Kamerun neresidir ?

Resmî adı Kamerun Cumhuriyeti (Republique du Cameroun, Republic of Cameroon), resmî dilleri Fransızca ve İngilizce olan ülkeyi güneyden Ekvator Ginesi, Gabon ve Kongo; doğudan Kongo, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Çad; kuzeybatıdan Nijerya ve batıdan Gine Körfezi çevirir. Yüzölçümü 475.442 km2, nüfusu 15.421.937 (2000 tah.), başşehri Yaoundé (Yaunde: 990.000), diğer önemli şehirleri Douala (1.200.000), N'Kongsamba, Bafussam, Foumban ve Maroua'dır. Bağımsızlığını 1 Ocak 1960 tarihinde kazanan ülke Birleşmiş Milletler (1960), Afrika Birliği (1963) ve İslâm Konferansı Teşkilâtı'nın (1975) yanı sıra bölgesel bazı milletlerarası kuruluşların da üyesidir.

I. FİZİKÎ VE BEŞERÎ COĞRAFYA
2 ve 13. kuzey paralelleri arasında yer alan ve bir üçgeni andıran Kamerun, yer şekilleri bakımından birbirinden farklı özelliklere sahip dört bölgeye ayrılır. Kuzeyde Benue ovası ile Çad gölü çöküntüsünün oluşturduğu kuzey düzlükleri, orta kesimde Adamava kütlesi ve Nijerya sınırı boyunca uzanan dağlık bölge, batıda Gine körfezi kıyısındaki ovalık kıyı bölgesi ve güneyde ormanlık yayla bölgesi. Güneydeki yaylanın ortalama yüksekliği 300, Adamava kütlesininki 1000-1600 m. kadardır. Batı Afrika'nın en yüksek dağlarından biri olan Kamerun dağı (4070 m.) ülkenin güneybatısındadır. İklim yeryüzü şekillerine bağlı olarak farklı özellikler gösterir. Güneydeki ormanlık bölge ile güneybatıdaki kıyı bölgesinde nemli, sıcak ve bol yağmurlu tropikal iklim hüküm sürer. Ortalama yıllık yağış miktarının 4000 mm. olduğu bu bölgedeki Kamerun dağının etekleri dünyanın en fazla yağmur alan yeridir. Kuzeye doğru çıkıldıkça yağmurlar azalır ve Çad gölü çevresinde 500 milimetreye kadar düşer. Güneydeki bol yağmur alan bölge, yaprak dökmeyen ağaçların ve çok sayıda bitki türünün yetiştiği geniş ekvator ormanlarıyla kaplıdır. Ülke topraklarının yarıdan çoğu ormanlarla, beşte biri de otlaklarla kaplıdır. Kamerun akarsu varlığı bakımından zengin bir ülkedir.

Nüfus. Tarih boyunca savaş, kuraklık, nüfus baskısı ve yayılma gibi sebeplerle kuzey, doğu ve güneyden devamlı göçmen akınlarına mâruz kalan ülkede bugün 200'e yakın etnik grup yaşamaktadır. Bunların arasında en kalabalık grubu beyaz ırka mensup Fûlânîler teşkil eder. Yine Fûlânîler gibi Kamerun'un kuzey kesimlerinde yaşayan Şüve Arapları, Kanuriler ve Hevsâlar da müslümandır. Güneyde ise başlıcaları Pigmeler, Bantular ve Bamilekeler olmak üzere çeşitli zenci kabileleri yaşamaktadır. Etnik yapıdaki çeşitlilik dillerde de görülür ve resmî diller Fransızca ile (% 78) İngilizce (% 22) olmakla birlikte ülkede yirmi dört mahallî dil (kuzeyde Sudan, güneyde Bantu dilleri) konuşulur. Nüfusun % 50'si hıristiyan (% 33 Katolik, % 17 Protestan), % 25'ten fazlası müslüman (kaynaklarda verilen rakamlar kesin değildir), geri kalanı ise animisttir. Hıristiyanlık Fransız (Katolik) ve İngiliz (Protestan) sömürgecilerle misyonerler, Müslümanlık ise bölgeye hâkim olan İslâm devletleri (aş.bk.) vasıtasıyla yayılmıştır. Müslümanlardan Fûlânîler daha çok çobanlık ve çiftçilik yaparken Hevsâlar, Kanuriler ve Şüve Arapları ticaretle uğraşmaktadır.

Eğitim ve Kültür. Ülkenin güney, batı ve kuzey bölgeleri farklı kültürlerin etkisi altında bulunmaktadır. Güneyde Fransız, batıda İngiliz, kuzeyde İslâm kültürleri hâkim olduğundan ülkede kültürel bütünlük yoktur. XIX. yüzyılın ortalarında misyonerler tarafından açılan Batı tipi okullar sömürge döneminde önce Alman, daha sonra da Fransız ve İngiliz yönetimleri altında yaygınlaştı. Bugün eğitim hizmetleri hükümet, misyoner grupları ve özel sektör tarafından sağlanmaktadır. Müslümanların yoğun olarak yaşadığı kuzeyde geleneksel Kur'an okulları faaliyetlerini sürdürmekte ve burada çocuklara Kur'an ve dinî bilgilerin yanı sıra Arapça da öğretilmektedir. Genellikle Batı tarzı eğitime karşı olan müslüman aileler yüksek din öğrenimi için çocuklarını Hartum (Sudan), Kano (Nijerya) veya Kahire'ye göndermektedir. Kamerun bağımsızlıktan sonra okullaşmada önemli başarılar göstermiştir. 1984 yılı itibariyle ilk ve orta öğrenim çağındaki nüfusun % 67'si okullara kayıtlıdır; ancak bu oran ülkenin kuzeyinde % 55'e düşmektedir. 1995'te on-on yedi yaş arası okullaşma oranı % 50,3 civarındadır. Ülkenin en önemli yüksek öğretim kurumu, 1962'de Fransa'nın yardımıyla kurulan Yaoundé'deki Kamerun Üniversitesi'dir.

Ekonomi. Kamerun'un ekonomisi genelde tarıma dayalıdır ve 1999 yılı rakamlarına göre millî gelirin % 42'sini sağlayan bu sektörde aktif nüfusun yaklaşık % 70'i çalışmaktadır. Tarımı yapılan başlıca ürünler arasında kahve, kakao, pamuk, muz, kauçuk, palmiye yağı, şeker kamışı, pirinç, mısır, fasulye, yer fıstığı ve darı sayılabilir. Giderek artan kereste üretimi ve diğer orman ürünlerinin ekonomideki yeri büyüktür. Modern sayılabilecek bir balıkçı filosu bulunan ülkenin hayvancılık sektörü yaklaşık 4,5 milyon baş sığıra sahiptir. Millî gelir içerisindeki payı % 21 olan sanayi sektöründe aktif nüfusun % 11'i çalışmaktadır. Yeraltı servetlerinin başında 55 milyon tonluk rezervle petrol gelmekte ve çıkarılan petrolün (1988'de 8,3 milyon ton) üçte biri ihraç edilmektedir. Millî gelirin % 36'sını hizmet sektörü sağlamaktadır. Petrol sektörünün gelişmesi, 1970-1985 yılları arasında ekonominin hızla gelişmesini sağladı. Ancak 1986'da bu büyümede âni bir düşme gözlendi. 1990'dan itibaren IMF ve Dünya Bankası çeşitli programlarla devreye girmişse de bunlardan bir sonuç elde edilememiştir. Kişi başına düşen yıllık gelir 1993'te 792 dolardı. 1999 yılında bu rakam 2000 dolara, büyüme ise % 5,2'lere çıkmıştır.

Toplam uzunluğu 66.910 km. (2922 kilometresi asfalt) olan karayolu ağı tabii şartlar sebebiyle her zaman ulaşıma açık değildir. Sömürge döneminde inşa edilen 1120 kilometrelik demiryolu liman şehri Douala'yı iç bölgelerdeki şehirlere bağlamaktadır. Douala ve Yaoundé'de milletlerarası, diğer önemli şehirlerde ise daha küçük hava alanları bulunmaktadır. İhracat petrol, kakao, kahve, alüminyum ve orman ürünlerini, ithalât ise yatırım malları ile yarı mâmül ürünleri kapsar. Ticaret yapılan ülkeler başta Fransa olmak üzere Avrupa Topluluğu ülkeleri, Amerika Birleşik Devletleri ve Japonya'dır.

II. TARİH
Kamerun'un ilk sakinleri ve tarihiyle ilgili kesin bilgi bulunmamakla birlikte kıyı kesimlerinin çok eski zamanlardan beri meskûn olduğu, Akdeniz'den gelen tüccarlarla denizcilerin buralarda göründüğü ve Büyük Sahrâ'yı aşan kervan yollarının Gine körfezine kadar ulaştığı bilinmektedir. Ülkenin tarihini, birbirinden bağımsız geliştikleri için İslâmiyet'in etkisinde kalan kuzey ve Hıristiyanlığın etkisinde kalan güney bölgelerinin tarihi olarak iki kısımda incelemek gerekmektedir.

Kuzey bölgesi önce Kânim ve Bornu devletlerinin, ardından Fûlânîler'in yönetiminde kaldı. IX. yüzyılın başlarında doğan Kânim Devleti, Çad gölünün kuzeyinden Adamava'ya kadar olan bölgeyi denetimi altında tuttu. XI. yüzyılda Kânim Sultanı Hume (Umme) Cilmi'nin ihtida etmesi İslâmiyet'in yöreye yayılmasında önemli rol oynadı. Hume, Akdeniz kıyısındaki yönetimler ve Mekke ile yakın ilişki kurarak otoritesini bölgede genişletmeye çalıştı. Özellikle Bornu Sultanı İdrîs Elevmâ zamanında (1571-1603) Çad gölü çevresinde ileri bir İslâm medeniyeti gelişti (bk. FÛLÂNÎLER). XIX. yüzyıla kadar siyasî bakımdan fazla bir rol oynamayan Fûlânîler, Osman b. Fûdî'nin (1804-1817) Batı Afrika'da başlattığı cihad hareketi neticesinde Nijerya'nın doğusundan Çad havzasına kadar uzanan bölgeyi denetimlerine aldılar ve Sokoto Sultanlığı çatısı altında teşkilâtlandılar. Osman b. Fûdî'nin otoritesini kabul eden Modibbo Adama, ölümünden sonra kendi adıyla anılan Adamava bölgesini alarak Yola merkez olmak üzere Fumbina Krallığı adıyla İslâmî bir yönetim kurdu (1841). XX. yüzyılın başlarına kadar bağımsız bir devlet olarak ayakta kalan Adamava 1901'de İngiltere ve Almanya arasında paylaşıldı, 1922'de de Milletler Cemiyeti tarafından İngiliz ve Fransız manda idarelerine verildi.

Güneyde XV. yüzyılın sonlarına doğru Portekiz denizcisi Fernando Po'nun keşfettiği ve kendi adını verdiği bugünkü Bioko adasına gelen Portekizliler 1520'lerde anakaraya çıktılar ve köle ticaretiyle ilgilenmeye başladılar. Bu arada Wouri ırmağına, içinde bol miktarda karides bulunduğu için Rio dos Camarõès (karides nehri) adını verdiler ve bu isim çevredeki toprakları da kapsayarak buranın İspanyollar'a intikalinden sonra onların söyleyişine göre Camarones, daha sonra da Kamerun (Alm.), Cameroun (Fr.), Cameroon (İng.) şekillerini aldı. 1777'de Fernando Po adası İspanya toprağı oldu. XIX. yüzyılın başında buraya gelen İngilizler 1827'de İspanyollar'dan adayı üs olarak kullanma izni aldılar. 1844'te bölgeye misyonerler gelerek Hıristiyanlığı yaymaya, okullar ve kiliseler kurmaya başladılar. Buea yakınlarında kurulan Victoria (bugünkü Limbe) Avrupalılar'ın anakaradaki ilk devamlı yerleşim merkezi oldu. 1868'de Alman Woermann Kumpanyası, Wouri ırmağı ağzında büyük bir ticaret merkezi kurdu ve arkasından onu başkaları takip etti. Buraya hâkim olma hususunda Almanlar'la İngilizler arasındaki mücadele Almanlar'ın lehine sonuçlandı ve yerel yöneticilerle Alman hükümeti arasında bir himaye antlaşması imzalandı (Temmuz 1884). Böylece Almanya'nın Kamerun Protektorası doğmuş oldu.

Kamerun'daki Alman himayesi, I. Dünya Savaşı biterken İngiliz ve Fransız birliklerinin ülkeyi işgal etmesiyle fiilen son buldu (1918) ve toprakları bu iki devlet arasında bölüşüldü; güneyle doğusunu içine alan beşte dörtlük kısmı Fransa'ya, batısını içine alan beşte birlik kısmı İngiltere'ye kaldı. Savaştan sonra İngiltere ile Fransa arasında imzalanan Londra Deklarasyonu (Temmuz 1919) bu paylaşımı resmîleştirirken Milletler Cemiyeti de bu fiilî durumu onaylayarak 20 Temmuz 1922'de aldığı bir kararla işgal ettikleri yerleri Fransa ve İngiltere'nin manda yönetimlerine bıraktı. İngiltere, kendi bölgesini Kuzey ve Güney Kamerun olmak üzere ikiye ayırarak idarî açıdan Nijerya ile birleştirdi; Fransa ise başşehri Yaoundé olan ayrı bir sömürge yönetimi kurdu. II. Dünya Savaşı'nın ardından toplanan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Kamerun topraklarını milletlerarası vesâyet sistemine alarak Birleşmiş Milletler adına İngiliz ve Fransız mandalarının devamını kararlaştırdı. 1957'de kısmen özerklik verilen Fransız Kamerunu'nda 1958'de yapılan seçimleri ülkenin kuzeyinden Fûlânî lideri Ahmedü Ahidjo kazandı ve başbakan oldu. Fransa'nın önerisiyle Birleşmiş Milletler'in Mart 1959'da Fransız vesâyetini kaldırması üzerine Fransız Kamerunu Kamerun Cumhuriyeti adı altında 1 Ocak 1960'ta bağımsızlığını ilân etti ve 5 Mayıs 1960'ta Ahmedü Ahidjo cumhurbaşkanı seçildi. Öte yandan Nijerya sömürgesi bağımsızlığını kazandıktan sonra buraya bağlı olarak yönetilen İngiliz Kamerunu'nda da bir halk oylaması yapıldı (Şubat 1961) ve kuzeyde (Batı Adamava) oturan halkın Nijerya ile, güneyde oturan halkın ise Kamerun Cumhuriyeti ile birleşmek isteği anlaşıldı. Sonuçta Batı Adamava Nijerya'ya geçerken güneyde birleşme sağlandı ve böylece Kamerun Federal Cumhuriyeti kuruldu (1 Ekim 1961). Yeni devletin federe cumhuriyetlerinden biri Doğu Kamerun (eski Fransız sömürgesi olan bölge), diğeri Batı Kamerun idi (eski İngiliz sömürgesinin güney kısmı). Yaklaşık yirmi yıl federasyon halinde kalan Kamerun'da 21 Mayıs 1972 tarihinde üniter devlet yapısını benimseyen yeni anayasanın kabulüyle yönetim sistemi merkezîleştirilerek federe organlar kaldırıldı. 1972 anayasası devlet başkanına kabineyi, yüksek devlet memurlarını ve on eyaletin valisini tayin etme gibi birçok yetki verdi ve Ahidjo ülkeye çok sayıda Fransız danışman getirterek idarede, orduda, emniyet teşkilâtında bunlardan istifade etti. Bağımsızlığın ilânından itibaren aralıksız devlet başkanlığı yapan Ahidjo 4 Kasım 1982'de görevinden ayrıldı; yerini güneyli Katolik Paul Biya aldı. Daha önce Ahidjo gibi başbakanlık yapan Biya, 1984'te büyük bir çoğunlukla yeniden cumhurbaşkanı seçilince başbakanlık makamını kaldırdı. 1987'de tekrar seçildi ve Aralık 1990'da da o güne kadar süren tek partili düzenden çok partili düzene geçilmesini sağladı. Muhalefetin boykot ettiği 1997'deki seçimlerden sonra başbakanlık makamı tekrar ihdas edildi.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN