İbn Merdeniş kimdir?

518'de (1124) Turtûşe'ye (Tortosa) bağlı Pen͂iscola Kalesi'nde doğdu. Asıl adı Martinez'dir (Mardonius). Reinhart Pieter Anne Dozy, Merdenîş kelimesinin İspanyolca Martinez'den geldiğini ve İbn Merdenîş'in İspanyol asıllı bir hıristiyan ailesine mensup bulunduğunu söyler. Fransisco Codera y Zaidin ise onun İspanya'ya yerleşmiş Mardonius adındaki Bizanslı bir kişinin soyundan olduğunu ileri sürmüştür. Bu konuda kesin bir sonuca ulaşılmamış olmakla birlikte tarihçilerin çoğu birinci görüşü tercih etmektedir. Buna göre İbn Merdenîş'in atalarından Martinez müslüman olmuş, böylece müvelledûn (İspanya'nın yerli halkından İslâm'a girenler) zümresine katılmıştır. Hıristiyan tarihçileri İbn Merdenîş'in adını Rey Lobo (Lope) şeklinde kaydetmişlerdir.

İbn Merdenîş'in babası Sa'd, Murâbıtlar'ın Fraga valisi idi ve 528 (1134) yılında Aragon'dan gelen saldırılara karşı koymuştu. Amcası Abdullah b. Muhammed, Murâbıt hâkimiyetinin sonlarına doğru Endülüs'ün doğusunda istiklâlini ilân eden İbn İyâz'ın önemli kumandanlarındandı. Önceleri İbn İyâz'ın hizmetinde bulunan İbn Merdenîş daha sonra Mürsiye'ye (Murcia) vali olarak tayin edildi. İbn İyâz'ın 542 (1147) yılında Kastilyalılar'la yaptığı bir savaşta ölmesi üzerine onun yerine geçerek emirliğini ilân etti. Emirliğe İbn İyâz'ın vasiyetiyle getirildiği de rivayet edilmektedir.

İbn Merdenîş'in emirliğini ilân ettiği tarihte Murâbıt hâkimiyetine son veren ve Kuzey Afrika'da onlara ait toprakları ele geçiren Muvahhidler, Endülüs'ün tamamını ele geçirmek üzere hazırlık yapıyorlardı. Fakat henüz Doğu Endülüs'e yönelmemişlerdi. Bu durum, İbn Merdenîş'in Turtûşe'den Lûrka'ya (Lorca) kadar Doğu Endülüs'ün tamamına hâkim olmasını kolaylaştırdı. Ancak çok geçmeden Muvahhid kuvvetleri İbn Merdenîş'in hâkimiyetine son vermek üzere harekete geçtiler. İbn Merdenîş, aynı dönemde istiklâlini ilân ettikten kısa bir süre sonra Muvahhidler'e katılan Endülüslü diğer liderlerin aksine direnmeyi tercih etti. Durumunu güçlendirmek için de komşu hıristiyan krallıklarla siyasî ve askerî ilişkiler kurdu. Katalonya (Catalonia) ve Kastilya (Castilla/Kaştâle) krallarının himayesine girmekten dahi çekinmedi. Berşelûne (Barselona) Kontluğu, Pisa ve Cenova devletleriyle antlaşmalar imzaladı. Bu hıristiyan krallıklardan önemli askerî destek sağladı. İbn Merdenîş, Kastilya kralının yanında Muvahhidler'e karşı bazı savaşlara da katıldı; Kastilya ve Katalonya kuvvetleriyle birlikte Gırnata'yı (Granada) yağmaladı.

Kayınpederi İbn Hemüşk gibi Endülüslü güçlü bir lideri de yanına almayı başaran İbn Merdenîş, hıristiyan devletlerden aldığı desteğe güvenerek mevcut sınırlarını korumakla yetinmeyip topraklarını genişletme gayreti içine girdi. Besta (Baza) ve Vâdîâş'ı (Guadix) zaptederek Gırnata'ya ulaştı. Burada karşılaştığı Muvahhid ordusunu İbn Hemüşk'ün ve hıristiyan krallıklarının desteğiyle ağır bir bozguna uğrattı (555/1160). Ancak Muvahhidler bu hezimetin intikamını almakta gecikmediler. İki yıl sonra yapılan savaşta İbn Merdenîş mağlûp oldu ve iki taraf arasındaki mücadele Kurtuba (Cordoba) tarafına kaydı. Ardarda yapılan birkaç savaşı Muvahhidler kazandı. Bunun üzerine İbn Merdenîş, güneydeki topraklarını terkederek idarî merkezi Mürsiye'ye çekmek zorunda kaldı. 7 Zilhicce 560'ta (15 Ekim 1165) Mürsiye'nin batısındaki Fahsülcellâb'a ulaşan bir Muvahhid ordusuyla giriştiği savaşı kaybetti. Bu durum, devlet ricâli ve askerler arasındaki bölünme ve itaatsizlikleri arttırdı. Ayrıca aralarında İbn Hemüşk'ün de bulunduğu destekçilerinin bir kısmı onu terkederek Muvahhidler'e katıldı. Bir süre sonra kardeşi Ebü'l-Haccâc Yûsuf da Muvahhidler'in tarafına geçti (İbn Sâhibüssalât, s. 165). İbn Merdenîş, Katalonya-Aragon ve Kastilya krallıklarının himayesine girerken onlara haraç ödemeyi kabul etmiş, bu haracı ödemek için müslüman halka yeni vergiler yüklemişti. Bu yüzden halkın bir kısmı topraklarını terkedip Endülüs'ün diğer kesimlerine göç etti. Onun hıristiyanlara olan meyli giderek müslüman halkın kendisinden soğumasına yol açtı.

Muvahhidler, 566 (1171) yılında Doğu Endülüs üzerine yeni bir sefer daha düzenlediler. İbn Merdenîş bütün çabasına rağmen Besta, Lûrka, Cezîre ve diğer bazı şehirlerin onların eline geçmesine engel olamadı. Aynı ordu Mürsiye'yi kuşattığı sırada 10 Receb 567 (8 Mart 1172) tarihinde öldü. Receb ayının son günü (28 Mart 1172) öldüğü de rivayet edilir. Muvahhid emîri onun çocuklarına iyi davranmış, hatta kızıyla evlenmiştir. Yerine geçen oğlu Ebü'l-Kamer Hilâl'in Muvahhidler'e bağlılığını bildirmesiyle toprakları kısa bir süre sonra Muvahhid hâkimiyetine geçti. Böylece Murâbıtlar'ın çöküşüyle dağılan Endülüs'ün siyasî birliği Muvahhidler tarafından yeniden sağlanmış oldu.

Doğu Endülüs'ün tamamını hâkimiyeti altına alan ve bu bölgede yirmi yılı aşkın çetin bir mücadele veren İbn Merdenîş Endülüs tarihinin ilginç şahsiyetlerinden biridir. Bir yönüyle mücadeleci bir asker, başarılı bir lider, diğer yönüyle sefih ve zalim bir idarecidir. Selefi İbn İyâz'ı övgüyle yâdeden Muvahhid tarihçilerine göre İbn Merdenîş en yakınlarını bile öldürtmekten çekinmeyen bir zalimdir. İçki ve eğlenceye çok düşkündür. Hıristiyanlarla dostluk kurup Muvahhidler'e karşı onların yanında yer almakla kalmamış, özel hayatında da bir hıristiyan kral gibi yaşamıştır. İbnü'l-Hatîb, İbn Merdenîş'in dinî meseleler dışındaki bütün davranışlarının bir hıristiyan kontundan farksız olduğunu, hıristiyan gibi giyindiğini, Kastilya dilini (eski İspanyolca) iyi bildiğini ve günlük hayatında bu dili kullandığını söyler. İbn Merdenîş ordusunu genellikle hıristiyan asıllı askerlerden oluşturmuş, hıristiyanlar için hanlar ve kiliseler yaptırmış, Santa Maria'da bir piskoposluk kurmalarına izin vermiştir.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN