Elif Naci kimdir?

Gelibolu'da doğdu. İlköğrenimini Babası Miralay Hüsnü Bey'in görevi dolayısıyla bulundukları Edirne'de yaptı; daha sonra da İstanbul'da Ayasofya Rüşdiyesi ile Vefa Sultânîsi'ni bitirdi. 1913 yılının sonlarına doğru Sanâyi-i Nefîse Mekteb-i Âlîsi'nin resim bölümüne girdi. Okula başladıktan birkaç ay sonra I. Dünya Savaşı çıktı ve on yedi yaşında iken askere alındı; savaş boyunca dört yıl askerlik yaptı. Terhis edilince okuluna geri döndü ve Çallı İbrahim'in atölyesine girdi. Bu konuda, "Çallı İbrahim'den aldığımız feyiz empresyonizm tarzında. Çünkü onlar, Çallı ve arkadaşları Paris'te çalışmışlardı ve bir çeşit empresyonizmi Türkiye'ye ilk getiren insanlardı. Akademiye gelir gelmez elimizden stompu ve 'sauce'u bıraktırarak yanmış kömürü, füzeni veren hocamız Çallı İbrahim oldu, Varniya'nın aksine. Yağlı boya sınıfına geçince, Batı'da çoktan ömrünü tamamlamış olan empresyonist görüşü bize aşıladı ve biz hepimiz birer Çallı İbrahim, birer empresyonist olduk" demektedir (Türkiyemiz, sy. 27, s. 22).

Öğrenciliği sırasında geçinebilmek için bir yandan da arşiv memuru olarak gazeteciliğe başladı. Gazete ressamı olmak istemeyen Elif Naci, sonradan çeşitli sanat yazıları da yazdı ve iyi bir polemist oldu. İlk çalıştığı gazete Celâl Nuri, Suphi Nuri ve Sedat Nuri kardeşlerin çıkardığı İleri gazetesidir. Ardından İkdam, İfham, Milliyet, Tan, Son Telgraf ve Cumhuriyet gazetelerinde çalıştı. Akademiyi bitirince Türk ve İslâm Eserleri Müzesi'ne önce müdür yardımcısı, sonra müdür oldu. Bu görevi sırasında resimlerine Arap harflerini ve Türk motiflerini soktu. Bunu tenkit edenlere, "Braque'ta yok mu? Juan Gris'de; Picasso, Chagall, Dufy, Klee'de yok mu? Var, ama onlar Latin harflerini yerleştirmişler, ben Arap harflerini yerleştirmişim" cevabını veriyordu.

İlk şahsî sergisini 1930'da Alay Köşkü'nde açtı. Bu sıralarda bir yandan Galatasaray sergilerine, bir yandan da Müstakil Ressam ve Heykeltıraşlar Birliği'nin sergilerine katılıyordu. Sanat hayatına büyük bir gürültüyle girişi, 1933'te açılan, kurucuları arasında bulunduğu "D Grubu"nun ilk sergisiyle oldu. Ondan sonra bu grup Halkevi, Güzel Sanatlar Akademisi ve Fransız Konsolosluğu salonlarında olmak üzere on beş sergi daha açtı. Yurt dışında da Budapeşte, Atina, Bükreş, Moskova, Brüksel, Londra ve Paris'te çeşitli karma sergilere katılan Elif Naci, ikinci şahsî sergisini 1947'de Eminönü Halkevi'nde, üçüncüsünü ise retrospektif olarak 1951'de Galatasaray Lisesi girişinde açtı. Bu sergi dolayısıyla yayımlanan Elif Naci adlı broşürde otuz dört fikir adamı ve sanatçı onun hakkındaki fikirlerini dile getirdiler. Ressam Cemal Tollu, Elif Naci'nin resimleriyle şiir yazan, Avrupa tesirinden uzak yerli bir sanatçı olduğunu söyler. 1963 yılında Topkapı Sarayı Müzesi müdür yardımcılığından emekliye ayrıldı. Fakat gazeteciliğini Cumhuriyet gazetesinin arşiv memuru olarak hayatının son yıllarına kadar sürdürdü. Pek çok makalesinden başka On Yılda Resim 1923-1933 (1933), Şarkta Resim (1943), Elif'in 60 Yılı, Resimde ve Basında (1976) ve Anılardan Damlalar (1981) adlı kitapları da bulunmaktadır.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN