'Ortadoğu'nun Frankenstein'ı: Irak-Şam İslam devleti

İster Saddam'ın hayalet devleti deyin, ister Selefi isyan grubu, ister küresel lejyoner örgütü... IŞİD, ABD'nin Irak işgalinin ürettiği bir Frankenstein. Ve sonunda onu yaratan gücün başına bela oldu

Giriş Tarihi: 21.9.2014
Arabistanlı Lawrence kadar olmasa da İngiliz sömürgecilik tarihinin efsanevi casuslarından olan Hempher, 18. yüzyılda Vahhabilik ideolojisinin kurulmasına katkı sağlamasaydı günümüzde bölgedeki Anglosakson etkisi bu denli güçlü olmazdı. Hempher'ın, Vahhabiliğin babası Muhammed bin Abdulvahhab'la olan ilişkisi, günümüzde Anglosaksonların, 'IŞİD Selefiliği'ni Suudiler üzerinden teşvik ettiği yorumlarını bir komplo olmaktan çıkarır mahiyette. Çünkü Vahhabilikten çok daha köklü olan selefiliğin IŞİD yorumu 'İslamofobi'yi besliyor ve bu sayede Irak'a yeni bir Batı müdahalesi meşrulaşıyor.
Anglosakson medyasının Hacı Bayram Veli imgesi üzerinden Türkiye'ye fatura etmeye çalıştığı IŞİD belasının baş sorumlusu da Amerika Birleşik Devletleri'nin bizatihi kendisi. Örgütün ortaya çıkışında ABD'nin 2003'te Irak'ı işgali sonrası ortaya çıkan otorite boşluğunun belirgin etkisi var. Kaldı ki mesele eğer örgüte savaşçı katılımı ise İngiltere ve Fransa başta olmak üzere Batı ülkelerinin de bu konudaki sicili hiç temiz değil.
Ankara'nın IŞİD'i dolaylı yoldan desteklediği yönünde 2013'ten beri sistematik olarak propaganda yapan odakların gizli amacını ifşa edelim: Eğer Türkiye bu haberlerin yarattığı psikolojik baskı ile IŞİD ile doğrudan, tek başına, çok güçlü biçimde savaşmaya başlarsa sadece IŞİD'in elindeki 49 rehinenin hayatını riske atmayacaktı, aynı zamanda şehirlerinde büyük terör saldırısı tehdidi ile karşı karşıya kalabilecekti. Tam bu noktada 11 Mayıs 2013'teki Reyhanlı saldırısının hâlâ karanlıkta kalan yönlerini anımsatalım. Bu karanlık noktalara kendilerince bir nebze ışık tutmuş kimi eski istihbaratçılara göre Reyhanlı saldırısı Esad'a bağlı güçlerin değil, IŞİD unsurlarının işiydi. Türkiye, IŞİD'le doğrudan çatışmaya girerse topraklarında Reyhanlı saldırısına benzer terör eylemlerinin baş göstermesinden endişe ediyor. Hatta bu konuda istihbarat raporları var.

TELİFLİ LEJYONER ORDUSU
IŞİD ya da açılımı ile Irak Şam İslam Devleti, Irak işgali sonrasında ortaya çıkan şartların ürettiği bir yapılanma. Örgütün kurucusu 2006 yılında Irak'ta öldürülen Ebu Musab Zerkavi. Son lider ise Ebu Bekir Bağdadi.
IŞİD, savaşta elde ettiği ganimetlerden ve petrol gelirlerinden ötürü dünyanın en zengin terör grubu. Pek çok yönüyle terör örgütü ile devlet kavramları arasındaki geçişkenlik için de somut, güncel bir örnek. Devlet olmak için ordu başta olmak üzere hemen her şeye sahip. Ama meşruiyeti yok ve ordusu bir lejyoner ordusu olduğu için bir süre sonra dağılma riski ile karşı karşıya.
IŞİD'in, başından beri küresel bir cihat örgütü görüntüsü veren El Kaide'den en büyük farkı devlet kurma amacına yönelmiş olması. IŞİD, ele geçirdiği bölgelerde kendince şeriat kanunları uyguluyor, halifeliği tesis ettiğini iddia ediyor ve 'tağuti' yönetimleri devirip İslam Emirliği kurma amacında olduğunu ileri sürüyor.
Ancak örgütün ideolojik altyapısı ve eylem tarzı bu amaçla örtüşmeyecek nitelikte. Öyle ki IŞİD, bu haliyle bir halife devleti değil, vahşi, lümpen bir terör örgütü ve çatışma başına telif alan lejyonerlerden müteşekkil toplama bir ordu görüntüsü veriyor.
Milli İstihbarat Teşkilatı'nın tespitlerine göre bu ordunun toplam 30 bin civarında savaşçısı bulunuyor. Örgütün Irak'taki savaşçıları dışında İngiltere, Fransa, Avrupa'nın diğer ülkeleri ile Çeçenistan ve Türkiye'den giden militanları var. Militanların yaklaşık 600'ünün Türkiyeli olduğu yönünde istihbari bilgiler bulunuyor.
IŞİD'in en belirgin özelliklerinden biri öngörülemezliği. Mesela örgütün haziran ayında Musul'u ele geçirmesinden sonra Irak'ın güneyindeki Şii bölgelerine yönelmesi bekleniyordu. Hatta kolay kolay Kürt bölgelerine saldırmayacağı yönünde yorumlar yapılıyordu. Ancak örgüt, bütün bu yorumları boşa çıkaran bir eylem stratejisine yöneldi ve Kürt bölgelerini, hatta Türkiye sınırını tehdit etmeye başladı. Buradan bakıldığında IŞİD'in Türkiye ile çatışmaya girmeyeceğini düşünmek de yanlış olur.

AŞİRET-DEVLET DENKLEMİNDE IŞİD
Şu anda IŞİD'in kalelerinden olan Musul, öteden beri Sünni Arap milliyetçiliğinin yeşermesine müsait bir iklime sahipti. Maliki yönetiminin Sünnilere yönelik ayrımcı politikaları bu toplumsal tepkiyi körüklemiş olabilir. Ne var ki bu noktada Sünni damarın neden daha birleştirici, bir tür Irak Müslüman Kardeşler anlayışını değil de bölgesinde ve dünyada pek çok düşman edinen Selefi bir radikalizmi ürettiğini sorgulamak gerekiyor.
Irak Şam İslam Devleti için ister Saddam'ın hayalet devleti deyin, ister Selefi isyan grubu, ister küresel lejyoner örgütü... IŞİD, ABD'nin Irak işgalinin ürettiği bir sonuç. Ve Frankstein gibi sonunda onu yaratan gücün başına bela oldu.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
'Ortadoğu'nun Frankenstein'ı: Irak-Şam İslam devleti
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN