Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Üstün yetenekli çocuk daha şanssız

Giriş Tarihi: 26.1.2014

Çocuk gelişim uzmanı Aysel Laçin, down sendromlu ve otistik çocukların yaşama tutunmaları için çabalarken üstün yetenekli çocuklara ve ailelerine de yol gösteriyor Eğitim sisteminin normal çocuklara açık olduğunu ve içine farklı çocukları almadığını vurgulayan Laçin, "Sistemde en şanssız çocuklar ne yazık ki, üstün yetenekli çocuklar" diyor

Bursanın ilk çocuk gelişim ve danışmanlık merkezini kuran çocuk gelişim uzmanı Aysel Laçin, özellikle çocukluğun 0-6 yaş arasındaki en önemli döneminde çocukla ilgili tüm değerlendirmelerin yapılması gerektiğinin önemine değiniyor.

En çok hangi dönemlerde hangi vakalar geliyor?
2-2,5 yaşlarında çocukların göz kontağına girememesi, seslendiğinde bakmaması, yaşıtlarından farklı olması ve konuşmaması sorunları ile de bize gelebiliyor aileler. Burada sorunu çok iyi tespit edip tanısını koymak gerekiyor. Sürecin başlangıcından itibaren tüm aşamaları büyük hassasiyet gerektirir ve zorluk içerir. Bebek ne kadar küçükken bu tanı konulursa yapacağımız uygulamaların kazanımları da o ölçüde artıyor. Artık bir otizm vakasında yurt dışında 6 aylıkken teşhis koyuluyor bu çok güzel bir ilerleme biz Türkiye'de böyle bir teşhis koyamıyoruz ne yazık ki. Böyle durumlarda üç dört yaşına kadar bekletilmesi gerekli yönündeki uyarılara kesinlikle kulak asılmamalıdır ne kadar erken teşhis koyulursa o kadar başarılı sonuçlar alınır. Tanı koyacak uzmanın da büyük önemi vardır. Altına imza atacağınız bir kararda kesin sonuçlarla hareket etmeniz ve bir doktorlar heyeti ile çalışıyor olmanız gerekiyor. Biz çocuk gelişim uzmanları olarak gerekli çalışmalarımızı çıkıp hazırladığımız raporlarla birlikte uzman doktorlara yönlendirmemizi yapıyoruz ve onlar da incelemelerini tamamladıktan sonra tanılarını koyuyorlar. Çocuk gelişim uzmanları vakayı inceler ve rapor hazırlarlar tanı koymazlar bu konuda da aileleri bilgilendirmek gerekiyor.

Down sendromlu çocuklar ve otistik çocuklarla ilgili uzmanlaşmış bir çocuk gelişim uzmanı olarak teşhis koyulduktan sonra neler yapıyorsunuz bu çocuklarla?
Down sendromlu çocuklar çalışılması kolay çocuklardır çünkü kendi içinde üç tipe ayrılan bu çocukların kapasiteleri, öğrenme düzeyleri ve yapabilecekleri bellidir. Bu çocuklarda zeka geriliği sorunu vardır ve duygusal olarak çok kolay iletişime girebildiğimiz, çok kolay bir şeyler katabildiğimiz çocuklardır. Tüm akademik, sosyal, motor gelişim, öz bakım çalışmaları bu çocuklarla yapılabilir. Elbette bahsettiğim birkaç hafta, birkaç ay ya da bir yıl gibi bir zamanda sonuç almak değil. Aileler çocuklarının mümkün olan en kısa zamanda konuşmasını istiyor ancak ne yazık ki bu mümkün değil. tanı koyulduktan sonra ailelerde bir reddetme süreci başlar. Eğer aile bu süreci kısa sürede atlatırsa ve kabullenmeye geçerse çocuğu ile ilgili çok daha verimli çalışmalar yapılır. Eğer aile çocuğunun içinde bulunduğu durumu kabullenmezse verimli çalışmalar yapamayız çünkü aileyi işin içine katamayız. Oysa otizm bambaşka bir şeydir. Çok esrarengiz bir konudur. Çok kapalıdır. Sürpriz bir kutu gibidir. İçinden ne çıkacağına dair sürprizler barındırır içinde. Zoru seven ve sıra dışı şeyler arayan çocuk gelişim uzmanlarını kendisine çeken bir konudur. Bu konuyu çok iyi bilen uzmanların bu konuda çalışmaları yapması en doğrusudur. Tüm bu çalışmaların en başında biz çocukla göz kontağı kurup iletişim kanalını açmaya çalışırız. Çok sabır isteyen bir iş. Bir davranışı kazandırmak için koca bir yıl uğraşmak gerekebiliyor bazen. Bazen bir yılda anne dedirtebildiğimiz çocuklar oluyor. Tüm bu çalışmalarda aile çok önemli. en büyük iş aileye düşüyor. Burada biz yol göstereceğiz aileler uygulayacaklar. Siz çalışırsanız çocuğunuz kazanır. Burada genelde hep iş uzmana bırakılır. Başarı ya da başarısızlık uzmana yüklenir ancak gerçek pek de böyle değildir.

Ülkemizde bu çocuklara dikkat çeken çalışmalar yeterli mi?
Son dönemde bu konudaki çalışmalar giderek yoğunlaşıyor ancak kesinlikle yeterli olduğunu düşünmüyorum. Dünyada bu konuyla ilgili kitap ve filmler konusunda muhteşem bir arşiv var ancak ülkemiz bu konuda maalesef biraz kısır.

Bu çocuklar bir kenara koyulmuş çocuklar mıdır? Yok mu sayılmıştı?
Ben 1998'de iş hayatına başladım. o yıldan bu yana gerçekten çok güzel gelişmeler yaşadık. Artık aileler çocuklarını göstermeye başladı. Çocuklarının farklılıkları ile toplumda var olabileceklerini anlamaya başladılar. İlk beş yılda da bu konuda sıkıntı yaşanıyordu. Bizler çocukluğumuzda bu çocukları bilmiyorduk, tanımıyorlardı, gizleniyorlardı, saklanan çocuklardı onlar... Acı gerçek bu aslında.

Üstün yetenekli çocuklar için neler yapılıyor?
Gelişimsel geriliği olan çocuklar bu noktada daha şanslı. Onlarla ne yapacağını biliyor insanlar en azından belirli merkezler var onların rehabilitasyonu için ama üstün yetenekli çocuklarda hakikaten acı bir tablo ile karşı karşıyayız. Şu anda yapılacak hiçbir şey sunmuyor devlet bu çocuklara, sadece İstanbul'da bir merkez var. Yurt dışında bu çocukların yeteneklerinden yararlanmak için muhteşem çalışmalar yapılıyor olsa da bizim ülkemizde ne yazık ki, zekalarının körelmesi bekleniyor. Bence böyle merkezler oluşturmak çok zor oluşturulmamalı. Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu konuda özel çalışmaları, özel projeleri olmalı. Her ilde böyle merkezler oluşturulmalı. Bu çocuklar ülkenin gelişmekte olan ülke olmaktan çıkıp gelişmiş ülke kategorisine girmesi konusunda katkılar sunabilirler.

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Üstün yetenekli çocuk daha şanssız
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN