Hasan SUBAŞI: İmralı görüşmeleri

Giriş Tarihi: 8.1.2013
Gerry Adams, Kuzey İrlandalı Katolik bir ailenin oğlu. Babası 17 yaşında IRA militanlarına katılıyor, hapse düşüyor. Kendisi de aynı yolu seçiyor.
Eylemlere katılıyor, tutuklanıp hapishaneye düşüyor, işkence görüyor. Hayatı Protestan milislerden ve İngiliz güçlerinden kaçarak ve savaşarak geçiyor. IRA militanı, daha sonra 1983 yılında IRA'nın siyasi kolu Sinn Fein'in başkanlığına seçiliyor.
Seçildikten sonra Kuzey İrlanda'nın sosyal demokrat partisi ile işbirliği yapıp dönemin İngiltere Başbakanı Blair'in karşısına barış için masaya oturan Kuzey İrlandalı temsilcidir.
Geçmişte İngiliz televizyonlarında adının ve görüntüsünün yayınlanması yasak olan şiddet yanlısı militan, bugün danışalım denilen deneyimli bir kriz çözücü ve barış getiren adam olarak tanınıyor.
"Dünyada hiçbir kriz askeri ya da siyasi sorun, birbirinin aynı değildir" diyor. Adams, "Konuşmaktan kaçan savaşa ortak olur" diyor. "İki tarafın insanlarının sami- mi korkularına kulak vererek barışı başardık" diyor. "IRA'yı savaşın dışında seçenek olduğuna inandırmak zaman aldı. Ne IRA, İngiliz ordusunu yenebiliyordu ne de İngiliz ordusu, IRA'yı. Savaş sonsuza kadar sürebilirdi. ABD'deki İrlandalılar ABD'yi barışa inandırmıştı. IRA'yı silah bıraktırmaya ikna kolaylaşmıştı. Hala İngiliz istihbaratı ve ordusunda ve IRA'da barış sürecine karşı güçler vardır ama Blair farklı düşünebildiği için barış geldi. İngiliz devleti IRA ile değil bir siyasi parti olan Sinn Fein'le masaya oturdu. Ortaya bir belge koymuştuk… Ön şart ve veto hakkı yoktu. Zaman çizelgesi ve son tarih koymuştuk…
En büyük hata 1970'te hem İrlandalı hem de İngiliz politikacıların sorunu askerlere emanet etmesiyle yapılmıştı.
Siyasi sorunlar siyasi çözümler gerektirir.
Bundan kaçmak savaşa ortak olmak demektir. En büyük hata başlangıçta yapılan hataydı.
Diyalog olmazsa savaşın devam edeceğini gören cesur bir lider gerekiyor… Ön şartlarla sadece zaman kaybediliyor.
Kan akmaya devam ediyor. Şimdi bana işkence yapanlardan artık nefret etmiyorum."
Yukarıdaki satırlar eski bir militanın sözleri
… Konuşmaktan kaçan savaşa ortak olur derken kendi halimizi düşündüm. Hala birçok sorunumuza ad koymaktaki sıkıntılarımızı ve tamamen askere havale ettiğimiz aklıma geldi. Diyalogdan çekinmeyen bir lider derken Başbakan'ın bunu göze alıp faturasını öderiz demesi çok önemli bir süreci başlatmıştır.
Tabi ki IRA ve İngiltere arasındaki savaş bizimkinin aynısı değil ama bu tür sorunları, siyaseten çözmenin ve bu sürece çok yönlü iyi niyet ve katkıların sürdürülmesi bakımından pek farklı olacağını zannetmiyorum.
Mehmet Ağar güvenlikçi politikaların en önemli savunucularından biriyken Diyarbakır'da DYP genel başkanı iken verdiği mesaj önemliydi. "Dağa çıkmayı bırakın düz ovada siyaset yapın" dediğinin ertesi Genelkurmay Başkanı "haddinizi bilin" mealinde azarlamıştı Ağar'ı. O dönemde DYP genel başkanlığından ayrılmış ve Antalya'ya dönmüş olmama rağmen Ağar'ı konuşmasından ötürü kutlamıştım.
O da çok mutlu olduğunu ve benim görüşümün kendisi için önemini vurgulamış ve ilk başkanlık divanı toplantısına, sıfatım olmamasına rağmen davet etmişti. Toplantıda, genel başkan yardımcılarının bu sözlere çok tepkili olduklarını sezmiştim.
Ağar da ilk sözü bana vermişti.
Ben de, terör ve Kürt sorunu konusunda mevcut güvenlik politikalarının yetersiz kaldığını bunun, öncelikle sivil siyasetin konusu olduğunu vurgulamıştım.
İlk defa bir genel başkanın böyle bir söylemle sorumluluk aldığını ve bunun, bir paradigmanın sonu ve değişim süreci olabileceğini söylemiştim. O yıllarda bu söylemin altı doldurulamadığı gibi destek de görmemişti.
Son yıllarda durum değişti. Asker teröre karşı görevinin başında ama siyasetçiler de en başta sorumluğu yüklenmiş durumda… Başbakanın kararlılığı ve ana muhalefet lideri Kılıçdaroğlu'nun katkı söylemi de önemli! Bu çok zor süreçte kolaylıklar…
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Hasan SUBAŞI: İmralı görüşmeleri
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN