Emin Hilmi Efendi kimdir?

Trabzon'da doğdu. Şehrin tanınmış ailelerinden Hüseyin Alemdarzâde Hacı Mustafa Ârif Ağa'nın oğludur. Asıl adı Mehmed Emin olup şiirlerinde Hilmî mahlasını kullandığından daha çok Emin Hilmi adıyla tanınmıştır. İlk tahsilinin ardından hat icâzeti aldıktan sonra İstanbul'a giderek dayısı Hoca Pîr Efendi'den medrese ilimlerini okudu. Arapça ve Farsça öğrendi. 1849 yılında Trabzon Valisi Hayreddin Paşa'nın divan kâtibi olarak memuriyet hayatına başladı. 1856'da Trabzon Meclis-i Kebîr âzalığı ve sandık eminliği yaptı. Ordu, Gümüşhane ve Karahisarışarkî sancaklarındaki usulsüzlükleri tahkik ve ıslahla görevlendirildi. On yıl sonra Erzurum vilâyeti defterdar muavinliğine tayin edildiyse de göreve zamanında başlayamadığından bir süre açıkta kaldı. Ertesi yıl Trabzon vilâyeti Mektûbî Kalemi mümeyyizliğine ve vilâyet gazetesi muharrirliğine getirildi. Bu görevlerindeki başarıları sebebiyle saniye rütbesine yükseltildi (1868). 19 Mart 1877'de açılan ilk Osmanlı Meclis-i Meb'ûsanı'na Trabzon mebusu olarak girdi. 13 Şubat 1878'de meclis kapatılınca İâne-i Muhâcirîn Encümeni kitâbeti ve âzalığına tayin edildi. Bu görevde on ay maaş almadan çalıştığı için kendisine mütemâyiz rütbesi verildi ve Batum muhacirlerinin iskânına memur edilerek tekrar Trabzon'a gönderildi. 1882'de idâre-i mahsûsa vapurları muhasebeciliğine, bir süre sonra da Bahriye Nezâreti Mektûbî Kalemi müdürlüğü ile Matbaa-i Bahriyye Nezâreti'ne tayin edilerek rütbesi ûlâ sınıf-ı sânîsine yükseltildi. 15 Zilhicce 1301'de (6 Ekim 1884) İstanbul'da vefat etti. Nakşibendiyye tarikatına mensup olan Emin Hilmi Efendi'nin mezarı Edirnekapı dışında, İbn Kemal'in mezarı civarında dayısı ve hocası Trabzonlu Pîr Efendi'nin yakınındadır. Şair Yenişehirli Avni Bey de aynı tarihte öldüğünden Üsküdarlı Talat her iki şairin ölümüne, "Hayf bir günde iki şâir-i hoş-gû gitti / Birisi Hazret-i Hilmî biri Mîr Avnî / Yazılır cümleye târîh bir gün olur / Kodular âh iki şâir-i mahir kevni" mısralarıyla ortak bir tarih düşürmüştür.

Eserleri. 1. Divan. Orta seviyede bir şair olan Emin Hilmi Efendi'nin en önemli özelliği çok sayıda tarih manzumesi yazmış olmasıdır. Münşeât'ı ile bir arada basılan (Trabzon 1293) divanı bir münâcât, iki na't, otuz üç kaside, 105 gazel, üç tahmîs, bir muhammes ile Canik sancağı mutasarrıfı Rızâ Efendi'nin gerçekleştirdiği ıslahatı anlatan "Islahnâme-i Canik" adlı 124 beyitlik bir manzumeden sonra tarih manzumelerinin yer aldığı "Tevârih", "Rubâiyyât", "Beyitler", "Mısrâât", ikisi marş olmak üzere dört güfteden ibaret "Şarkiyyât" adlı bölümlerden meydana gelmiştir. Hilmi Efendi bazı gazel ve kasidelerini, aralarında Bayburtlu Zihnî'nin de bulunduğu devrin tanınmış şairleriyle ortaklaşa söylemiştir. 2. Münşeât. Müellifin çeşitli vesilelerle yazdığı mektup ve resmî yazıların yer aldığı eserde, büyük bir zata hediye edilen iki tavus kuşu dolayısıyla çeşitli kuş isimlerine yer verilerek kaleme alınan bir arîza, bir müezzinin yazdığı tebriğe cevap olmak üzere müezzinlikle ilgili kelimeler kullanılarak yazılan mektup, Bahriye Nezâreti'ne nâzır tayin edilen bir kişiye denizcilik terimleri kullanılarak yazılmış iki tebrik edebî özellikler taşıyan metinler olarak dikkati çekmektedir. 3. Muhâkeme-i Ye's ü Emel (İstanbul 1284). Münazara tarzında kaleme alınan nasihat türündeki bu küçük hacimli mensur eser gördüğü ilgi dolayısıyla bir yıl sonra Rusçuk'ta tekrar basılmıştır (1285). 4. Pâresiz Kasidesi Şerhi. Agâh Paşa'nın "pâresiz" redifli kasidesinin Ziyâ Paşa'nın ünlü Zafernâme'si tarzında yapılmış şerhi olup vefatından sonra oğlu İlyas Sâmi Bey tarafından yayımlanmıştır (İstanbul 1325).

Emin Hilmi Efendi'nin basılmamış diğer eserleri şunlardır: İstiğfarnâme-i Hilmî, Muhâkeme-i İdbâr ve İkbâl, Mevzun Durûb-ı Emsâl, Kasîde-i Kur'âniyye. İlyas Sâmi Bey, babasının divanında yer almayan şiirlerini Eş'âr-ı Mütebâkiye-i Hilmî adıyla bir araya getirdiğini ve diğer eserleriyle birlikte bastıracağını bildirmişse de bu eser yayımlanmamıştır. Tanınmış edebiyat tarihçisi Nihad Sâmi Banarlı'nın dedesi olan Emin Hilmi Efendi'nin son eseri, vefatından önceki gece tamamladığı ve her mısraı ebcedle 1302 (1885) tarihini veren II. Abdülhamid hakkındaki kasidesidir.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN