Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Samast'ı oradan kaçıranlar polisti

Hrant Dink davası avukatlarından Fethiye Çetin, dört yılı şöyle özetliyor: "Sanki çok koridorlu bir mekândayız. Her an dışarı çıkıp ışığı görebiliriz ama yürüdüğümüzde kapılar duvar oluyor"

Giriş Tarihi: 16.1.2011
DÖRT YILDIR AYNI YERDEYİZ
"Her 19 Ocak'ta bir rapor hazırlıyoruz. Bu yılki raporu hazırlarken, henüz dava başlamadan basın açıklamasına yazdığımın hemen hemen aynısını yazmak durumunda kaldığımızı fark ettim. O zamanki tespitlerimiz hâlâ geçerli. Ama ilk günlerde cinayetin arkasındaki gücü ortaya çıkaracağımız konusunda daha kuvvetli bir umuda sahipmişiz. O gün ihtimal dâhilinde söylediğimiz birçok şey netleşmiş durumda. Yine de umutlu olmak için sebeplerimiz var. Örneğin AİHM'nin 14 Eylül'de verdiği ve bugünlerde kesinleşen karar hepimize görevler yüklüyor ve sil baştan başlamak gerekiyor. Siyasi irade, Hrant Dink cinayetinin aydınlatılması konusunda bir niyete sahipse, yapmaları gereken; bütün bu aşamaların yeniden başlatılması için düğmeye basmak. Sanki çok sayıda koridoru olan bir mekândayız, her an dışarı çıkıp gün ışığını görebiliriz, ama bu koridorların her birinde yürüdüğümüzde kapılar duvar. Yani gün ışığını görüyoruz ama ona ulaşamıyoruz. Cinayet öncesindeki suç olan eylemleri görüyoruz, soruşturun bunları diyoruz, kapatılıyor. "

DEVLET GÖREVLİLERİ KORUNUYOR
"Trabzon'dakiler, İstanbul'dakiler, MİT, Emniyet, Ülkücüler, Alperenler, Büyük Hukukçular Derneği gibi pek çok kişi ve kurum... Bunlar Hrant Dink'ten aynı dilekçelerle şikayetçi oluyorlar, aynı dilekçeyle müdâhil oluyorlar, aynı çağrıyla duruşmalara geliyorlar, aynı pankart etrafında toplanıyorlar ve sonra Hrant Dink öldürülüyor. Cinayetle ilgili bilgi toplayıp, bu bilgileri savcılara ulaştırması gereken Emniyet ve Jandarma görevlileri bunu yapmadıkları gibi delil saklıyor, delil karartıyor, delilleri değiştiriyor, sahte evrak üretiyor ve konuşmasın diye insanları tehdit ediyor. Hepsi hakkında davanın aynı mahkemede açılması gerekir. Şu ana kadar yürütülen soruşturmalarda sanki belli bir çerçeve çizilmiş ve yargıçlar ile savcılar bu çerçeveye göre davranıyor. Soruşturma, Ogün Samast ve çevresindekilerle sınırlı bir örgüt çerçevesinde tutulmak isteniyor. Açılan soruşturmalarda ve davalarda 'neden' asla araştırılmıyor. Bakın Haberal'la ilgili gelişmeye! Haberal'ın raporunu gizleyen doktor, örgüt üyesi olmadığı halde örgüte yardım ve yataklık etmekten tutuklandı. Bizim davamızda da polis ve jandarma, delilleri gizleyerek, hareket serbestisi sağlayarak, onların önünü açarak neye yardım ettiler? Cinayete ve örgüte. Öncelikle; TCK 207. Maddesi'nin 7. Fıkrası'na uygun olarak bu kişiler hakkında dava açılması lazım. İkincisi; işledikleri suçlar ana davayla bağlantılı suç olduğu için birlikte görülmesi gerekir. Üçüncüsü; eylemleri TCK'nın 83. Maddesine göre 'öldürme' fiilidir. TCK 83. Maddesi 'Görevi ölümü engellemek olan, kendisine bu görev kanunla ya da sözleşmeyle verilen kişi eğer gördüğü halde harekete geçmezse kasten öldürmeden yargılanır,' diyor."

BU DAVA BİR FIRSAT OLABİLİRDİ
"Hrant Dink öldürülmeden önce arkasında Neden Hedef Seçildim ve Ruh Halimin Güvercin Tedirginliği başlıklı iki yazı bıraktı. Kimler tarafından tehdit edildiğini, kimlerin onu hedef haline getirdiğini isim vererek yazdı. Normal bir cinayet davasında savcı, maktulün bıraktığı bu tür yazılarla ilgilenmez mi? Öncelikle oradaki isimleri soruşturmaz mı? Bu yapılmadı. Hrant Dink cinayetinin büyük bir soruşturma olduğunu, zamanının çoğunu bu davaya ayıracak savcılar atanmasını istedik; kabul edilmedi. Veli Küçük, Kemal Kerinçsiz, Sevgi Erenerol, Oktay Yıldırım, İstanbul vali yardımcısı, görüşmedeki iki MİT mensubunun tanık olarak dahi bilgisine başvurulmadı. Bu davanın en önemli özellikleri; cezasızlık, dokunulmazlık ve ortak yalan. Çünkü bu devletin kuruluşundan itibaren Ermeni düşmanlığı içeren bir ideolojik formasyonu var. Halbuki bu dava çok önemli fırsatlar sunuyor. Bunları kullanırsak Türkiye'de bir daha böyle cinayetler düşünülmez. Bu devletin bütün kirli işlerinin ve zihniyetlerinin yumağı burada sınanıyor."

DÖRT YILDIR CEVAPLANMAMIŞ SORULAR
- Akbank Osmanbey Şubesi'ne ait ATM kamera kayıtlarının önemli bir bölümü Emniyet birimlerinde neden yok edildi?

- Samast'ın cep telefonu ve SIM kartına ilişkin ifadeler arasındaki çelişki ve karmaşıklık neden çözümlenmedi?

- Samast'ın cinayetten önce oturduğu internet kafedeki kişilerin tanıklığı ve kullandığı bilgisayar kayıtları çok önemli olduğu halde neden araştırılmadı?

- Ogün Samast koşarken Saray Kumaşçılık kameralarına takılan ve onun uzaklaştığını gördükten sonra, sokağın köşesindeki inşaatın kapısından içeri girip kaybolan iki kişiye ilişkin neden hiçbir araştırma yapılmadı?

Hrant Dink 1970'li yıllardan beri izleniyordu
"Biz Hrant Dink'in izlendiğini söylüyorduk daha önce, hatta onu öldürecek kişiler de izleniyordu, diyorduk. Buna ilişkin yeni bir belge geçti elimize. Hrant Dink ilk kez 2003 yılında yurtdışına çıkmış ve pasaportu çok zor almış. Ve o pasaport başvurusuyla Hrant Dink'in ne zamandan beri izlendiğine dair bir rapor bu. Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı (C) Şubesi Büro Amiri Yılmaz Angın'ın, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Başmüfettişlerine vermiş olduğu 24.09.2009 tarihli ifadesi şöyle: 'Nitekim İstanbul İstihbarat Şubesi 1970'li yıllardan beri Hrant Dink'i izlemektedir, bu nedenle hem onu hem de onun faaliyetleri neticesinde meydana gelen gelişmeleri yakından tanımak durumundadır. Özelde ise, 31.09.1997'de İstanbul Pasaport Şubesi'ne yazdığı bir yazıda da açıkça ifade ettiği gibi Dink'i Ermenilik faaliyetlerinde çalışma hedefi olarak görmüş ve çalışma konusu olarak tespit etmiştir.' Bir başka belge ise 2 Mart 2004 tarihli ve Emniyet Müdür Yardımcısı Hakan Aydın Türkeli imzasını taşıyor. Belgede şu ifadeler yer alıyor: '26/02/2004 günü Ülkü Ocakları İstanbul İl Başkanı Levent Temiz; 'Bundan sonra Hrant Dink hedefimizdir, Türk milletinin hedef tahtasındadır,' şeklinde basına açıklamada bulunmuş; ayrıca Agos gazetenin telefonlarını arayan kimliği meçhul kişilerce Hrant Dink'e yönelik ölüm tehdidinde bulunulduğu öğrenilmiştir. Agos Gazetesi bürosu ve Hrant Dink'e yönelik herhangi bir müessif olayın meydana gelmemesi için yukarıda adresi yazılı gazete bürosu ve Hrant Dink'in ikamet ettiği adresin çevresinde gerekli güvenli tedbirlerinin alınmasını rica ederim.' Bu iki belgenin yanı sıra size şu özel bilgiyi verebilirim: Cinayet günü burada polislerin yardımı var. Bunu şu an deliliyle ortaya koyamıyorum, ama bunu biliyorum; bu konuda benimle konuşanlar var. Cinayet günü çevrede Samast'ın güvenliğini alan, güvenli bir biçimde buradan kaçmasını sağlayanlar var."

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Samast'ı oradan kaçıranlar polisti
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN