Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Arınç: Meclis fabrika değil

Giriş Tarihi: 28.9.2009 18:55 Güncelleme Tarihi: 28.9.2009 18:55
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) seri cıvata üreten bir fabrika olmadığını, çıkarılacak kanunların kaliteli olması gerektiğini söyledi.

Kanun değişikliğinin Meclis'in görevi olduğunu anlatan Arınç, çıkacak kanunların toplumun sorunlarını çözmesi gerektiğini ifade etti.

İzmir'de kendisine bağlı kurumları ziyaret eden Başbakan Yardımcısı, TRT İzmir Bölge Müdürlüğü'nde gündeme ilişkin konulara değindi. Arınç bir soru üzerine yeni yasama yılının 1 Ekim'de başlayacağını hatırlatarak, demokratik açılım sebebiyle siyasi partiler arasındaki yüksek tansiyonun Meclis'in çalışmalarını engellemeyeceğine inandığını belirtti.

Meclis çalışmalarının elektrikli, heyecanlı, tartışmalı olmasının işin doğasında olduğunu belirten Arınç, "Meclis seri civata üreten bir fabrika değil. Meclis iyi yasa yapan bir kuruluştur. Ben şu kadar kanun çıkardım. Övünülecek bir şey değildir. O kanunların kaliteli, verimli olması, toplumun sorunlarını çözmesi gereklidir." dedi.

Yeni yasama yılında Meclis'i yoğun bir temponun beklediğine dikkat çeken Arınç, 22 Temmuz 2007 seçimlerinden sonra 3 yıl geçtiğini, 3. yasama yılına başlanacağını ifade etti. Meclis gündeminin çok yoğun olduğunu belirten Başbakan Yardımcısı, gündemde kanun değişikliklerinin yanı sıra çoğunluk sağlanabilirse anayasa değişikliğinin de gündemde olduğunu hatırlattı, anayasa değişikliği gibi düzenlemelerin nitelikli çoğunluk gerektirdiğini hatırlattı. Nitelikli çoğunluğun uzlaşmayı ve bir araya gelmeyi gerektirdiğini vurgulayan Arınç sözlerini şöyle sürdürdü: "Çünkü 367 oya ihtiyaç var. İktidar tek başına bu çoğunluğa sahip değil. Yasa değişiklikleri yeni yasamalar rahatlıkla yapılabilir, ancak anayasa değişiklikleri için bir veya birden fazla partinin en azından bu konuda destek vermesi gerekli."

Ekim ayından sonra Kasım -Aralık aylarında Meclis'in gündemini bütçe görüşmelerinin oluşturacağına değinen Arınç, bunun öncesinde ve aradaki zaman içerisinde de yasama ve denetim çalışmalarının mutlaka yapılacağını vurguladı. Meclis çalışmalarının elektrikli, heyecanlı ve tartışmalı olmasının işin doğasında bulunduğunu vurgulayan Arınç, "Tartışmaların yaşanması çok olağanüstü bir şey değil. Önemli olan seviyeli ve iyi bir üslupla bu tartışmaların yapılmasıdır." değerlendirmesinde bulundu.
Siyasi partiler arasında şu anda yaşanan tartışmalara bakarak bundan sonra Meclis çalışmalarının bir gürültü içerisinde geçeceğini düşünmenin doğru olmadığına dikkat çeken Arınç, muhalefetin iç tüzük hükümlerine göre yapılmasının parlamentonun çalışmalarını hızlandıracağını aktardı.

Arınç, Almanya'daki seçimlere de değindi. Çıkan sonucun Almanya'nın iç meselesi olduğunu belirten Arınç, "Şu partinin ne kadar oy aldığı bu partinin kiminle koalisyon kuracağı Türkiye'yi hiç ilgilendirmiyor ama bizi ilgilendiren yönü bu hükümetin Türkiye'ye bakış açışıdır. Türkiye'ye ilgili konularda ne söylemişlerdir, ne yapmak istiyorlar bu konuyu değerlendirebiliriz." görüşünü dile getirdi.

Arınç, gazetecinin, "demokratik açılım sürecinin çeşitli sanatçılarla magazinleştirildiğini" öne sürmesi üzerine konunun Türkiye için hayati derecede ciddi olduğunu, bunu magazinleştirme ihtiyacını duymadıklarını ama her konuyu sulandırma temayülünde olan bir takım çevrelerin bulunduğunu ifade etti. Hükümet ve siyasi parti olarak demokratik açılımı hayati bir konu olarak gördüklerini anlatan Arınç, mesele Türkiye'nin geleceği olarak baktıklarını söyledi. Arınç, daha sonra şunları söyledi:

"Konuyu sayın Sezen Aksu ile veya bir başkasıyla ilgilendirmek, onların sözlerini, davranışlarını karikatürize etmek çok yanlış bir tutum. Kevin Costner, bu konu ile ilgili bir beyanda bulunulmuş. Yerli veya yersiz bir beyan, bunu alay konusu haline getirmek çok doğru değil. Bugün Kevin Costner'i bu sözünden dolayı eleştirenler, kendisi Türkiye'ye geldiğinde, başındaki şapkada, 'Ne mutlu Türk'üm diyene' yazısı yazdığında susmuşlardı. Halbuki o zaman konuşmaları lazımdı. Mesela ben olsam şöyle konuşurdum, 'Bu iş bu kadar istismar edilmez arkadaş, biz bu kadar elma şekeriyle aldanan bir toplum değiliz, sen Türk değilsin, bunu söylemek için de bir gerekçen yok. Sen sadece bir reklam filminden şu kadar para almış bir insansın. Bizi bunlarla aldatmak, bizim hoşumuza gideceğini zannederek bu tür kılıklara girmek doğru değildi' diye. Bugün televizyonlarda onu eleştirenlerin bu konuda suskun olduklarını söylemek, aradaki farkı göstermek için yeterli."
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Arınç: Meclis fabrika değil
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN