Devlet Bahçeli sert konuştu

Giriş Tarihi: 5.9.2009 19:04 Güncelleme Tarihi: 5.9.2009 19:05
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''İçten ve dıştan gelen baskı ve telkinler karşısında tam bir teslimiyet hali gösteren Hükümet, millet ve devlet hayatımızın bütün direnç ve emniyet mekanizmalarını ayıflatmaya çalışmıştır'' dedi.

Bahçeli, ''60. Hükümetin ikinci yılı'' dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, hükümetin TBMM'den güven oyu almasının üzerinden iki yıl geçtiğini hatırlatarak, yeni dönemin en önemli tarafının ise TBMM'de MHP'nin de grup kurarak yer alması olduğunu ifade etti.

Partisinin yapıcı, tutarlı ve ilkeli duruşuyla milletin verdiği sayısal destek oranında demokratik yetkilerini kullandığını kaydeden Bahçeli, MHP'nin çözüm bekleyen ağır sorunların aşılmasında yol gösterici ve uyarıcı müdahalelerini gerçekleştirdiğini belirtti. Bahçeli şunları kaydetti:
''Ne var ki, ülkemizin ağır sorunlarını çözebilmek için fırsat olarak gördüğümüz bu uzunca süre, beklentilerin aksine sıkıntıların daha da arttığı olumsuzluklarla dolu bir dönem olarak siyasi tarihimizdeki yerini almıştır.
Bu olumsuz tabloda en büyük pay ve sorumluluk ülkemizin son yedi yılında tek başına iktidar olma imkanı bulan Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetleridir.
AKP'nin her yeni yılı ve her yeni hükümeti bir öncekini aratmış, ülkemizi kendi yarattığı buhranlara sürükleyerek tam bir kaosun eşiğine kadar getirmiştir.
İradesine sonuna kadar saygı duyduğumuz aziz milletimizin iki yıl önce AKP'ye artarak verdiği siyasal destek, meselelerin çözümü yerine basit ve kısır hesaplarla israf edilmiştir.
Tartışmalar, çalkantılar, gerilimler ve komplo teorileri ile geçen günlerin ardından geldiğimiz bugünkü aşamada, Türkiye siyasi, sosyal ve ekonomik anlamda tam bir bunalım yaşamaya başlamıştır.
Türkiye'yi karanlık bir tünele sokan iktidar partisinin, kendi aymazlıkları ve siyasi yeteneksizlikleri sonucunda ortaya çıkan olumsuzlukları, hakkında açılan kapatılma davasına bağlamaya çalışması ise müflis siyasetçi kurnazlığı olarak hatırlanacaktır.''
AK Parti tarafından kurulan 58 ve 59. Cumhuriyet hükümetlerinin iç ve dış sorunları ötelediğini savunan Bahçeli, bu sorunların 60. Cumhuriyet hükümeti döneminde de çözümsüz kaldığını ve kronikleşerek siyasi ve toplumsal yapıyı işlemez hale getirdiğini savundu.
Açıklamasında, ''Özellikle hükümet eliyle oluşturulan siyasal karmaşa, tartışma ve çatışmalar kaygı verici seviyelere yükselmiştir'' görüşüne yer veren Bahçeli, Türkiye'nin iç ve dış güvenliğini, milli çıkarlarını ve milli bünyesini tehdit eden tahriklerin yoğunlaştığını ileri sürdü.
Türk Milletinin çaresizlik içine itildiğini savunan Bahçeli, ''AKP iktidarının maddi ve manevi tahribatından hemen hemen her kesim ve her kurum payını almıştır'' ifadesini kullandı. Bahçeli şunları kaydetti:
''Başbakan Erdoğan'ın nafile gayretlerle çizmeye çalıştığı sahte Türkiye tablosuyla yaşayan ve yaşanan gerçeğin ne derece derin farklılıklar içerdiğini izan ve insaf sahibi herkes kabul etmeye başlamıştır.
Sürekli yalpalayan, kime ve neye hizmet edeceği konusunda ciddi tereddütler geçiren AKP zihniyetinin elindeki çok önemli fırsatlar geçtiğimiz dönemde heba edilmiştir.
Bu anlayışın ahlak ve vizyon kıtlığı ile çakışması ülkemizdeki sıkıntıların giderek artmasını kaçınılmaz hale getirmiştir.''

''CİDDİ HİÇBİR İCRAAT YAPMADI''

AK Parti'nin ''Türkiye'nin hayrına ciddi hiçbir icraat yapmadığını ve içi boş sloganlarla Türk milletini aldatmayı ve gerilim politikalarıyla ayakta kalmayı sürdürdüğünü'' öne süren Bahçeli, ''İçten ve dıştan gelen baskı ve telkinler karşısında tam bir teslimiyet hali gösteren Hükümet, millet ve devlet hayatımızın bütün direnç ve emniyet mekanizmalarını zayıflatmaya çalışmıştır'' dedi.

''Cumhuriyetin varlık değerlerinin ve kutlu kavramlarının alenen tartışmaya açıldığını, hakaretlere göz yumulduğunu, suçlamalara sessiz kalındığını, hatta hükümet desteğiyle milli tarihin aşağılandığı kara bir dönemin geride kaldığını'' iddia eden Bahçeli, milli güvenlik kavramları ve milli meselelerin sulandırılmaya çalışıldığını öne sürdü.

''SİYASİ GERGİNLİK KONTROLSÜZ BİR BİÇİMDE TIRMANDI''


Geçmişte tek tek ve düşük yoğunlukta görülen bütün sorunların bu dönemde arttığını savunan Bahçeli, ''Diğer taraftan siyasi gerginliğin kontrolsüz bir biçimde tırmandığı, Cumhuriyet'in temel organları arasında yetki çatışması yaşandığı, Anayasal kurumların meşruiyet tartışmalarının içine çekilerek yara aldığı kargaşa ortamı Türkiye'yi ağır risklerle karşı karşıya bırakmıştır'' dedi.
Bahçeli, yıllardır sergilenen teslimiyetçi tavrın ve dış politika konularında yapılan ağır hatalar zincirinin yarattığı büyük kayıpların, telafisinin mümkün olmayacağı bir aşamaya kadar gelindiğini savundu.

TERÖR


''AKP zihniyeti, iktidar olduğunda Türkiye ölçeğinde yok denecek kadar azalmış terörü azdırmış ve milletimizin başına bela haline getirmiştir'' diyen Bahçeli, ''Hükümet bu dönemde silahlı teröristle pazarlık aşamasına geçmiş, İmralı ve Kandil, hükümetin işbirliği yaptığı adresler arasına girmiştir'' ifadesini kullandı.

Hükümetin, geride kalan dönemde TBMM'nin sınır ötesi operasyon için verdiği yetkiyi kullanmaktan ısrarla kaçındığını savunan Bahçeli, dar kapsamlı bir kara harekatı ile hava operasyonlarına izin verdiğini, terörü inlerinde vurma cesaretini bugüne kadar bir türlü gösteremediğini belirtti. Bahçeli, şunları kaydetti:

''Siyasi çözüm adı altında tezgah altı görüşmeler bir yandan devam ederken bölücü terör de dağda kanlı eylemlerini, şehirde ihanet provalarını sürdürmüştür.
Sistematik hale getirilen saldırılarla kan ve gözyaşı üzerinden hükümetle el altından pazarlık yapılmaya başlanmıştır.
Geçmişte yapılan 'silahı bırak masaya gel' çağrısı siyaset eliyle tekrarlanmıştır. Dağdaki teröristlerin şehirde siyaset yapmaya davet edilmesi, etnik bölücülerin koruma altına alınması gibi arayışlar sinsi bir hazırlığın işaretlerini vermiştir.
Yıllardır bölücü denilen marjinal grupların tekelinde olan etnik tahrikler bu dönemde adeta meşruiyet kazanarak alabildiğine artmıştır.
Suç olan bölücü tasavvurlar ve girişimler yıllar sonra el değiştirerek AKP tarafından temsil edilmeye başlanmıştır.
Etnik bölücülüğün siyasi arenaya taşınması ve bölücü terörün kanlı yüzünün yeni bir maske ile Türkiye'nin karşısına çıkarılması için 'açılım', ve 'fırsat' adı altında seferberlik başlatılmıştır.
Bu dönemde etnik ayrımcılığa zemin oluşturacak ve Türk milletini bölerek ayrı bir millet şuuru yaratılması amacına hizmet edecek dayatmalarla karşı karşıya kalınmıştır.
Etnik kimlikler kaşınarak tahrik edilmiş ve milletimizi önce otuz altıya bölen başbakan sonra 'biriz, beraberiz' diyerek bölünerek bütünleşme gibi bir mantık garabetini savunmuştur.''
''Bölücü ihanet provalarının demokratikleşme normu görülerek övüldüğünü; milli hassasiyetlere sahip çıkmak, milli birliği, kardeşliği, bağımsızlığı ve tarihi savunmanın çağdışı ve ilkel bir tavır olarak mahkum edilmek istendiğini'' savunan Bahçeli, Türkiye'deki bölücü çevrelerin, bu gelişmeleri siyasi amaç ve hedeflerinin adım adım gerçekleşmesi yolunda önemli bir eşik olarak gördüğünü ve bundan cesaret aldığını ileri sürdü.

Bahçeli, ''ABD'nin desteği, AB'nin himayesi ve AKP'nin vesayeti altında Türkiye'de tahrik ve nifak tohumlarının atılmasında yeni bir zemin kazanıldığını'' öne süren Bahçeli, ''Sözde demokrasi, özgürlük ortamı ve fırsat adı verilen bu çözülmede; devletin en üst temsil makamları eliyle oluşturulan tepkisizlik ortamının, çok tehlikeli bir siyaset modelinin yerleşmesine kapı araladığını'' iddia etti.

TÜRKÇE DIŞINDAKİ DİLLER

Bahçeli, TRT'de Türkçe dışındaki dillerde yayının başlatılması sürecini de değerlendirerek, ''Eğitimde ikinci dilin resmileştirilmesine ve oradan İmralı canisini de içine alacak geniş kapsamlı bir af ile terörün ve teröristlerin aklanarak, döktükleri kanın AKP eliyle temizlenmesine doğru yol alınmıştır'' dedi. Bahçeli şunları kaydetti:
''İmralı'daki infaz şartlarının gevşetilmesi, buranın bir misafirhaneye dönüştürülmesi çabalarının arkasındaki niyet, bu sürecin teslimiyetle sona erecek yol haritasının ara istasyonları olarak görülmeye başlanmıştır.
Bütün bu gelişmelerle eşzamanlı olarak, Irak'ın Devlet başkanı olan eski peşmerge reisi, PKK terör örgütü ile AKP hükümeti arasında arabulucu rolü üstlenmiş, terörle mücadelede bütün inisiyatif yabancı mihrakların eline teslim edilmiştir.
Türkmen kardeşlerimizin milli varlığı, güvenliği ve geleceği de, AKP'nin kucakladığı peşmerge gruplarının insafına bırakılmıştır.''

PKK'nın siyasi talepleri ve eylem planının, bu süreçte demokratik çözüm platformu halinde Türk milletinin önüne sinsice getirilmesinin hedeflendiğini öne süren Bahçeli, ''Bugün yapılmak istenen, etnik bölücülüğün sözde siyasal çözümü için uygun ortam yaratılması, bu travmaya dayanabilmesi için siyasi ve toplumsal altyapısının örtülü mesajlarla alıştırılması ve hazırlanmasıdır'' dedi.
Bahçeli, açıklamasında ''El altından yürütülen bütün bu pazarlıklar, mekik dokuyan aracılar, sonuçsuz diplomasi hamleleri, uygulanmayan mutabakatlar geride bıraktığımız yıllarda hükümetin bölücü terörü ve bölücülüğü yok etmek yerine meşrulaştırarak aklamayı tercih ettiğini gösteren emareler olmuştur'' ifadesini kullandı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Hükümetin çatıştırıcı zihniyeti ordu, üniversite, adalet, emniyet gibi temel kurumlar arasında keskin görüş ayrılıklarına ve güvensizliklere neden olmuş, yargı, yürütme ve yasama arasında gerginlikler alabildiğine tırmanmıştır'' dedi.

Bahçeli, ''60. Hükümetin 2. yılı dolayısıyla'' yaptığı yazılı açıklamada, AK Parti'nin ''gerilim, tartışma ve çatışmaya dayalı kutuplaşma siyasetine hız verdiğini'' savunarak, şunları kaydetti:
''Cepheleşme devlet yapılanmasına da sıçramış, hukukun siyasete, siyasetin hukuka karıştığı, mahkeme kararlarının tartışıldığı bulanık ortam geride kalan iki yıla hakim olmuştur. Hükümetin çatıştırıcı zihniyeti ordu, üniversite, adalet, emniyet gibi temel kurumlar arasında keskin görüş ayrılıklarına ve güvensizliklere neden olmuş, yargı, yürütme ve yasama arasında gerginlikler alabildiğine tırmanmıştır.''
''Çürüme ve yozlaşma''nın toplum ve devlet hayatının her alanına sirayet ettiğini iddia eden Bahçeli, ''Siyasi ahlak da yozlaşmış, Başbakan hükümet olmanın bütün avantajlarını mahalli idareler seçimlerinde kullanmaktan asla utanç duymamıştır. Siyasi tarihimizde örnekleri görülmemiş seçim propaganda döneminde devlet imkanları sonuna kadar istismar edilmiştir'' dedi.

ULUSLARARASI İLİŞKİLER

Uluslararası ilişkilerde ''geri dönülmez bir çıkmaza doğru gidildiğini'' ileri süren Bahçeli, Türkiye'nin girilen her uluslararası ilişkide zemin kaybettiğini savundu.
Bahçeli, açıklamasında, ''Amerika Birleşik Devletleri'nin projelerini ve Avrupa Birliği'nin iç ve dış politikalarını tek kurtuluş yolu ve iktidarı için meşruiyet fırsatı olarak gören AKP zihniyeti, Türkiye'nin haysiyetiyle oynanmasına göz yummaya devam etmiştir'' ifadelerine yer verdi.
AB'nin Türkiye'yi, tam üyeliğin nihai hedef olmaktan çıkarıldığı sanal bir müzakere süreciyle oyalama niyetinin iyice anlaşıldığını belirten Bahçeli, şunları kaydetti:
''AB'nin, bu süreci Türkiye'de zorla milli azınlık yaratmak için kullanmak istemesi, sözde 'Kürt sorunu' odaklı bir dizi listeyi hükümete dayatması alışılmış AKP teslimiyetçiliği olarak devam etmiştir. Bu kapsamda, Türkiye'de Müslüman milli azınlık olduğunun kabulü, Türkçe'den başka dillerin Türk eğitim sistemi içine alınması, kamu barışı bahanesiyle PKK affı çıkartılması, Rum ve Ermeni dini azınlık toplumlarına ve kurumlarına tüzel kişilik kazandırılması, Ermenistan'la sorunların çözülmesi, Fener Rum Patrikliğine 'ekümenik' statüsünün tanınması, Heybeliada Ruhban Okulu'nun Patrikhaneye bağlı olarak yeniden açılması gündeme gelmiştir.''

Irak konusunda milli çıkarlara dönük, tutarlı ve duyarlı bir anlayış ve uzun vadeli bir devlet politikası geliştirilemediğini savunan Bahçeli, Kuzey Irak'tan kaynaklanan terör saldırılarına karşı caydırıcı tedbirler ve etkili önlemler alınamadığını iddia etti.Bahçeli, şöyle devam etti:
''Irak'tan çekilmesi ile doğacak boşluğun Irak'ın kuzeyindeki bölümünü Türkiye'ye ihale etmek isteyen ABD'nin bu amaca ulaşmak için PKK'yı Kandil'de rezerve ederek yıllardır oynadığı oyun bütün yönleriyle netleşmiş, hükümetin nasıl bir kumpasın içine düştüğü ortaya çıkmıştır.
Erbil'in muhatap alınması, bu fiili yönetime siyasi meşruiyet kazandıracak ve resmen tanıma sürecinin ilk adımı başlamış olacaktır.''

ERMENİSTAN'LA İLİŞKİLER

Türkiye'nin içinde Ermeni iddialarını destekleyen bir cephe oluşturma gayretleri için her zeminin kullanıldığını iddia eden Bahçeli, adına ''normalleşme'' denilerek, bir yandan Ermenistan ile ikili, üçlü görüşmelerle, maç izleme bahanesi ile yürütülen ilişkilerle sürecin Ermenistan'a tek taraflı taviz verme aşamasına kadar dayandığını savundu.
''Diğer taraftan Türk milletini sözde ikna etmek, gerçekte aldatmak ve Azerbaycanlı kardeşlerimizi oyalamak üzerine bir sinsi oyun da sahneye konulmuştur'' diyen Bahçeli, Azerbaycan'dan küresel projeler uğruna Karabağ'daki haklarından vazgeçmesi ve katliamları unutması istendiğini öne sürdü.
Gürcistan ile Rusya, Hindistan ile Pakistan arasındaki gerilime, Irak ve Afganistan'daki olaylara da değinen Bahçeli, bu olayları, Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgeyi tehdit eden başlıca problemler olarak gösterdi.

EKONOMİK KRİZ

''Türkiye ekonomisinin içine düştüğü ekonomik kriz halinin, milletin günlük hayatına çok olumsuz yansıdığı; işsizlik, yoksulluk ve açlığın toplumsal birliği tehdit etmeye başladığı'' görüşünü dile getiren Bahçeli, ısrarla alınmayan önlemlerle ve ''teğet geçti'' sözleriyle krizin görmezden gelindiğini savundu.
Bahçeli, ''Ekonomik politikalardaki kopukluklar, krizi anlamadaki derin zafiyetler, çözüm odaklı yaklaşımlardaki yavaşlık ülkemizi özellikle son iki yılda içinden çıkılmaz bir sürece mahkum etmiştir'' dedi.

Son iki yıllık süreç içinde, Hükümetin koyduğu hiçbir hedefe ulaşamadığını, uluslararası gelişmelerin sağladığı iyimser ortamı kendi politikalarının sonucu olarak değerlendirme kolaycılığını ve kurnazlığını tercih ettiğini ileri süren Bahçeli, ''Kendi toplum ve kültür özelliklerimize göre kurgulanamayan ekonomik sistem Türkiye'yi tam anlamıyla bağımlı hale getirmiş, IMF'yle olsun mu, olmasın mı tartışmalarıyla bir yılı aşkın zaman geride kalmıştır'' görüşünü ifade etti.

Bahçeli, AK Parti'yle birlikte, zihinlerde keskinleşen ''biz ve öteki'' ayrımının, kutuplaşmayı dizginlerinden boşalttığını, sosyal buhran, siyasal düzensizlik ve ekonomik kaosun giderilmesi çok zor bir aşamaya geldiğini iddia etti.

Yedi yıldır devam eden ve son iki yıllık sürede içinde ağırlığını her geçen gün yoğunlaştıran sorunların müsebbibi ve kaynağının AK Parti kadroları ve Başbakan Erdoğan olduğunu öne süren Bahçeli, açıklamasında şu görüşleri savundu:
''İhanetle ihmal arasında karar noktasında gidip gelen bir anlayış körelmesi sonucu, Anadolu Türklüğünün son bağımsız devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'nin, içinde yaşadığı sorunlu coğrafyada, ebedi vatanında milli varlığını koruması için güçlü ve istikrarlı bir toplum ve devlet olması AKP yönetimiyle tümüyle hayal haline gelmiştir.
Bu vahim gidişin durdurulması, bir bütün olarak Türk Milleti için artık varoluş-yokoluş meselesi haline gelmiştir. Başkent Ankara merkezli, çağı Türkçe okuyan kuvvetli bir devletin yerine; iç çekişmelere teslim olmuş, kimsenin kimseye güvenmediği, şüphelerin kanaat olarak belirdiği, başkalarının yalanlarını kendi doğrularına tercih eden bir yönetim anlayışıyla Türkiye uçurumun kenarına kadar getirilmiştir.
Türkiye AKP'den kurtulamadığı sürece soluk alamayacak, beklediği, özlediği ve hak ettiği huzur, adalet, refah, birlik, kucaklaşma ve istikrara asla kavuşamayacaktır.''
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Devlet Bahçeli sert konuştu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN