Genç Kalemler nedir? Genç Kalemler kimlerden oluşuyor?

Genç Kalemler’in ilk şekli, Haziran 1909’da Manastır’da Hüsn ve Şiir adıyla on beş günde bir yayımlanan edebî dergidir

Hüsn ve Şiir'in dili eskiye nazaran sade olmakla beraber mecmuanın şuurlu bir dil politikasının olduğunu söylemek mümkün değildir. Siyasî konulara pek yer vermeyen Hüsn ve Şiir mecmuasının adı fazla romantik bulununca Âkil Koyuncu'nun teklifiyle bir süre sonra Genç Kalemler olarak değiştirilmiştir.

Hüsn ve Şiir'in bu adı taşıyan 8. ve son sayısı 16 Eylül 1326 (29 Eylül 1910) tarihinde çıkmıştır. Genç Kalemler'in I. cildinin ilk sayısı, Hüsn ve Şiir'in devamı olduğunu göstermek üzere 1-9 şeklinde numaralanmıştır. Nitekim I. cildi oluşturan diğer sayılara da 2-10, 3-11... şeklinde numara verilmiştir. I. ciltte yer alan altı sayı tarihsiz olarak yayımlandığından Genç Kalemler'in ilk sayısının tarihi tesbit edilememektedir. Hüsn ve Şiir'in son sayısı 29 Eylül 1910'da neşredildiğine göre Genç Kalemler'in ilk sayısının 1910 yılının Eylülünü takip eden aylarda çıktığını söylemek mümkündür. On beş günde bir yayımlanan derginin II. cildinin ilk sayısının 11 Nisan 1911 tarihinde çıkmış olmasından hareketle Hüsn ve Şiir'den sonra 1911 yılı başlarına kadar yayına ara verildiği de düşünülebilir. Bunların dışında üçüncü bir ihtimal derginin düzenli bir yayın periyoduna uyulmadan yayımlanmasıdır. Kaynaklarda çoğunlukla Genç Kalemler'in 11 Nisan 1911'de çıkmaya başladığı belirtilmektedir. Halbuki söz konusu tarih derginin değil "yeni lisan" hareketinin başlatıldığı II. cildin 1. sayısının tarihidir.

Genç Kalemler, II. Meşrutiyet sonrasında sistemli bir şekilde ortaya çıkan Türkçülük ideolojisinin yayın organıdır. İttihat ve Terakkî'nin merkez-i umûmî kâtibi olan Nesîmî Sârım aynı zamanda Genç Kalemler'in başyazarı olup mecmua partiden maddî ve mânevî destek görmekteyse de parti derginin yayın ilkesine müdahale etmeme taahhüdünde bulunmuştur (Yöntem, s. 12).

Otuz üç sayı yayımlanan Genç Kalemler mecmuasının sürekli yazı kadrosunda şu isimler görülmektedir: Ömer Seyfeddin, Ali Canip, Ziya Gökalp, Kâzım Nami (Duru), M. Nermi, Râsim Haşmet, Aka Gündüz, Nesîmî Sârım, H. Hüsnü, Muvaffak Galib, Âkil Koyuncu, Subhi Edhem. Bunların dışında dergide yazı veya şiiri yayımlanmış daha birçok isim vardır. Ayrıca Ömer Seyfeddin kendi adı dışında "Perviz", Ali Canip "Yektâ Bâhir", Ziya Gökalp "Demirtaş, Kaya Alp, Tevfik Sedat", Kâzım Nâmi "Rumeli Sermuharriri", Râsim Haşmet "(Ayın) Asfer", Aka Gündüz "Enis Avni" takma adlarıyla manzum veya mensur eserlerini dergide yayımlamışlardır.

Genç Kalemler'e gelinceye kadar Türk dilinin sadeleştirilmesi yönünde bazı teşebbüsler olmuşsa da bunların çoğu sözde kalmıştır. Genç Kalemler'in II. cildiyle başlatılan yeni lisan hareketi Türkçe'nin sadeleştirilmesine yönelik sistemli ilk harekettir. Hareketin adı "yeni lisan" olmakla beraber bütün gayretler sadece dil üzerinde yoğunlaşmamaktaydı. Millî bir edebiyat oluşturmak için millî bir dil politikası geliştirilmesi düşüncesiyle yola çıkan yazarlar dilin edebiyattan, edebiyatın da dilden ayrı düşünülemeyeceğinin bilincindeydiler. Dergide "Yeni Lisan" adıyla ilk makaleyi imza yerine bir soru işaretiyle yazan Ömer Seyfeddin bu yazıdan bir yıl kadar önce Ali Canip'e gönderdiği bir mektupta, "Geliniz Canip Bey edebiyatta, lisanda bir ihtilâl vücuda getirelim" diye çağrıda bulunur (Alangu, s. 158). Bu ilk makalede ise Türk dili ve edebiyatının mevcut durumunu tesbit ettikten sonra yanlışlıkları dile getirir. Dil ve edebiyat konusunda önceleri (divan edebiyatı devresinde) Arap ve Fars'ın, Tanzimat edebiyatı ile beraber ise Batı'nın taklit edilmiş olmasını talihsizlik olarak niteleyen yazar, söz konusu yönelişleri "Şark'a doğru İran'a, Garb'a doğru Fransa'ya" şeklinde özetler. Yazıda sadece problem ortaya konmakla kalmaz, çare de gösterilir.

Yeni lisan hareketi, Arapça ve Farsça kelimelerin dilden tamamen atılması yönündeki bir tasfiyeciliği reddettiği gibi yeni kelimeler arayışı ile Orta Asya Türklüğü'ne dönmeyi de prensip olarak benimsemez. Yabancı dillerden kelime alınmasına değil bu dillerden alınan kelimelerin Türkçe'nin telaffuzuna uydurulmadan kullanılmasına karşı çıkar. Derginin kapanışına kadar toplam yirmi dört sayı yayımlanan "Yeni Lisan" başlıklı makalelerde mesele enine boyuna tartışılmış ve her geçen gün konuyla ilgili gelişmeler okuyucuya aktarılmıştır. Bu yazılar çoğunlukla derginin yazı kadrosundan birileri tarafından kaleme alındığı halde makalelerin altına imza yerine Genç Kalemler Tahrir Heyeti ibaresi konulmuştur. Yazılardan bazıları, derginin yeni lisanla ilgili olarak hazırladığı "Yeni Lisan ve Bir İstimzaç" başlıklı ankete dönemin yazar, şair ve ilim adamlarından gelen cevapları ihtiva etmektedir.

Yeni lisan hareketine karşı yapılan tenkitlere, "Gençlik Kavgası" başlığını taşıyan müstakil yazılarla cevap veren Genç Kalemler yazı kadrosu bu vesileyle son derece seviyeli tartışma örnekleri sergilemiştir. Yeni lisana en sert tepkiler, o sıralarda Fecr-i Âtî topluluğuna mensup olan Köprülüzâde Mehmed Fuad ile Yakup Kadri'den (Karaosmanoğlu) gelmiştir. Zamanla yeni lisan çizgisine gelen bu iki yazar başlangıçta bu hareketi asla ciddiye almamış, hatta yazdıkları yazılarla alay etmişlerdir.

Yeni lisancılar, edebiyatla ilgili teorik meseleleri "Sanat ve Edebiyat" başlıklı yazılarla sunmayı tercih etmişlerdir. Dergi bir yandan yeni lisanı tanıtmaya ve benimsetmeye çalışırken öte yandan eski dille yeni dilin farkını belirtmek için mukayeseli metinler yayımlamıştır. Aynı sayfalarda karşılıklı sütunlarda "Dünküler" ve "Bugünküler" başlıkları altında özellikle Servet-i Fünûn ve Fecr-i Âtî şairleriyle yeni lisanla yazan şairlerin şiirleri karşılaştırılmıştır.

Ömer Seyfeddin'in tanınmış hikâyelerinden birçoğu ilk defa Genç Kalemler'de yayımlandığı gibi Ziya Gökalp'in Türkçülük, hatta Turancılık ideolojisini didaktik ve sanatsız bir tarzda ifade ettiği bazı şiirleri de ilk defa burada çıkmıştır.

Millî bir edebiyat oluşturma gayretindeki Genç Kalemler yazı heyeti, "Âti çıkınca ortaya, mâzi silinmeli" sloganıyla yola çıkarak bütün bir geçmişi ve geçmişin birikimini inkâr etmişlerdir. Her ne kadar Tanzimat'ın ilk edebî neslinden beri özellikle divan edebiyatına karşı olumsuz bir tavır alındığı görülmekteyse de Genç Kalemler'e gelinceye kadar hiçbir dönemde geçmişe karşı bu kadar menfi davranılmamıştır. Cumhuriyet'ten sonra dil ve edebiyat, hatta bütün bir kültürde geçmişe karşı takınılan olumsuz tavrı, Genç Kalemler mensuplarının daha aşırı bir devamı olarak görmek mümkündür. Esasen eski Türk edebiyatını biraz da küçümseyici bir tarzda "divan edebiyatı" şeklinde adlandıran da Genç Kalemler mensuplarıdır (DİA, IX, 389). Bütün bu yıkıcı tenkitlerle beraber XX. yüzyılın başlarında en güzel şeklini Halide Edip'in (Adıvar), Yakup Kadri'nin, Refik Halit'in (Karay), Reşat Nuri'nin (Güntekin) kaleminde bulan Türkçe'nin bugünkü şeklini almasında Genç Kalemler'in ve özellikle yeni lisan hareketinin küçümsenmeyecek payı vardır.

Millî edebiyat denince akla ilk gelen yayın organı Genç Kalemler'dir. Şinâsi'nin "umum halkın kolaylıkla anlayabileceği" bir edebiyat dili peşinde olması, Ziyâ Paşa'nın edebiyatımızı "avam beyninde" (arasında) araması, Ali Suâvi'nin şuurlu olarak sade bir dil kullanması, Ahmed Vefik Paşa'nın, Mütercim Âsım'ın, Şemseddin Sâmi'nin dille ilgili çalışmaları, Mehmed Emin'in (Yurdakul) Türkçe Şiirler'de topladığı manzumeleri etrafında meydana gelen tartışmalar çok daha öncesine giderek Genç Kalemler için bir zemin oluştursa da millî edebiyat meselesinin ilk defa Genç Kalemler'in sütunlarında enine boyuna tartışılmış olduğu muhakkaktır.

Genç Kalemler'in edebî cephesi kadar siyasî cephesi de önemlidir. II. Meşrutiyet döneminin siyasî kargaşa ortamında Türkçülük ideolojisi kendine bir zemin bulmaya, tutarlı bir millî kültür politikası oluşturmaya çalışmıştır. Bu yönüyle Genç Kalemler dilde Türkçülük denilebilecek kültür ideolojisinin neşir organıdır. Genç Kalemler'in tarih tezi ve anlayışı da Cumhuriyet sonrasında bu konudaki yönelişlere kaynak olmuştur. Özellikle Ziya Gökalp'in ilk defa Genç Kalemlerde yayımlanan "Altın Destan" adlı şiiri (III/14 [1327/1911], s. 41-43), Türklüğün parlak mâzisine yazılmış bir mersiye özelliği taşımaktadır. Gerek dili gerekse muhtevası itibariyle bakışları Orta Asya Türklüğü'ne çeviren "Altın Destan"da kullanılan "Turan, ogan, ulus, budun, kurultay" gibi bazı kelimeler bile meselenin siyasî-Türkçü boyutlarını ortaya koymaktadır. Esasen Genç Kalemler mensupları edebî faaliyetlerinin siyasî boyutunu gizleme gereği duymamışlardır. İlk "Yeni Lisan" makalesinin "Ey Gençler" ve "Netice" başlıklarını taşıyan bölümlerinde Ömer Seyfeddin bu durumu açıkça ifade etmektedir (II/1 [1327/1911], s. 6).

Genç Kalemler hareketi, aslında Osmanlılık içinde Türk kimliğini arama faaliyetidir. Daha çok Rus esareti altındaki Türk dünyasına mensup Türkçüler'in öncülüğünü yaptığı Türk Yurdu ile Genç Kalemler arasındaki temel fark dış Türkler'e olan ilgi meselesidir. Genç Kalemler'de Rusya veya başka güçlerin esareti altındaki Türkler'le ilgili yazılara pek rastlanmaz. Derginin milliyetçilik anlayışının merkezinde, Osmanlı Devleti'nin esasını oluşturan Türkler'in tarih boyunca "millet-i hâkime" olması gerekirken âdeta "millet-i mahkûme" gibi muamele görmesine duyulan tepki vardır.

Genç Kalemler'in Türkçülük ideolojisiyle beraber savunduğu bir diğer ideoloji de Batıcılıktır. Dergide Batı dillerinden tercüme edilen birçok yazı yayımlanmıştır. Esasen Genç Kalemler heyetini oluşturan yazarlar günlük yaşayışları ve dünya görüşleri bakımından "asrî" denebilecek yapıdadırlar. Nitekim ilk "Yeni Lisan" makalesinde, millî edebiyatı oluşturmanın önündeki en büyük engelin İslâmiyet'in getirdiği "tesettür" keyfiyeti olduğu da ima edilir. Bu fikir, Ömer Seyfeddin'in yine ilk defa Genç Kalemlerde yayımlanan "Aşk Dalgası" adlı hikâyesinin de asıl temasını teşkil etmektedir (III/23 [1328/1912], s. 4-15).

Dergide edebî ve siyasî konuların dışında felsefî, sosyolojik, antropolojik vb. ilmî meseleler de ele alınmıştır. Felsefe alanında en çok Fouillée ve Descartes'tan söz edilirken sosyoloji alanında dinin çeşitli kavimlerin hayatındaki yeriyle kadının sosyal statüsü üzerinde ağırlıkla durulmuştur. Subhi Edhem'in "Antropoloji Dersleri" başlıklı yazılarında o sıralarda yeni duyulan bu ilmin bir çeşit tanıtımı yapılır.

Hüsn ve Şiir'in sekiz sayısı ve ilk ciltte ayrı numara verilen altı sayı ile birlikte kırk bir sayı yayımlanan Genç Kalemler, Balkan savaşları yüzünden IV. cildinin Eylül 1912 tarihli 27. sayısından sonra kapanmıştır. Derginin yazı kadrosunu oluşturan yazarların çoğu bundan sonraki yazı faaliyetlerini İstanbul'da yayımlanmakta olan Türk Yurdu gibi dergilerde sürdürmüşlerdir.

Kaynak: TÜRKİYE DİYANET VAKFI İSLAM ANSİKLOPEDİSİ

BİZE ULAŞIN
SON DAKİKA