Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Tekzip ve düzeltme metni

Giriş Tarihi: 3.4.2011

Şirketinize ait SABAH Gazetesi isimli günlük süreli yayının 20 Mart pazar günkü basımının, Pazar Sabah ekinde Ayşe Ferhangil tarafından Deniz Uğur'la yapılan röportajda, kısmen aleni, kısmen zimnen müvekkilim aleyhine gerçeğe aykırı iddia ve ithamlarda bulunmuştur. Söz konusu röportajda, müvekkilin kişilik haklarına tecavüz mahiyeti taşıyan itham ve iddialarda bulunmuştur. Müvekkilim kamuoyuna adeta:
a. Çocuklarını istemeyen ve onlardan rahatsız olan,
b. Çocuklarının annesi hakkında asılsız yazılar yazarak kendisine zarar veren,
c. Mahkeme kararıyla müvekkilin susturulduğu,
d. Müvekkilin, Deniz Uğur'un çalışmasına engel oluşturmaya çalıştığı,
e. Deniz Uğur'un bu ilişkide bir mağdur, müvekkilin ise baskıcı, bencil bir kimse,
Olarak yansıtılmıştır.
IV - İş bu sebepeledir ki, müvekkilim tüm iyi niyet ile kamuoyunu doğru bilgilendirmek adına, kanundan kaynaklanan cevap hakkını kullanmak arzusundadır.
İş bu tekzibe konu yazılar ve yazılar içeriğinde yer alan hususlar gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Müvekkilim gerek yazmış olduğu yazılarda ve gerek yapmış olduğu programlarda ve gerekse de sürdürmüş olduğu hayat tarzı ile hayata karşı duruşunu, hakkın ve adaletin yanında oluşunu, kadına ve çocuğa bakışını tüm kamuoyu açık ve net bilmektedir. Müvekkilim Sayın Deniz Uğur ile üç yıl süren bir birliktelik yaşamış ve bu birliktelikten her iki tarafın müşterek arzusu ile Mina Deniz MUHTAR ve Poyraz Deniz MUHTAR dünyaya gelmiştir. Müvekkilimin Sayın Nilüfer hanımın kızı Ayşe Nazlı'ya yapmış olduğu manevi babalığı tüm kamuoyunun bilgisinde iken ve yine sayın Deniz hanımın ilk çocuğuna karşı maddimanevi her türlü babalık vazifesini eksiksiz yerine getirirken, kendi biyolojik çocuklarından rahatsız olduğu iddia ve ithamı müvekkili fevkalade üzmüştür. Müvekkil ile sayın Deniz hanımın yaşamış olduğu ilişki yürümemiş ve taraflar ayrılık kararı almışlardır. Çocuklarına aşırı düşkün müvekkilim bu ayrılıktan çocukların zarar görmemesi için elinden gelen tüm gayreti sarf etmiştir ve etmeye devam etmektedir. Deniz hanım tarafından müşterek çocukları Mine ve Poyraz'ın velayetlerini kendi özgür iradesi ile Müvekkil Reha Muhtar'a vermek amacıyla bir protokol imzalanmış ve iş bu protokolün mahkemece tasdik edilmesi amacıyla açılan davanın seyri sırasında Deniz hanım imzalamış olduğu protokolden vazgeçerek çocukları müvekkile göstermekten imtina etmiştir. Taki mahkeme çocukların müvekkil ile arasındaki kişisel ilişkinin düzenlenmesine kadar uzun bir süre müvekkil çocuklarını görememiştir. Müvekkilim anne ve babasının yaşları ve sağlık durumları gereği çocukların bir gün daha yanlarında kalması talebi sayın Deniz hanım tarafından reddedilmiştir. Ayrıca Müvekkil Reha Muhtar ile ilgili herhangi bir yayın yasağı bulunmamaktadır. Tam aksine müvekkil tarafından yapılan gizli celse talebi kabul edilerek, duruşma basına kapalı yapılmış olup Deniz hanımın yayın yasağı talebi kabul edilmemiştir. Kaldı ki, müvekkil bu konuda çok hassas olup her zaman aile mahremiyetine önem vermiştir. Yine müvekkil her zaman çalışıp kendi ayakları üzerinde duran, üretken kadına karşı destek veren bir kimsedir. Deniz hanımın çalışması üzerine hiçbir olumsuz davranış ve teşebbüsü söz konusu dahi değildir. Böylelikle söz konusu yazılarda belirtilen iddia ve ithamların gerçekleri yansıtmadığını belirtir, durumu komuoyunun bilgisine sunarız.
Saygılarımızla
Reha MUHTAR vekili
Av. Altın MİMİR

* * *

Bir kadın çocuklarının babası hakkında kötü konuşmaz
Gazeteci Reha Muhtar'a mahkeme kararıyla bir yıl önce biten ilişkileri ve ortak çocuklarıyla ilgili yazı yazma yasağı getirten Deniz Uğur, "Artık erkeklerden bir şey beklemiyorum, benim arkamda kadınlar var. Böyle çok mutluyum," diyor

Yıllardır işinden çok, yaşadığı sansasyonel ilişkileriyle gündemdeydi. İlk çocuğunun babası öldürüldü, sonra Tamer Karadağlı ardından da Reha Muhtar ile sonu kötü biten ilişkiler yaşadı, ağır bedeller ödedi. Ben Deniz Uğur ile ilk kez tanıştım, el sıkışmamızın beşinci dakikasında onun hakkındaki tüm önyargılarımı tamamen sildi. Aşağıda 37 yaşında hayata yeniden başlayan bir kadının mutlu sonu, kendi iç dünyasında bulmasını okuyacaksınız.

- Reha Muhtar'la ayrılığınızın üzerinden ne kadar zaman geçti?
- Yaklaşık bir yıl oluyor. Üç yıl beraberdik.

- Görüşüyor musunuz hâlâ?
- Hayır, ama bu benim tercihim değil.

- Ayrılma nedeninizle ilgili herkes bir şeyler söylüyor. Gerçek sebebi neydi?
- Ben hâlâ ne yapmış olabileceğimi bilmiyorum. Belki tek başına yaşamaya alışmış bir adama, biz fazla kalabalık gelmiş olabiliriz. Ama şu var ki çocuklarımı babalarından ayırmayı asla istemedim. Başından beri görüşmelerini ben sağladım. Babaları, babaanne ve dedeleri daha fazla da görmek isterlerse görür çocukları. Olan olmuş, yaşanan yaşanmış. Ben artık önüme bakmak istiyorum.

- Aldatıldınız mı?
- Böyle bir şeye hiç tanık olmadım. Bunları ben de sonradan okudum.

- Basında sizin hakkında yazı yazılmaması için bir karar aldırmışsınız.
- Köşe yazılarında benden, çocuklarımdan, aile hayatımdan bahsedilmesini istemiyorum. Bu da benim en doğal hakkım.

- Eleştirilere cevap vermiyorsunuz. Reha Muhtar sayfasını kapattınız mı?
- Bir kadın çocuklarının babası hakkında kötü konuşmaz. Çünkü çocukları ön plandadır. Ama bir adam bunu yapar mı, bilemiyorum. Kendi haklarımın son derece farkındayım, mahkemede mücadelemi veriyorum, hem de sonuna kadar. Benim içim çok rahat ve kendimden eminim. Konuşmamak bana daha doğru geliyor.

- Sizin hakkınızda 'O kadın' diye bahsedilmesi sizi üzmüyor mu?
- Ben kendimi tanıyorum, çevrem de beni çok iyi tanır ve çok sever. Onların bana nasıl hitap ettiği önemli. Böyle şeyleri düşünerek, bu kadar detaycı olarak ileriye bakamazsınız.

- Para kazanma kaygınız var mı?
- Olmaz olur mu, var tabii. Saros'ta bir evim var. Onun dışında pek bir yatırım yapamadım. Üç yıl ara verdim. Bu dönemde çalışsaydım, ciddi bir birikimim olabilirdi.

- Lüks bağımlılığınız var mı?
- Hiç konformist değilimdir. Çadırda bile yaşayabilirim.

- 'Dadıyı bırakmak, yalıdan çıkmak istemedi,' gibi suçlamalara cevabınız ne?
- Şimdi çalışıp kazanıyorum ve tüm bunları kendi kazandıklarımla sağlıyorum. Böyle bir şey yok yani. Oyunculuk da bu açıdan çok uygun meslek. Anneyi sonra da anneanneyi oynayabiliyorsun, yaşı yok bu mesleğin.

- Ne kadar ara vermiştiniz oyunculuğa?
- Üç buçuk yıl kadar ara verdim. En son Kanal 1 için çekilen bir dizide rol aldım, dört bölüm çekmiştik ama tek bölüm yayınlandı. Yapımcıyla kanalın anlaşmazlıklarından dolayı kaldırıldı.

- Şimdi Adını Feriha Koydum dizisinde rol almaya başladınız. Nasıl karar verdiniz çalışmaya?
- Geçen yıl yeni bir hayat kurmam gerekti. Bu yüzden bir an önce çalışmaya başlamam gerekiyordu. Menajerimle birlikte projeleri değerlendirdik ve benim için en uygun olanın bu olduğuna karar verdik. En ön plandaki rol olmadığı için haftanın iki gününe toplanabiliyor işlerim, böylece çocuklara rahat zaman ayırabiliyorum.

- Neydi yeni bir hayat kurma zorunluluğunuzun nedeni?
- Çocuklarımın babası Reha Muhtar'la ilişkimizi bitirmemiz sebebiyle yeni bir hayat kurdum.

- Dizideki Sanem karakteri size benzeyen, size uygun bir karakter mi?
- Yapımcı Fatih Aksoy'la görüşmemizde bana 'Sizin kentli, modern, Batılı, snob bir duruşunuz var; bu role cuk oturacağınızı düşünüyorum,' dedi. Hakikaten seyirci benimle ilgili modern bir duruş benimsemiş. Kasabalı kadın rolleri oynadığımda inandırıcı gelmiyor. Benden kasabalı veya doğulu biri çıkmıyor.

- Şu aralar içinizden neler çıkıyor?
Sevgi çok öne çıkıyor. İnanılmaz bir pozitif enerji benden çocuklarıma, onlardan da bana akıyor. Hiçbir şeye kötümser bakamıyorum, neyle karşılaşırsam karşılaşayım, yaşama sevincimi kaybedemiyorum.

- Çocuklarınız da kendi hayatlarını kurunca yanınızda biri olmasını istemiyor musunuz? Sizde böyle bir eksiklik olduğunu düşünmüyor musunuz?
- Öyle bir eksiklik var evet. Bir partner gerekiyor. Aynı evin içinde yaşamasanız da olur, ama birinin sizi düşündüğünü, sizinle omuz omuza yürüdüğünü bilmek güzel. Ben de olacağını ümitediyorum zaten.

- 'Hayal sunuyoruz insanlara,' diyorsunuz, nedir aracılık ettiğiniz?
- Bazıları dizileri eleştiriyor, ' İnsanları uyuşturuyor, düşünmekten uzaklaştırıyor,' diyorlar, ben biraz daha farklı düşünüyorum. Biz bu işte bir aşk masalı anlatıyor olabiliriz ama onun içinde çok ciddi eleştiriler de var. Birçok seyirci yorumlar yazdı bana 'Hayatımda hiç bu kadar kariyer yapmak istememiştim,' diyen de 'Bu diziyi seyredince keşke üniversiteye gitseydim diyorum,' yazan da var. Hatta 'Kızımı kesin üniversiteye göndereceğim,' diyorlar. Demek ki insanları etkiliyoruz.

- Hayal ettiğiniz yerde misiniz?
- Kesinlikle evet. Hayatta hiçbir şey imkansız değil, ama benim öyle 'Oscar alayım,' gibi hayallerim yoktu. Bana 'Senin için en önemli şey mutluluk mu, yoksa başarı mıdır?' diye sormulardı. Ben düşünmeden ' Mutluluk,' cevabını vermiştim. Herkes öyle düşünmez mi? 'Hayır,' dediler, oyunculuk gibi tanınılırlığı yüksek işler yapanlar, hep 'Başarı,' derlermiş.

- Çocuklarınız dışında pek de mutlu olacak bir durumunuz yokmuş gibi göründü bana.
- Hakikaten çok mutluyum. Çocuklarım bana mucize gibi geliyor. Hedefse hedef budur, mutluluk da budur. 10 yıl sonra belki güzellik de kariyer de kalmayacak ama olsun çocuklarım var.

- Pişmanlıklarınız var mı?
- Hiçbir şeyden pişman değilim. Tek çocuk olduğum için babam çok katıydı, flört etmem, geceleri çıkmam söz konusu bile değildi. Üniversitede evlendim, bu biraz da rahat edebilmek için bir kaçıştı. Sonra boşandım, hemen arkasından da ikinci evliliğimi yaptım. Yani ben 30 yaşına kadar fanus içindeydim. Ondan sonra ne zaman yalnız kaldım, o zaman hata yaptım. Ama hata yapmadan hayatı nasıl öğrenecektim? Her insan evladının hata yapmaya hakkı var.

- Hayatınızda hep bir erkek figürü var... Bu sizi rahatlatan bir etken mi?
- Ben de hep öyle düşünürdüm, ama artık değil. Artık kadınlara çok güveniyorum. Hayatımda devamlılığı olan hep kadınlar. Annem, dostlarım, hatta şimdi bir buçuk yaşındaki kızım. En azından kardeşinin altını değiştirirken bana bez getiriyor, 'Ağlama,' diye sırtımı sıvazlıyor.

- Eskiden erkeklerden bir beklentiniz mi vardı?
- Vardı işte. Kendimde keşfettiğim zayıflığım da bu. Kimden niye bir beklentin olsun? Senin kendinden beklentin olsun. Birinden evlenme teklifi beklemek, bir adamdan çocuk sahibi olmak için beklemek, bunlar olacak iş değilmiş.

- Reha Muhtar'dan evlilik teklifi beklediniz mi?
- Bir zamanlar evet, bekledim. Zaten doğal bir şekilde gidişin o yönde olacağını düşündüm. Öyle biliyordum yani. Ama beklemek yanlış. Yaşamadan öğrenilmez, ben de bu yüzden pişman değilim.

- Vatan gazetesinde yazıyordunuz, niye ayrıldınız?
- Ben ayrılmadım, çıkartıldım.Tam zamanını hatırlamıyorum, her hafta olduğu gibi Pazar Vatan'ın editörüne yazımı gönderdim. Birtakım ekleme ve değişiklikler istediler benden, yaptım tekrar gönderdim. Fakat yayımlanmadı. Sonraki hafta da yazı istemediler benden. Böylece bitti.

- Bunun sebebini söylemediler mi?
- Bana bir açıklama yapılmadı.

- Gazeteciliğe girişinizde, hatta mesleğinizde Reha Muhtar size kapılar açtı mı?
- Ben kimsenin sayesinde yazar olmadım. Profesyonel olarak yazıyla para kazanıyordum zaten. Pazar Vatan'da çalışmaya başlamadan önce benim bir romanım yayımlanmıştı; üslubuyla, diliyle ilgili iyi eleştiriler almış, çok da iyi satmıştı. Ardından Pazar Vatan'da yazınca kimse çıkıp 'Bu kadın da niye burada yazıyor?' diyemedi, diyemezdi de. Yazar olarak çalışmaya devam edeceğimi düşünüyorum, mutlaka bir yerden teklif gelecektir. İkinci kitabımı da yazmaya başladım, onu da yayımlatacağım.

- Reha Muhtar'la birlikteyken 'Arkamı yaslayacağım biri var,' hissi yaşadınız mı?
- Ben hiçbir zaman arkamı birine yaslamadım. Sadece iki kişinin birbirine omuz vermesine inanırım. Bir ilişkide kimse kimseyi taşımaz. Güç anlamında ne aldıysam, bir o kadarını da verdiğimi düşünürüm.

- Ayrılıklarınızın ardından bir bocalama yaşadınız mı?
- Bir yaşam sistemi kuruyorsunuz, sonra o sistem çöküyor ve kendinize başka bir hayat kuruyorsunuz. Bu dönemde tabii ki bocaladım. Ama şimdi ayakta olduğuma göre, atlatmışım o dönemi. Uzun sürmedi, sürmesin de zaten.

- Hakkınızda hayırlısı olmuş mu sizce?
- Kendimi çok iyi hissettiğime göre olmuş. Evimde sürekli çocuk kahkahaları, stres yok, işim yolunda gidiyor, çok sevdiğim insanlarla birlikte çalışıyorum. Bu geçiş döneminde yeni tanıdığım ve kazandığım çok insan oldu. Şimdi ben mutlu olmayayım da ne yapayım... Sanşsızım demek, Allah'ın gücüne gider.

-Yeni bir aşka açık mısınız?
- Hayat sürprizdir. Her an her şey olabilir, niye açık olmayayım? Tekrar âşık olabilirim ama hayatımın bu sistemini bozmayı düşünmüyorum. Tekrar evlenmek, biriyle birlikte yaşamak çok uzak geliyor bana. Bir kere daha yıkılmak gibi bir lüksüm yok benim. Bu coğrafyada yaşayan bir kadın olarak bir daha hata yapma şansım yok.

- Kendinizi güzel buluyor musunuz?
- Evet, her kadın kadar buluyorum. Başkalarından daha fazla değil yani.

- İlişkileriniz hep uzun mu sürer?
- Evet. Benim 'flört etmek' gibi bir konforum olamadı. Sadece tanımak için biriyle görüşmek, bir sorumluluk almadan, ortada bağlayıcı bir şey olamadan yaşamak gayet güzel olabilir.

- Ama hepsi sansasyonla bitiyor. Sizde de acaba bir dengesizlik, bir bozukluk var mı?
- Valla onu benimle birlikte yaşayanlara sormak lazım. Terazi burcuyum; dengemin bozulduğu, kendimin dışına çıkıp, normalde söylemeyeceğim şeyler söylediğim, yapmayacağım şeyler yaptığım olur. Ama kısa zamanda toparlarım kendimi.

- Kendinizi şanssız görüyor musunuz?
- Nasıl şanssız görebilirim! Üç tane pırlanta gibi çocuğum var.

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Tekzip ve düzeltme metni
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN