Hemdani kimdir?

Kendi ifadesine göre 19 Safer 280'de (10 Mayıs 893) doğdu (Ṣıfatü Cezîreti'l-ʿArab, Hamed el-Câsir'in mukaddimesi, s. 8). Yemen'in büyük kabilelerinden Hemdân'a mensuptur. Süyûtî Hazrecî'ye dayanarak onun San'a'da doğduğunu söyler. Lakabı Lisânü'l-Yemen'dir; ayrıca dedesi Ya'kūb'a izâfetle İbn Ya'kūb, büyük dedelerinden şair ve hakîm Süleyman Zi'd-Dimne'den dolayı da İbnü'l-Hâik (güzel şiir söyleyen, kelimeleri kumaş gibi dokuyan şairin oğlu) veya İbn Zi'd-Dimne diye tanınmıştır (el-İklîl [nşr. Muhibbüddin el-Hatîb], X, 166-167; İbn Zi'd-Dümeyne yazılışı yanlıştır, bk. İbnü'l-Kıftî, I, 279; EI2 [Fr.], III, 126]).

Hemdânî el-İklîl'de, atalarının çok erken tarihlerde göçebeliği terkederek bir kısmı Zebîd'de kalırken bir kısmının önce Kûfe'ye, sonra da Bekîl bölgesindeki Merâşî'ye yerleştiğini, daha sonra büyük dedesi Yûsuf'un ailesi ve yakınlarıyla birlikte San'a'ya göç ettiğini, babasının burada kervancılıkla ve altın ticaretiyle meşgul olduğunu, bu arada kendisinin kervanlarla birçok yere seyahat ettiğini anlatır (X, 166 vd.). İbnü'l-Kıftî de onun Irak'a gittiğini ve oradaki âlimlerle görüştüğünü söylemekte (İnbâhü'r-ruvât, I, 315), ancak Hamed el-Câsir, eserlerinde Irak yolundaki bazı yer adlarını doğru tesbit edemediğine dikkat çekerek Hemdânî'nin bu seyahatini şüpheyle karşılamakta ve Iraklı âlimleri Mekke'deki ikameti (aş.bk.) sırasında görmüş olabileceğini ileri sürmektedir (Ṣıfatü Cezîreti'l-ʿArab, mukaddime, s. 13). Hemdânî, yine el-İklîl'de amcası Muhammed'in kızı Fâtıma ile evlendiğinden, oğlu Mâlik'in genç yaşta öldüğünden ve kendisinin de ona mersiyeler yazdığından bahseder. Eserde diğer oğlu Muhammed'in adı geçmemektedir.

Daha çok Yemenli âlimlerin yanında yetişen Hemdânî yine Yemenli râvilerden bilgi edinmiştir. Nesep konusunda Ebû Nasr Muhammed b. Abdullah b. Saîd el-Himyerî'den ders almıştır. Meşhur hocalarından biri de Muhammed b. Ahmed el-Evsânî el-Himyerî'dir (ö. 360/971). Hadramut, Necid ve Hicaz'daki âlimlerle görüşmüş ve o zamanlar çok önemli bir ilim merkezi olan Mekke'de de bazı âlimlerden okumuştur.

Hemdânî, 306'da (918) gittiği Mekke'den 313 (925) yılında Yemen'e dönerek San'a'ya 60 fersah uzaklıktaki Sa'de şehrine yerleşti ve devlet adamlarından yakın ilgi gördü. Bu arada İbnü'l-Enbârî, Ebû Amr en-Nahvî ve İbn Hâleveyh gibi birçok âlimle görüşmelerini ve yazışmalarını da sürdürdü. Yemen o dönemde Zeydî imamlarının merkezi haline gelmiş ve ezelî Adnânî-Kahtânî rekabeti yeniden alevlenmişti. Sa'de'de kendilerini Adnân'a nisbet eden bazı şairlerin Yemen kabilelerine sataşmaları ve Adnânîler'in onlardan daha üstün olduğunu iddia etmeleri Hemdânî'yi harekete geçirdi ve yazdığı kasidelerle bu şairlere cevap verdi. Ancak yenilgiyi hazmedemeyen şairler ona düşman oldular ve Sa'de hâkimi Zeydî (Ressî) İmam Ahmed b. Yahyâ Nâsır-Lidînillâh'a Hz. Peygamber'i hicvettiğini söylediler. Bunun üzerine İmam Ahmed, Hemdânî'yi yakalatarak (24 Şevval 319 / 9 Kasım 931) bir buçuk yıl kadar hapsetti. Bir rivayete göre Hemdânî'nin hapsediliş sebebi, onun Nâsır-Lidînillâh'ın iki kumandanını kendisinden ayrılmaya ve Aşşe ahalisini isyana teşvik etmesiyle alâkalıdır (İA, V/1, s. 419). Hemdânî'nin bu olaylarla ilgisi açıkça ortaya konulmamışsa da bu isyanın öncülüğünü yapanlara methiyeler söylediği bilinmektedir (EI2 [Fr.], III, 127). Hemdânî, hapishaneden Zebîd Emîri İbn Ziyâd'ın aracılığı ile çıkmış veya kaçmıştır. Buna göre Saîd el-Endelüsî'nin onun hapiste öldüğüne dair verdiği bilginin (Kitâbü Ṭabaḳāti'l-ümem, s. 59) doğru olmaması gerekir.

Hemdânî, 321 (933) yılında serbest kaldıktan sonra kendi kabilesine ait toprakların ortasında bulunan Reyde'ye yerleşti. Onun hayatına dair bilgi veren kaynaklar genellikle vefat tarihini belirtmezler. Birçok araştırmacı 334'te (945-46) öldüğünü söylerse de bu tesbit kesin değildir. el-İklîl'de (II, 332) hocası Muhammed el-Evsânî'nin 360 (971) yılında öldürüldüğünü anlatmış olması -eğer bu kısım daha sonra bir başkası tarafından ilâve edilmemişse- Hemdânî'nin bu tarihte hayatta olduğunu gösterir. Ancak Hamed el-Câsir, bu bilginin sonradan ilâve edildiğini ve onun 344'ten (955-56) sonra öldüğünü söyler (Ṣıfatü Cezîreti'l-ʿArab, mukaddime, s. 31). İbnü'l-Kıftî Hemdânî'nin Reyde'ye gömüldüğünü yazmaktadır (İnbâhü'r-ruvât, I, 315). Hemdânî sadece ensâb, tarih ve coğrafya alanında değil madencilik ve astronomi gibi birçok ilim dalında da bilgi sahibiydi.

Eserleri. 1. el-İklîl*. Ensâb hakkındadır. Kuzey Arabistan kabileleri için İbnü'l-Kelbî'nin Cemheretü'n-neseb'i ne kadar önemli ise Güney Arabistan kabileleri için de el-İklîl o kadar önemlidir. On ciltlik eserin günümüze ulaşan I ve II. ciltleri Muhammed b. Ali el-Ekva' el-Hivâlî (Kahire 1383-1386/1963-1966, 1977-1980), VIII. cildi Anistâs Mârî el-Kermilî (Bağdat 1931) ve X. cildi Muhibbüddin el-Hatîb (Kahire 1368/1949; Beyrut 1407/1987) tarafından neşredilmiştir. 2. Ṣıfatü Cezîreti'l-ʿArab. Arap yarımadasındaki meskûn yerlerden ve buralarda oturan kabilelerden bahseder. İbnü'l-Kıftî'nin adını zikretmemesi ve Keşfü'ẓ-ẓunûn'da (II, 1822) Hemdânî'nin el-Mesâlik ve'l-memâlik adlı kitabının unvanına "Fî ʿacâʾibi'l-Yemen ve Cezîreti'l-ʿArab ve esmâʾi bilâdihâ" ibaresinin eklenmiş olması, İnbâhü'r-ruvât'ı tahkik eden Muhammed Ebü'l-Fazl İbrâhim'i, bu eserin müstakil olmayıp sözü edilen el-Mesâlik'in bir bölümü olabileceği kanaatine sevketmiştir (I, 318). Ancak el-İklîl'in muhtasarında kitabın müstakil bir çalışma olduğu kaydedilir (Hamed el-Câsir'in mukaddimesi, s. 31). Hemdânî, Ṣıfatü Cezîreti'l-ʿArab'ı kaleme alırken şahsî müşahedelerine ve daha önce bu konuda yazılmış kitaplara istinat etmiş, mukaddimede de Batlamyus'un Kitâbü'l-Coġrâfyâ fi'l-maʿmûre mine'l-arż adlı eserini özetlemiştir. Onun Arap yarımadasında bizzat gördüğü yerlerle ilgili verdiği bilgiler doğru olmakla birlikte diğer yerler hakkında birçok yanlış yaptığı görülmektedir. Eser D. H. Müller tarafından iki cilt halinde neşredilmiş (Leiden 1884-1891; Frankfurt 1993), Muhammed b. Abdullah Büleyhid en-Necdî, bu yayını esas alıp Yemen'den getirtilen bir başka yazma nüshadan da faydalanarak kitabı tek cilt halinde tekrar yayımlamıştır (Kahire 1373/1953). Yemenli Kādî Muhammed b. Ali el-Ekva' el-Hivâlî, Hemdânî'nin zikrettiği yerleri bizzat gezerek ve isimlerini soruşturup tahkik ederek, ayrıca daha önce yapılan baskıları ve çeşitli yazma nüshaları da karşılaştırarak kitabı yeniden neşre hazırlamış, bu çalışma, Hamed el-Câsir'in Hemdânî ve eserleri hakkında bilgi veren bir mukaddimesiyle birlikte basılmıştır (Beyrut 1394/1974; Riyad 1394/1974, 1397/1977). 3. Kitâbü'l-Cevhereteyni'l-ʿatîḳateyni'l-mâʾiʿateyn mine'ṣ-ṣafrâʾ ve'l-beyżâʾ (eẕ-Ẕeheb ve'l-fiḍḍa). Altın ve gümüş hakkında olup bu alanda yazılmış tek eserdir. Hemdânî bu kitabında, "iki eski maden" dediği altın ve gümüşün ocaktan çıkarılmasından işlenmesine, değişik eşya yapımından para basımına ve bunların ayar ve kalitelerine varıncaya kadar yaşadığı dönemdeki maden yatakları ve madencilikle ilgili çeşitli konularda bilgi vermektedir. 898 (1492-93) tarihli bir nüshası İsveç'te Uppsala Kütüphanesi'nde, bir yazması da Kahire Dârü'l-kütübi'l-Mısriyye'de (nr. 907) bulunan kitap, Christopher Toll tarafından Almanca'ya çevrilerek tıpkıbasımıyla birlikte neşredilmiş (Uppsala 1968), eseri daha sonra Muhammed eş-Şuaybî de yayımlamıştır (San'a 1982). 4. ed-Dâmiġa. Kümeyt el-Esedî'nin Adnânîler'i ve Hâşimîler'i öven, Kahtânîler'i yeren el-Hâşimiyyât adlı kasideleri içindeki "el-Ḳaṣîdetü'n-nûniyye"sine cevap olarak yazdığı 602 beyitten oluşan kasidedir. Hemdânî bu kasidesinde Kahtânîler'i över, sonra da Mead ve Farslar'dan bahseder. Onun 200 yıllık Adnânî-Kahtânî mücadelesinde asabiyet gayretiyle Kahtânîler'in safında yer alması muhalifleri tarafından, Adnânîler'in Benî Hâşim koluna mensup Hz. Peygamber'e ve Ehl-i beyt'e karşı olduğu ve onlara hakaret ettiği şeklinde değerlendirilip suçlanmasına yol açmıştır. el-İklîl'in Berlin'de bulunan nüshasının sonunda günümüze ulaşan kaside (EI2 [Fr.], III, 127), hapse atılmasından az önce bizzat Hemdânî tarafından şerhedilmiştir. Bazı kaynaklarda yanlışlıkla oğlu Muhammed'e nisbet edilen bu şerhin San'a'da İmam Yahyâ Kütüphanesi'nde 623 (1226) tarihli bir nüshası bulunmakta, ancak kasidenin el-İklîl'in Berlin nüshasındakine nisbetle sonunda yirmi altı beytin eksik olduğu görülmektedir (Ṣıfatü Cezîreti'l-ʿArab, Hamed el-Câsir'in mukaddimesi, s. 27-28). Nahivci İbn Hâleveyh (ö. 370/980) bu kasideyle birlikte Hemdânî'nin diğer şiirlerini bir divanda toplamış, bunların şerhini ve i'rabını yapmıştır. ed-Dâmiġa, Muhammed b. Ali el-Ekva' el-Hivâlî tarafından tahkik edilerek Kitâbü Ḳaṣîdeti'd-dâmiġa adıyla yayımlanmıştır (Kahire 1978). 5. Serâʾirü'l-ḥikme. Kaynaklardan edinilen bilgilere göre astronomi, astroloji ve felsefe konularını içermektedir. Yunanlı bilginler tarafından da kaynak olarak kullanılan eserin yalnızca astronomi ve astrolojiyle ilgili olan onuncu makalesi bugüne ulaşabilmiştir (el-Maḳāletü'l-ʿâşire min Serâʾiri'l-ḥikme, Dımaşk 1979). 6. el-Ḳuvâ fi'ṭ-ṭıb. Eser kaynaklarda zikredilirse de hakkında bilgi verilmez. Hemdânî'yi bu kitabından dolayı Muʿcemü'l-eṭıbbâʾ adlı eserine alan Ahmed Îsâ da klasik kaynaklardan iktibas ederek onun kısaca hayatını anlatmış ve eserlerinin bir listesini vermiştir. 7. el-Yaʿsûb. Avcılık, helâl ve haram olan av, bu konudaki hadisler, şiir ve terminoloji yönünden konuyu inceleyen bu kitap da günümüze ulaşmamıştır. ed-Dâmiġa'nın şerhinde Hemdânî'nin Mefâḫirü'l-Yemen adlı bir başka ensâb çalışmasından söz edilirse de bunun el-İklîl'in bir bölümü mü, yoksa müstakil bir eser mi olduğu bilinmemektedir (Ṣıfatü Cezîreti'l-ʿArab, Hamed el-Câsir'in mukaddimesi, s. 28).

Yâkūt el-Hamevî, Muʿcemü'l-üdebâʾ adlı eserinde Hemdânî'ye edip ve şairler arasında yer vermiştir (VII, 230). İbnü'l-Kıftî ve Süyûtî ise onu dilciler arasında zikrederler. Bunun sebebi, kendi kasidesi ed-Dâmiġa'yı şerhetmesinin dışında müstakil bir nahiv kitabı yazmamasına rağmen el-İklîl ve Ṣıfatü Cezîreti'l-ʿArab gibi eserlerine serpiştirdiği dille ilgili bilgilerdir. Bu eserlerinde Arap yarımadasında yaşayan kabilelerin dilleri hakkında geniş açıklamalar yapmakta ve bugün Arapça sözlüklerde bulunmayan kelimeler kullanmaktadır. Hemdânî'nin el-İklîl'de Himyerî kitâbeleri hakkında bilgi vermesi ve özellikle "müsned" denilen harflerle yazılmış bir kaside üzerinde durması, Himyerî dili ve yazısı hakkında bilgi sahibi olduğunu göstermektedir. Hamed el-Câsir, Hemdânî'nin eserlerinin dil yönünden incelenmesinin Arap sözlükçülüğüne büyük katkıda bulunacağını söyler (Ṣıfatü Cezîreti'l-ʿArab, mukaddime, s. 20).

Hemdânî'nin kaynaklarda el-Mesâlik ve'l-memâlik, el-İbl, Esmâʾü'ş-şühûr ve'l-eyyâm, eṭ-Ṭâliʿ ve'l-maṭâriḥ, el-Ḥars̱ ve'l-ḥîle, el-Ḥayevân, ez-Zîc, es-Siyer ve'l-aḫbâr gibi eserlerinin de adları geçmektedir (Hemdânî'ye nisbet edilen diğer eserler için bk. Mahmûd İbrâhim es-Sugayrî, I/1, s. 177).

Kimden Konu Alma tarihi Boyut Kategoriler
INTERNET STAJYER3 Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi 09:21 13 KB

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN