Elkas Mirza kimdir?

Safevî Devleti'nin kurucusu olan Şah İsmâil'in ikinci oğlu olup 10 Safer 922'de (15 Mart 1516) Karabağ kışlağında doğdu. 1524 yılında Safevî tahtına geçen baba bir büyük kardeşi Tahmasb tarafından 1533'te askerî birliklerden birinin kumandanlığına getirildi. Aynı yıl içinde Tahmasb'ın Özbekler'e karşı düzenlediği Horasan seferine katılarak kendi kumandası altındaki birliğin Merve taarruzunu yönetti, ertesi yıl Tebriz'e döndü. 1538'de Şirvan'ın zaptında önemli hizmetleri görüldü ve buraya vali tayin edildi. Fakat 1545 yılında çevresindeki bazı beylerin kışkırtmasına kapılarak şahlık davasıyla ağabeyi Tahmasb'a isyan etti. Annesi Hâkanbigi Hanım ve emirlerden bir grubun aracılığı ile şah tarafından affedildiyse de iki yıl sonra Derbend'de adına sikke kestirip hutbe okuttu ve şahlığını ilân etti. Tahmasb'ın Şirvan'a geldiğini duyunca annesini ve öteki yakınlarını Derbend Kalesi'nde bırakarak Kumuklar'ın oturduğu bölgeye gitti. Şahın takibine mâruz kalan kuvvetlerinin yenilmesi ve emirlerinden birçoğunun Tahmasb'a sığınması üzerine, yanında vezir edindiği Sünnî ulemâdan Seyyid Azîzullah bulunduğu halde Kıpçak ve Kırım üzerinden İstanbul'a giderek Osmanlı padişahına iltica etti (1547).

Kanûnî Sultan Süleyman ve Vezîriâzam Rüstem Paşa tarafından muhteşem bir tören ve iltifatlarla kabul edilen Elkas Mirza'ya 90.000 akçe tahsisat ayrıldı, nişancılığına Şehnâmeci Ârifî Fethullah Çelebi getirildi. Ârifî'den sonra şehnameci olan Eflâtun Şirvânî Elkas'ın kâtibi olup onunla birlikte İstanbul'a gitmişti. Elkas Mirza, İran'da hanların ve emirlerin çoğunun Tahmasb aleyhtarı olduğunu söyleyerek Osmanlı padişahını İran seferine teşvik etti. Esasen şark seferi hazırlıkları içinde bulunan Kanûnî, Erzurum Beylerbeyi Ulama Paşa'yı Elkas'a atabeg yaparak önden sınıra gönderdi. Ulama Paşa'nın Azerbaycan beylerbeyiliğine getirilmesi üzerine onunla birlikte Azerbaycan'a giden Elkas Mirza, padişaha Tebriz'e hücum edilmesini tavsiye etti. Fakat Kanûnî İran'a gittiğinde bütün Safevî beylerinin kendisine tâbi olacakları yolundaki sözlerinin yalan olduğunu anlayınca Elkas'a çok kızdı. Safevî beylerinin hiçbiri Osmanlı padişahının huzuruna gelmemiş, aksine Elkas'ın adamlarından birçoğu Şah Tahmasb tarafına geçmişti. Tebriz'de birkaç gün kalan Kanûnî'nin amacı Elkas'ı İran tahtına geçirmekti, ancak sonradan bu fikrinden vazgeçti.

Daha sonra on gün kadar devam eden muhasaranın ardından Van Kalesi'ni teslim alan Osmanlı padişahı kışı geçirmek için Diyarbekir üzerinden Halep'e gitti (1548). Bu arada Elkas Mirza Kanûnî'den izin alıp yanındaki yerli kuvvetlerle Irâk-ı Acem'e bir akın harekâtında bulundu ve Hemedan'a saldırdı. Bu sırada kardeşi Behrâm Mirza'nın ordugâhını yağmaladı, oğlunu ve bazı yakınlarını esir aldı. Daha sonra Kum ve Kâşân taraflarını yağmalayan Safevî şehzadesinin İsfahan ve Şüşter'e yaptığı akınlar başarısız oldu.

Elkas Mirza 1549 yılı başlarında Irâk-ı Arab'a döndü ve kışı Bağdat civarında geçirdi. Bu sırada Kerbelâ, Necef ve Kâzımeyn'i ziyaret eden Elkas'ın bir Şiî gibi hareket etmesi, maiyetindeki Osmanlı kuvvetlerinin yanından ayrılmasına sebep oldu. İran içlerine akınları sırasında ele geçirdiği değerli eşyalardan bir kısmını veziri Seyyid Azîzullah ile Kanûnî'ye gönderince padişah tarafından değerli hil'atlerle taltif edildiyse de bazı davranışları yüzünden gözden düştü. Böylece Osmanlı himayesinden mahrum kalan Elkas Mirza, 1549 Eylülünde yarı bağımsız Erdelân hâkimi Sührâb Bey'e sığındı, fakat onun tarafından kardeşi Behrâm Mirza'ya teslim edildi. Ertesi gün Şah Tahmasb'ın ordugâhına götürüldü ve Alamut Kalesi'ne hapsedildi. 22 Rebîülevvel 957'de (10 Nisan 1550) Tahmasb'ın emriyle öldürüldü.

Kanûnî'nin şehzadesi Bayezid'inkine benzer bir hayat süren Elkas Mirza maceralı hayatı içinde şiirle de meşgul olmuştur (Âşık Çelebi, vr. 165a).

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN