Yabancı değiliz misafiriz

Giriş Tarihi: 14.6.2014

160 ülkeden 55 bin öğrenci Türkiye'de üniversite eğitimi görüyor. Kimi İstanbul'a duyduğu büyük tutkudan dolayı kimi de çocukluk hayalinin peşine düşüp gelmiş. Hepsi Türkiye'nin gönüllü elçileri

ÜLKELER
arasındaki sınırlar, kapalı kapılar, öğrenciler tarafından açılıyor. Şu an 4 milyona yakın öğrenci dünyanın farklı ülkelerinde eğitim görüyor, ülkeler arası gönül köprüleri kuruyor. Türkiye'de ise Ortadoğu'dan Afrika'ya, Asya'dan Avrupa'ya 160 ülkeden 55 bin uluslararası öğrenci eğitimine devam ediyor. Hepsi de farklı hayal ve hikayelerin peşinde. Üstelik gelenekleri ve yaşam tarzlarıyla sosyal ve kültürel hayata renk katıyorlar. Geleceğin gönüllü elçileri olan ve İstanbul'da okuyan Mısırlı, Endonezyalı, Cibutili, Osetyalı, Moğalistanlı, Sierra Leoneli öğrencilerle bir araya geldik ve onlardan Türkiye'ye gelme serüvenlerini dinledik. Hepsinin yaşam hikayesi bambaşka olsa da ortak paydaları Türkiye.

WIldan (22) Endonezya Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi İslami İlimler hazırlık öğrencisi

TSUNAMİ SONRASI GELDİM, ÜÇ YIL OLDU
Sene 2004. Endonezya'nın Açe bölgesindeki büyük deprem sonrası oluşan tsunami birçok Endonezyalının hayatını alt üst etti. Onlardan biri de Wildan. 13 yaşındayken altı kardeşiyle birlikte yetim kalmış. Yanına sığındığı halası ise bir süre sonra Wildan'ı eğitim görmesi için bir yetimhaneye göndermiş. O ise umudunu hiç kaybetmemiş ve yolu bir şekilde İstanbul'a düşmüş: "14 yaşımda İstanbul'a geldim ve o gün şehre âşık oldum. Endonezya'ya döndüğümde de 'Liseyi bitirip İstanbul'da okuyacağım' dedim hep. Bu hayalimi gerçekleştirmek için çok çalıştım. Üç yıldır buradayım." Türkçeyi öğrenmekte zorluk çekmediğini söyleyen Wildan, buradaki yaşamını ise şöyle anlatıyor: "En hoşuma giden ise 'Sen nerelisin?' diye sorulması. Çünkü 'Endonezyalıyım' dediğim an insanlar seve seve yardım ediyor. Yaşadığım iki zorluk var. Biri soyadı konusu. Biri soyadımı sorduğunda 'Biz soyadı kullanmıyoruz' dediğimde insanlar şaşırıyor. İkincisi motosiklete binememek. Ülkeme döndüğümde de kültür, politika ve ekonomide edindiğim bilgileri aktarmak en büyük hayalim. Gönül elçisi olacağım."

Ala Abdulahİ (24) Mısır Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Uluslararası İlişkiler hazırlık öğrencisi

KAHİRE VE İSTANBUL BİRBİRİNE BENZİYOR
"İstanbul tam okunacak şehir" diyor Ala Abdullahi. Bir buçuk yıl önce hayallerinin peşine düşüp gelmiş. Küçüklüğünden beri farklı dillere, kültürlere ve tarihe ilgi duyduğunu söylüyor. Mısır'da Zekazik Üniversitesi'nde İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitiren Ala, Arapça dışında dokuz dil biliyor. Osmanlı üzerine araştırma yapmaya başlayınca da okumak için İstanbul'a gelmeye karar vermiş: "Gelecekteki hedefim Mısır ile Türkiye arasında uluslararası ilişkiler alanında bir pozisyonda görev almak. Mısır ve Türkiye'nin ortak noktaları çok fazla. Kahire ve İstanbul birbirine benziyor. İstanbul'da hiç yabancılık çekmedim. Birçok dostum oldu burada. Denizi, tarihi, insanlarının sıcaklığıyla yaşanası bir şehir. Mısır'daki arkadaşlarıma 'Gelin, burada okuyun' diyorum."

Atmar Mansour Yahya (19) Cibuti İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü TÖMER hazırlık öğrencisi

İLGİM DİZİLERLE BAŞLADI
Doğu Afrika'da bir ülke Cibuti... Uzun yıllar Fransızlar'ın sömürgesinde kalmış. Ta ki 1977'de bağımsızlığını elde edene dek... Atmar Mansour Yahya'nın babası Cibuti Cumhurbaşkanlığı'nda görevli. 13 yaşında şiir yazmaya başlayan Atmar, 15 yaşında ilk şiir kitabını çıkarmış. Okumayı çok seviyor ama dizi izlemeyi de ihmal etmiyor: "Kıvanç Tatlıtuğ hayranıyım. Fatih Harbiye ve Aşk-ı Memnu dizilerini seviyorum. İstanbul'a ilgim de böyle başladı. Üç aydır İstanbul'dayım. Çok güzel bir şehir. Ama ilk geldiğimde kimsenin dil bilmemesi beni şaşırtmıştı. Çünkü bizim ülkemizde dört dil konuşuluyor. Türkiye'de psikoloji eğitimimi tamamladıktan sonra Cibuti'ye dönüp çalışmaya başlayacağım."

Udral Surenjav (23) Moğolistan Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü üçüncü sınıf öğrencisi

MİMARİ İÇİN BURADAYIM
Udral Surenjav, Moğolistan'ın Ulanbatur şehrinden gelmiş. Çocukluğundan beri çizimle ilgili. Lise yıllarında mimarlığa yönelmiş. Bu sevdası da onu İstanbul'a okumaya kadar sürüklemiş. Udral, İstanbul'a geliş serüvenini anlatırken heyecanlı: "Babam mimar olmam için beni çok destekledi. Önce ablam İstanbul'a geldi, ardından da ben. Açıkçası Türkiye hakkında pek bilgim yoktu, halkın Müslüman olduğunu bile yeni öğrenmiştim. Camiler bana farklı gelmişti. Sabah namazı için ezan sesini duyunca 'Ne oluyor?' diye şaşırıp kalıyordum." Türkçeyi öğrenmekte zorlanan Udral, bu yüzden başına gelenleri de "Türkçe öğretmenime kelimeleri karıştırıp uzun süre 'hoca' yerine 'koca' demişim. Hocam da hiç bozuntuya vermedi. Arkadaşlarım sonradan uyardılar. Çok güldük" diyerek anlatıyor. İstanbul'da insanların kendisine sıcakkanlı yaklaştıklarını söyleyen Udral şöyle devam ediyor: "Moğolistanlı olduğumu öğrenince hemen 'Türk müsün?' sorusuyla karşılaşıyorum. 'Hayır, biz Türk değiliz, biz Moğoluz' desem de anlatamıyorum kendimi. İstanbul'daki tarihi yerler, binalar mimarlık için çok önemli. Onun için buradayım. Bir yıl sonra okulum bitiyor. Hayalim Moğalistan'a dönüp güzel yapılar yapmak."

VIctor Kamara (24) Sierra Leone Marmara Üniversitesi Politika ve Uluslararası İlişkiler Bölümü ikinci sınıf öğrencisi

MARTILARLA YOLCULUK YAPIYORUM
Batı Afrika ülkesi Sierra Leone, yıllardır elmas madenleri üzerinden yaşanan savaşlara sahne oluyor. Victor Kamara da Sierra Leoneli yoksul bir ailenin tek oğlu. Ülkesindeki bir okulun kapısını çalıp "Beni okutun" demiş. Liseden sonra da ABD'de üniversiteye gidip gazetecilik eğitimi görmüş. Ülkesindeki açığı görünce de doktor olmaya karar verip İstanbul'a gelmiş. İstanbul'a ilk geldiğinde hissettiklerini "Cennet gibi bir yerle karşılaştım" cümlesiyle özetliyor. "Okula giderken her gün vapura binip martılarla yolculuk yapmayı seviyorum" diyen Victor, hayatının dönüm noktasını da burada yaşamış: "Ailem Müslüman ama misyoner okulunda okuduğum için Hıristiyan'dım. İstanbul'a gelmeseydim Müslüman olmayacaktım." Tıp eğitimine başladıktan bir süre sonra bölüm değiştirip politika ve uluslararası ilişkiler okumaya başlayan Victor, Türkiye'deki Afrikalı Öğrenciler Derneği'nin başkanlığını yapıyor. Victor, "Burada sağlık, ekonomik ve sosyal alanlarda güçlü olan ne varsa öğreniyorum. Ülkeme döndüğümde uygulayacağım" diyor.

Kyamran Mamedov (18) Osetya İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Bölümü TÖMER hazırlık öğrencisi

ANNEMİ İKNA ETTİM, GELDİM
O, 1 milyon nüfuslu Osetya'dan Türkiye'ye okumak için gelen tek Osetyalı öğrenci. Ülkesinin temsilcisi gibi hissediyor kendini. Başarılı bir sporcu, boksta birçok birinciliği var. Osetya'da Türk TV kanallarını izleyip İstanbul'dan çok etkilenmiş. Lisenin ilk yılından itibaren üniversiteyi İstanbul'da okuyabilmek için ailesini ikna etmeye çalışmış ve sonunda da başarmış. İyi bir gazeteci olmayı hayal ediyor. İstanbul ise onun için bambaşka bir şehir: "Osetya'nın yüzde 20'si Müslüman. Azınlığız. Çok fazla ayrımcılık var. Hayalim büyük bir gazeteci olup bu yanlışları, haksızlıkları, duyurmak ve ortadan kaldırmak. Burada Gürcistan, Kazakistan gibi birçok ülkeden arkadaşlarım oldu; kültürel anlamda kaynaşıyor, paylaşımlarda bulunuyoruz."

Mehmed Ali Bolat Uluslararası Öğrenciler Derneği Federasyonu (UDEF) Başkanı

HEDEF 250 BİN ÖĞRENCİ
1983'ten beri Türkiye'ye başka ülkelerden öğrenci geliyor. 1991-2011 yılları arası 100 bin öğrenci gelmiş. Bunların 80 bini ülkelerine dönmüş. 5 ya da 10 yıl bir ülkede kalmak demek o ülkeyi ikinci vatan olarak görmeye başlamak demek. Bugün dünyanın neresine giderseniz gidin Türkçe konuşan ve Türkiye'yi tanıtan insanlarla karşılaşırsınız. Türkiye'den mezun olanlar ticarette, siyasette, kültürde Türkiye'nin gönüllü elçileri olarak faaliyet yürütüyorlar. Beş yıla kadar 250 bin misafir öğrenci hedefini sivil toplum kuruluşları ve devletin tüm kurumlarıyla birlikte gerçekleştirmeyi amaçlıyoruz. Çünkü ülkelerini döndüklerinde Türkiye'yi tanıtacaklar. Türkiye'ye yoğunluklu olarak Afrika, Ortadoğu, Balkanlar, Kafkasya, Orta Asya ve Türki Cumhuriyetler'den gelen öğrenciler var. Ama son dönemde Güney Asya'dan Avrupa'dan ve Amerika'dan ilgi arttı. Dört yılda yüzde 50'lik artış var. Gelenlerin yüzde 60'ı erkek, yüzde 40'ı kadın. Başörtüsü yasağının kalkması sonucu kadın öğrenciler Türkiye'yi tercih etmeye başladılar. En çok Azerbaycan'dan 7 bin, Türkmenistan'dan 4 bin, Moğalistan'dan 2 bin, Kazakistan'dan 2 bin, öğrenci var."
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Yabancı değiliz misafiriz
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN