YAZARA MAİL GÖNDER İstanbulum benim!..

YAZARLAR

Vallahi Melih Gökçek'in payını da inkar etmem ama, kalbimdeki son Ankaralılık zerreleri de silindi.. Bir dünya kültür başkenti İstanbul'da yaşamaktan ne kadar mutluyum, son zamanlarda bilemezsiniz..
Geçen hafta cuma gecesi nasıl çıkmazda kaldım..
İş Sanat'ta, 20. Yüzyıla imza atan, Martha Graham Dans Kumpanyası, gene ayni yüzyılda "Ben varım" diyen Stravinsky'nin İlkbahar Ayini'ni sergileyecek, CRR'de ise, üniversite yılları aşklarımdan Marianne Faithfull konseri.. Dünyaca ünlü, şarkıcı, şarkı yazarı, oyuncu.. Müzik Yaşamının 50. Yılını kutlamak için çıktığı dünya turunda Türkiye'de bir gecelik..
Hadi seç bakalım..
Aklım Marianne'de kalarak İlkbahar Ayini'ni seçtim. Yaz sonunda Aspendos'ta Mehmet Balkan'ın yorumu ile Türk Devlet Balesi'nden izlemiştim, Ayini.. Mukayese etmek istedim.
Yüz yıllık Martha Graham Kumpanyası, ilk yarıda çeşitli gösteriler yaptı. Hepsi çok güzeldi. İlkbahar Ayini (1984) niye kumpanyanın baş yapıtıdır, gördük..
Ama size gururla bir şey söyleyeyim mi?.
Benim balem, hiç de onlardan aşağı değil.. Balkan'ın İlkbahar Ayini, New York'ta sahnelense, sallar..

***

Cumartesi sabahı, Pera Palas güzellikleri, en sevdiğim sazların başında gelen arp ile açıldı. Arp deyince, dünya biliyor o adı, biz pek bilmesek de.. Şirin Pancaroğlu.. Harika bir konser verdi, Şirin.. Hele finalde bir Albeniz/ Asturias seslendirdi ki, çıkar çıkmaz CD'sini aldım oracıkta.. Bana bu emsalsiz parçayı Doğan Canku gitarıyla sevdirmiştir. Arpla ilk defa dinledim.. Olağanüstüydü Pancaroğlu..
***

..Ve bir güzel gece de Enka'daydı, geçen hafta.. Bülent Ortaçgil'e gittim.. Kapıdan girdim, kuliste bir stand. Üzerinde Bülent'in CD'leri.. "Benimle oynar mısın"ı gördüm..
Aldım.. 2.5 yaşında bir küçük yeğenim var, müziğe fena meraklı.. Ona armağan edeceğim, Bülent'i.. Belki benimle oynar..
Konser başladı. Tüm salon, Bülent'in çok keyifli sunumları ile dinliyoruz. Mest..
"Bu şarkıyı tam 41 yıl önce yapmıştım" dedi Bülent ve "Benimle oynar mısın"a girdi. Dinlerken 41 yıl önceye gittim. O zaman Türk Pop Müziğini nerdeyse yöneten adam, kuzenim Doğan Şener.. Hey Genel Yayın Müdürü. Milliyet'te de her hafta sonu Pop Müzik sayfası yapıyor.. Pop denince, Doğan'ın sayfaları ve dergileri.. Ben Modern Folk Meneceri diye piyasanın içindeyim 4 yıldır. Ali Kocatepe, yapımcılığa heveslenmiş. l Numara'yı kurmuş. İzmir'den İstanbul'a taşınma yollarında.. Ankara'dan tatil için gelmişim, Doğan'da kalıyorum. Ali girdi içeri.. Elinde bir kaset..
"Bunu albüm yapacağım, dinleyin" dedi.. Başladı şarkılar.. Doğan bana bakıyor, ben Doğan'a..
Yani sağlam bir şirketin olur, bir fantezi diye araya girersin. Ali'nin şirketi yeni.. Metelik sermayesi yok..
Doğan "Batarsın" dedi.. Ben "Beş tane satarsan iyi" dedim.. Ali "Beş tane satarım belki.. Ama 40 yıl sonra da beş tane satmaya devam ederim, bu şarkıları" dedi ve yaptı plağı..
İşte o albümdü, 41 yıl sonra, kapıda satın aldığım.. Ali yanılmamış, Bülent Ortaçgil klasik olmuştu ve hep satıyordu..
"Ali Ağbi inanmasa, ben zor olurdum" dedi, Bülent, kuliste kucakladığımda..
Konser harikaydı. Ortada Bülent ve gitarı.. Bir yanında perdesiz gitarıyla bir başka dev Erkan Oğur.. Klavyede Baki Duyarlar.. Babasını tanır ve severdim. Oğluna kendi adını vermiş. Torunun adı da Baki'ymiş, iyi mi?. Davulda Cem Aksel, basta Erdal Akyol..
Bülent, bazen bu orkestra eşliğinde, günümüz gençlerinin bayılacağı düzenlemelerle coşturuyor salonu.. Bazen tek gitarıyla eski günlere dönüyor..
Harika bir konserdi..
Enka bu konseri tekrarlamalı.. Ben on defa daha giderim!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.