Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Piyanoda Beethoven çalıp Selami Şahin dinliyordum

Giriş Tarihi: 14.9.2013

Zeki Müren, Bülent Ersoy, Behiye Aksoy ve daha niceleri Küçükçiftlik Gazinosu'nda sahneye çıkmış, assolistliklerini burada taçlandırmışlardı. Şimdi, aynı yerde 'Gazino Geceleri' geri geliyor. 16 yaşında assolist olarak sahneye çıkan Seren Serengil, 19 Eylül'de bu sahnede olacak, yine assolist olarak

Seren Serengil ismi beni 1990'lı yıllara götürüyor hep. Gözümün önüne transparan elbiselerle, otrişlerle, takma kirpiklerle, lenslerle sahnede boy gösteren küçük bir kadın hayali düşüyor. Gencecik haline bakmadan takındığı kadın kadın halleri canlanıyor gözümde. Sonrası alışılmış bir tanıdıklık. Aynı yaşlarda olduğum bu kadın, 20 yıldır hayatımızda...
16 yaşında Başkent Gazinosu'nda İbrahim Tatlıses'i kadrosuna alarak çıktığı assolistlik macerasından sonra hep magazinin gündeminde oldu. İlk yıllarda albümleri, dizi filmleri konuşuldu.
Sonraki dönem evlilikleri, kaybettiği bebekleri... Hayatının bu iki ayrı dönemine an be an tanık olduk. 'Ben İsviçre'de okudum, yıllarca piyano dersi aldım, diğerleri benim seviyemde olamaz,' tarzı açıklamalarını itici bulduğumuz da oldu. Dokuz ay taşıdığı bebeği doğumdan sonra öldüğünde döktüğü sahici gözyaşlarının içimizi acıttığı da. Seren Serengil vardı hep...
- Neden yeni bir kariyer planlaması yaptınız?
- Ben bu camiada farklı bir konumda, farklı düşüncede olan bir kimliğim.
Gelişmekte olan ülkelerdeki sanatçılar gibi, her sene albüm çıkarıp, televizyon programı yapmıyorum.
Biteceğim kaygısıyla göz önünde olmaya çalışmıyorum. Bu dünyada geçerli bir sistem değil, çok alaturka.
İnsanların sevdiği, takip ettiği, taklit ettiği biriysen her an bir şey yapman gerekmiyor. Ama Türkiye'de sistem farklı işlediği için, bir şey yapmayıp ara verdiğinde, diğerleri senden daha başarılı ve önde algılanıyor. Ben iyi proje geldiği zaman, doğru zamanlarda doğru yerlerde olmayı tercih ettim.
- Siz dünyada kime benzetiyorsunuz kendinizi, Kim Kardashian mı, Paris Hilton mu mesela?
- Kim Kardashian ya da Paris Hilton değil aslında. Kimlik olarak bir şeysen sürekli bir üretim halinde olmak zorunda hissetmiyorsun kendini.
- Siz kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz, ünlü olarak mı?
- Ben TRT'de Mehmet Aslantuğ ile bir diziyle başladım kariyerime. Hem oyunculuk hem şarkıcılık yaptım.
Birçok dizide oynadım. Esas mesleğim şarkıcılık. Diğer arkadaşlarımdan farklı olarak ben her sene bir şey yapmak istemiyorum. Dünyada da birçok şarkıcı, oyuncu üç dört senede bir albüm yapar, proje içinde yer alır.
Ben her sene bir şey üretmediğim için, şimdi sahneye çıkıyor olmam bir dönüş olarak algılanıyor.
- Biraz da heves gibi algılanıyor...
- Heves değil bu. Benim mesleğime her zaman büyük sevgim var. Bir işadamının bile sahip olamayacağı imkanlara ve forsa bu meslek nedeniyle sahibim.
Maddi olarak getirisi yüksek bir meslek, toplum gözündeki saygınlığı yüksek. Bir dönem hayatımda bir tercih yaptım. Hayatımı bu mesleğe vererek her daim zirvede olmak, göz önünde olmak değildi ilk tercihim. Benim ilk tercihim aile kurmak anne olmaktı.
- Anne olmayı denediniz ve olmadı. Ümidinizi mi yitirdiniz?
- Bu mesleği yaparken bir evliliğin gideceğine inanmadım, hiçbir meslektaşım da yürütemedi evliliğini.
Ben de yürütemedim. Aile kurmak en büyük hayalimdi. Bir türlü Allah bana o istediğim çocuğu vermedi. Hayal ettiğim aile fotoğrafına kavuşamadım.
Hayatıma devam etmek zorundaydım.
Ben de ikinci seçeneğime yani mesleğime yönelmeye karar verdim.

ARKADAŞINA GÖNDER
Piyanoda Beethoven çalıp Selami Şahin dinliyordum
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN