Onun kitabında vazgeçmek yok

Giriş Tarihi: 2.2.2014

Daha çocukken Balkan savaşının ortasına düştü. "Çok sıska futbolcu olamaz" dediler. Yokluk çekti. Real Madrid'de sönük geçen ilk yılın ardından tribünleri büyüleyen Modric, bu geri dönüşü geçtiği yollara borçlu

Sene 1991... Hırvatistan'ın tarihi sahil şehri Zadar'ın 60 kilometre kadar kuzeyi... Bugün kaderine terk edilmiş haldeki Obrovac serbest bölgesinin yanı başında Modrici köyü... Savaş ateşi tüm ülkeyi sarmış. Ve henüz altı yaşında sarışın sıska bir erkek çocuğu, canlarını kurtarmak için Sırplar'dan kaçan ailesiyle birlikte terk ediyor doğup büyüdüğü evi. Yollarda buluyor kendini. Küçük çocuk elinde sadece bir futbol topu, anlamaya çalışıyor olup biteni. Ona adını veren büyükbabası daha birkaç gün önce katledilmiş. Aynı kaderi paylaşan pek çok aileyle birlikte Zadar'da bir otele sığınıyorlar. O otel oluyor artık yeni evleri... Daha yaşamın anlamını öğrenmeden, ölümle tanışan, şaşkın bakışlarla çevresini süzen o çocuk Real Madrid'in Hırvat yıldızı Luka Modric'ten başkası değil... Milyonları büyüleyen bir futbol sihirbazı olmadan çok önce, yokluğu ve acıyı tattı. Ama daha o günlerden belliydi içinde taşıdığı futbol aşkı. Sığındıkları otelde topunu elinden bir an olsun düşürmüyordu. Öyle ki otelin camlarını mermilerden çok, koridorda oynayan o küçük çocuk kırıyordu.

SAHADAKİ SAVAŞI DA BOSNA'DA ÖĞRENDİ
Savaş bitince yolu NK Zadar takımına düştü Modric'in. Orada "İkinci babam" dediği hocası Tomislav Basic ile tanıştı. İlk eğitimini ondan aldı. Yoklukla savaşan ailesi de var gücüyle destek verdi. Öyle ki, sırf Modric futbola devam edebilsin diye köylerine dönmek yerine Zadar'da sığınmacıların kaldığı bir başka otele yerleştiler. Modric çocukluk aşkı Hajduk Split'in kapısını çaldığında da yanında yine hocası vardı. Ama "Çok çelimsiz, bundan futbolcu olmaz" dediler, kabul etmediler. Hayalleri yıkılmıştı ama yine de yılmadı. Hocasının da desteğiyle 15 yaşında bu kez ezeli rakip Dinamo Zagrep'in yolunu tuttu. Ama orada da fiziği yüzünden hep şüpheyle bakıldı. "Bakalım baş edebilecek mi" deyip 'orman kanunları'nın geçerli olduğu Bosna ligine kiralık yolladılar. Bacak kırmak hariç her tür sertliğin sıradan sayıldığı kuralsız Bosna'da öğrendi, ufak tefek cüssesiyle daha irilere kafa tutmayı. Kiralık oynarken o kadar etkiledi ki kulüp yönetimini dönüşte 10 yıllık anlaşma yaptılar bu genç adamla. İlk iş her fedakarlığı yapan ailesine borcunu ödedi o da. Zadar'da güzel bir daire alıp onları sığınmacı olmaktan kurtardı. Ve 2008'de İngiltere'de Tottenham'ın yolunu tuttu. İki sene önce de İspanyol devi Real Madrid'e 33 milyon sterline imza attı. Herkes ondan çok şey bekliyordu. Ama Madrid'de ilk senesi hiç ışık vermedi. Sisteme de ülkeye de alışamadı. Bir türlü dikiş tutturamadı. "Zidane'ın, Raul'un, Figo'nun giydiği forma bir beden büyük geldi" diyorlardı. Hatta sezon sonu İngiltere'ye geri döneceği söylendi. Ama Modric pes etmemeyi çoktan öğrenmişti. Bu sezonun başlamasıyla Bernebau da gerçek Modric'le tanıştı. Mesut Özil'in gidişiyle sahada fikir yoksunu kalan takımın oyununa estetik ve zeka kattı. Real Madrid'in bugün Avrupa'nın en iyi hücum eden takımlarından biri olmasında büyük rol oynadı. Gol attırıyor, oyunu tasarlıyor. Vizyonu, driplingleri ve asistleriyle hücumlara kan pompalıyor. Maç başına 2.6 ikili mücadeleyle savunmayı da es geçmiyor. Almanlar'ın 'Nadelspieler' (iğne oyuncu) dediği tarz onunkisi. Bildiğiniz çilingir yani... Daracık yerlerde, köşe bucaklarda topu sarıp sarmalıyor, oyuna akıcılık katıp rakibin kilidini açıyor. Bir 'çilingir'de ne ararsanız var onda; baskı altında anında doğru kararı vermek için gerekli alan sezgisi, manevra kabiliyeti ve yüksek top tekniği...

YAŞADIKLARINDAN SÖZ ETMEYİ SEVMİYOR
Eşi ve çocuğuyla mütevazı, sakin bir hayat yaşıyor. Çocukken yaşadıklarından bahsetmeyi ise pek sevmiyor. Kendi tabiriyle "Olanları yok saymak için değil, geleceğe bakabilmek için" yaşadığı travmaları kolay kolay dillendirmiyor. Fakat geçmişiyle bağını da hiç koparmadı, Real Madrid'e imzayı attığı an ilk iş hocası Basic'i aradı. Bacaklarının kuvvetini, asker olan babasından aldığını söylüyor. Boyunu aşan yüreğini ise bizzat hayatın kendisinden almış besbelli. Daha küçücük bir çocukken öğrendi her tür güçlüğe rağmen mücadele etmeyi... Eline silah almadı belki ama savaşın içinden geçerek, binbir yoklukla bilenerek öğrendi hayalleri için savaşmayı. Bu savaşçı ruhuna borçlu zaten baskının anavatanı Real Madrid'de yeniden doğmasını. Bundan böyle 19 numaralı adamı izlerken, elinde eski püskü topuyla ölümden kaçan o sıska çocuğu, yaşadığı onca şeye rağmen nasıl kadere kafa tutup zirveye tırmandığını düşünün. Sonra dönüp kendinize, kendi savaşlarınıza bir bakın. Bazen ne kadar kolay vazgeçtiğinizi, umudunuzu yitirdiğinizi hatırlayın. Oysa cesur olmak için Modric gibi savaşın ortasında kalmak, başarmak için onun yeteneğine sahip olmak gerekmiyor. Hayat dediğiniz lunaparktaki roller coaster... İndiğiniz gibi çıkacaksınız, unutmayın!
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Onun kitabında vazgeçmek yok
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN