diyordu:

"Mesleğinin baharında (Hayatının baharında demek istemişler galiba- F. Ü.) intihar eden Teğmen Mustafa Can'ın ölümüyle ilgili sır perdesi aralanıyor."

ET YİYEN BAKTERİYLE TAHLİYE!
Zaten yeterince sır dolu hadiseyi daha da esrarengiz hale getirmeyi amaçlayan bu başlık ve spotun, aslında birkaç paragraf ötede yazılacak uçuk senaryoya zemin hazırlamak için kaleme alındığını şu satırlardan anlıyoruz:
"Ersöz'ün, kızını kullanarak firar planladığı ve genç teğmeni bunun için kullanmış olabileceği ileri sürüldü. Tutukluluk süresinde Ersöz'ün tahliye olmak için kendisine et yiyen mikrop enjekte ettiği iddiası da hatırlatıldı."

Hatırlatıldı dediği iddiayı, yani Ersöz'ün tutukluluğu döneminde tahliye olmak için vücuduna GATA'da et yiyen bakteri enjekte ettirmiş olabileceği iddiasını cemaate yakınlığıyla bilinen uzmanlar (!) ortaya atmıştı. Bir başka deyişle Ersöz'ün et yiyen bir bakteri türünün vücuduna zerk edilmesini sağlayıp tahliye olmaya çalıştığı yönünde bir cemaat senaryosu vardı, evet. Ama et yiyen bakteriyle tahliye senaryosu bile, kızını bir teğmenle nişanlayıp firar etme senaryosuna göre daha tutarlı!

İmdi… Gelelim haberdeki bilgi yanlışlıkları, daha doğrusu dezenformasyonlara… Bir defa Ersöz'ün damadı olmak şöyle dursun, kızı Fulya Ersöz'le evlenmek istemeyen, hatta birazdan tafsilatıyla açıklayacağımız üzere dava dosyasından anlaşıldığı kadarıyla başka sebeplerin yanı sıra evlenmeye zorlandığı için de bunalıma girip intihar eden teğmenin, Levent Ersöz'e firarda yardım edeceği bir kuyruklu yalan. Ama onlara Ergenekon'la ilgili psikolojik harekât malzemesi lazım! Genç bir teğmenin intiharını bile psikolojik harekât operasyonlarında kullanmak, etik ilkeleri hiç gözetmeyen en kural tanımaz istihbaratçıyı bile vicdan azabına gark edecek niteliktedir oysa.

PARALEL YAPI'NIN HEDEFİNDEKİ SUBAY
Ayrıca nişanlılık iddiasının bile doğru olmadığını, hem müntehirin; intiharından bir gün önce İstanbul eski İl Jandarma Alay Komutanı Albay Hüseyin Kurtoğlu ve Yardımcısı İsmail Çetinbaş ile yaptığı görüşmedeki konuşmalarından, hem de karşı tarafın, Fulya Ersöz'ün, savcılığa verdiği dilekçeden anlıyoruz. Ersöz, Can ile nişanlı olmadıklarını, 15 günlük arkadaşlıklarının olduğunu söylüyor.Ama Bugün Gazetesi, Fulya Ersöz'ün annesi Muzaffer Ersöz'ün olay günü, yani 9 Ekim'de akşam saatlerinde kızıyla birlikte İstanbul İl Jandarma Nizamiyesi'nin önüne gelerek "Bunun hesabını soracağız, basını buraya toplayacağım, damadımızı bilerek öldürdünüz" diye bağırdığını yazıyor. Anlaşılan o ki cemaat medyası, teğmeni Fulya Ersöz'le nişanlı göstermeye kararlı! Demek ki Paralel Devlet Yapılanması'nın(PDY) işine gelen seçenek bu. Çünkü intihardan sorumlu tutmaya çalıştıkları Hüseyin Kurtoğlu'nu, izne ayrılıp 'nişanlısı' ile buluşmak isteyen teğmeni zorla başka bir birliğe gönderip hürriyetini kısıtlamakla suçlayacaklar. Zaten Kurtoğlu, birazdan detaylarına gireceğimiz üzere öteden beri Paralel Devlet'in hedefinde olan bir subay.

Dosyadan anlaşıldığına göre Teğmen Mustafa Can, intiharından bir gün önce Hüseyin Kurtoğlu ve yardımcısı İsmail Çetinbaş ile görüşmek üzere Maslak'taki İstanbul İl Jandarma Komutanlığı'na gidiyor. Bu görüşme, Levent Ersöz'ün eşi Muzaffer Ersöz'ün, komutanlığa, "Mustafa Can izne ayrılmak ve Ankara'ya gelmek istiyor, yardımcı olun" diye baskıda bulunması üzerine gerçekleşiyor. Ancak Mustafa Can, birliğe geldikten sonra izne ayrılıp Ankara'ya gitmek değil, aksine Ersöz ailesinden uzak durmak istediğini söylüyor.

Gerisini, Paralel Yapı'nın, Mustafa Can'ın intiharından sonra 'memuriyet nüfuzunu sair surette kötüye kullanmak' ve 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak' suçlamasıyla yargıladığı Hüseyin Kurtoğlu'nun savunmasından dinleyelim:

"Kendisini (Mustafa Can'ı) çağırttım. 'Oğlum izin talebinde bulunmuşsun, hayırdır' diyerek izin talebinde bulunup bulunmadığını sordum. 'Komutanım ben izin talebinde bulunmadım' diyerek izni kendisinin istemediğini belirtti. Gerçekten de ne yazılı ne de şifahi olarak bir izin talebi bulunmuyordu.

Fulya Ersöz ile aralarındaki ilişkinin mahiyetini sordum. Gerçekten sevebilir, bir dünya kurmak isteyebilir. Müteveffa böyle bir şey olmadığını, Fulya ile birlikte yaşamayı düşünmediğini, ilişkilerinin bir evlilikle sonlanmasının mümkün olmadığını çok mahcup bir edayla ve fakat kararlı bir şekilde ifade etti."

Mustafa Can izne ayrılmak istemediğini söyleyince İsmail Çetinbaş, Can'ı, görüşmek istemediği Ersöz ailesinden uzak tutmak için müntehirin görev yerinin değiştirilmesini öneriyor. Bu nedenle Mustafa Can, Kurtoğlu tarafından Maltepe Cezaevi Tabur Komutanlığı'nda görevlendiriliyor.

ÖZEL HAYATA MÜDAHALE
Hüseyin Kurtoğlu, intihardan bir gün önce gerçekleşen görüşmede aldıkları kararları üç maddede özetliyor:
"- Müteveffanın arzu ve onayı doğrultusunda görev yerinin değiştirilmesi.

- Yaptığı hatanın gizlenmesi ve kendisinin rencide edilmemesi. (Paralel Devlet'in bu tür olaylarda hiç yapmadığı şey. Aksine özel hayat tecessüsü ve ilişki deşifre etmenin, onların sıklıkla kullandığı bir yöntem olduğunun sayısız delili var. Mustafa Can olayında da aynı yöntemi kullandılar. - F. Ü.)

- Arzu etmediği insanlarla karşılaşmaması için (Fulya Ersöz ve ailesi ile) gerekli özenin gösterilmesi."
Daha önce PDY tarafından bir kumar çetesi ile ilişkilendirilmek istenen ve bununla ilgili soruşturma kapsamda ifadesi alınan (Soruşturma takipsizlikle sonuçlandı) ve yine Silivri Cezaevi'nden cenaze iznine giden tutuklunun hürriyetinin kısıtlandığı iddiasıyla hakkında dava açılan (Önce mahkûm edildi, sonra beraat etti) Hüseyin Kurtoğlu, alt personeli İsmail Çetinbaş, Mustafa Yalçın ve Aykut Özoğlu ile birlikte Mustafa Can'ın intiharı olayıyla ilgili olarak da 14 yıla kadar hapis istemiyle yargılandı ve beraat etti. Kara Kuvvetleri Komutanlığı 3. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nin 26 Aralık 2014 tarihli gerekçeli hükmünde beraat gerekçesi şu cümleyle özetleniyor: "Bu süreçte sanıklar tarafından müteveffaya karşı gerçekleştirilmiş hukuka aykırı bir eylem veya işlem söz konusu değildir."

Zaten SABAH Özel İstihbarat Bölümü'nden Dilek Yaman'ın 22 Şubat 2015 tarihli haberinden öğreniyoruz ki, iddianame tek bir erin iddiaları üzerine kurulmuştu.
İddianamede, müntehirin silahının zorla elinden alındığı, taburda kalması, dışarıya çıkmaması, görev yerinin değiştirilmesi konusunda konuşmaması için emir aldığı ve zorla kışlada tutulmak suretiyle hürriyetinin kısıtlandığı öne sürülüyordu.

YİNE İSİMSİZ İHBAR MEKTUBU
Bu arada davanın açılmasından hem önce, hem de sonra -Teğmen Can'ın ailesinin acısını kullanma pahasına hazırlanan- isimsiz ihbar mektuplarının cemaat medyasına servis edilmesi de dikkate şayan. 17 Aralık 2013'te, yani devlete yönelik yargı darbesi girişiminin gerçekleştiği gün Zaman Gazetesi'nde bir haber yer aldı. 'Teğmenin intiharındaki şok ihbar mektubu' başlıklı haberde cemaatçiler tarafından hazırlandığı anlaşılan

-elbette her zamanki gibi isimsiz- ihbar mektubuna yer verildi.
"Şehit Mustafa teğmenimin anne ve babası… Evladını kaybetmenin bir anne ve baba için ne kadar acı bir şey olduğunu çok yakından hisseden biri olarak komutanımızın nasıl öldürüldüğünü bilmeye hakkınız olduğunu düşünüyorum" diye başlayan mektupta Hüseyin Kurtoğlu başta olmak üzere yargılanan subaylar suçlanıyordu. Bu mektubun yazılması ve servis edilmesinin soruşturmaya zemin oluşturma amacını taşıdığı da izahtan vareste.
Fazla uzatmayalım, çünkü yerimiz daraldı. Askeri mahkeme, tanıkların anlatımlarına dayanarak sanıklara yöneltilen bütün suçlamaların yersiz olduğuna hükmetti. Albay Hüseyin Kurtoğlu'nun, mahkemeye sunduğu savunma dilekçesinde de adı geçen, bütün zamanların en kumpasçı istihbaratçılarından biri, belki de birincisi olan Edgar Hoover bahsiyle hikâyeyi tamamlayalım.

Kurtoğlu, FBI'ın kurucusu Hoover'ın şu sözüne atıf yapıyor: "İthamı o kadar ağır, itibar kırıcı ve çok yönlü yapınız ki doğru olmasa bile yargıçlar ceza verememezlik edemesinler." Kurtoğlu, yargılandığı davada iddia makamının Hoover'ı iyi anladığını ve onun yöntemlerini kullandığını belirtiyor. Haksız da sayılmaz. Hatta 'Hoovercı istihbarat ideolojisi'nin Paralel Yapı konseptinin atası olduğu bile varsayılabilir. Öyle ya, Hoover 5 Şubat 2012 tarihli yazımda belirttiğim üzere John F. Kennedy-Marilyn Monroe çiftinin ilişkisinin bütün detaylarını bilecek kadar şeytani bir röntgenciydi. Üstelik sevişme sürelerinin kısalığını bile istihbarat notlarına yazdıracak ölçüde…

Eğer Teğmen Mustafa Can'ın intiharında ille de bir sorumlu aranacaksa doğru adres, onun özel hayatını Hoovercı yöntemlerle izlemeye alan ve ilişkisini askeriyede deşifre ederek onu bunalıma sürükleyenlerdir. Faile, yalnızca suçun tarifinden yola çıkarak ulaşmak bile mümkün. Olağan şüpheli, yazının başlığında.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.