Bu ihmal çok ağlatır

Yaşarlı akademisyen Özgürel, Türkiye'deki konutların sadece yüzde 36'sının zorunlu deprem sigortasına sahip olduğunu belirtti, "Ege'de ise bu oran yüzde 33'le ortalamanın altında" dedi

Giriş Tarihi: 4.3.2014
Yüzde 98'i deprem bölgesi olan ülkemizde, her yıl Mart ayının ilk haftasında "Deprem haftası" adıyla halkın bilincini artırmak için çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Yaşar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Banu Özgürel, bunlara karşın 17 Ağustos 1999 ve iki yıl önceki Van depremlerinde 10 binlerce insanını kaybeden, toplam 300 binin üzerinde konut ve işyeri yıkılan ya da hasar gören Türkiye'de "sigortalılık" bilincinin istenilen düzeyde olmadığını söyledi. Özgürel, "Adı 'zorunlu' olsa da kendi zorunlu olmayan 'Zorunlu Deprem Sigortası' yaptırma oranı, yalnızca yüzde 36,20. Bu oran tamamı 1. derece deprem bölgesi olan Hakkari ve Şırnak'ta yüzde 10'u bile bulmuyor. Oysa risk bölgelerine göre, deprem gibi doğal afetlere karşı taşınmazlarımızı güvence altına alan DASK yaptırmanın 100 metrekare bir ev için aylık en fazla maliyeti, iki paket sigara parası olan 14 lira" dedi.

TEK GÜVENCE
Depremin ülke ekonomisine verdiği zararı ortadan kaldırmanın en güzel yolunun sigortalı yaşamak olduğunu belirten Özgürel, "İstanbul'da olması beklenen depremin tahmini ekonomik kaybı, Türkiye'nin yıllık GSMİH'sının yüzde 28'i. Bu büyüklükte bir doğal afetin olmasını, ekonomimiz ne derecede kaldırabilir tartışılır. Felaketlerde hayatın kaldığı yerden devam edebilmesini sağlamak için tek güvence sigorta. Acaba biz buna hazır mıyız? Sigorta, yalnızca bireylerin değil, devletin de afetler sonrasında taşıdığı yükü hafifleten bir unsur. Bu nedenle riskin sigorta yardımıyla dağıtılması gerekiyor" dedi. Deprem gibi doğal afetlerde, sigorta yaptırmanın, risklere karşı mallarımızı güvenceye almanın en kolay, güvenilir ve az maliyetli yöntem olduğunu kaydeden Özgürel, şöyle devam etti; "Türkiye'de sigortalılık oranı şu anda yüzde 36,20. DASK sistemi, 14 yıl önce kurulmasına karşın sigortalılık oranı istenilen düzeye ulaşamadı. Yaşanan bunca can ve mal kaybına rağmen Türkiye'de risk bilincinin hala düşük seviyelerde olması ve 'bir şey olmaz' anlayışı, risklere karşı önlem alınmasını ve halkın bilinçlenmesini geciktiriyor. O nedenle sigortalanma oranının artması, DASK'ın sadece elektrik ve su bağlatmak, tapu almak için kullanılan bir zorunluluk olarak algılanmasından daha farklı bir amacı olduğunu iyi anlatmamız gerekiyor" diye konuştu.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Bu ihmal çok ağlatır
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN