Baytarlık nedir ?

Arapça'da baytâr, batîr, mübeytır ve biyatr şekillerinde de görülen baytar ve "baytarlık" anlamında kullanılan baytara kelimelerinin menşei tartışmalıdır. Arap lugatçıları eski baytarların, hayvanların yara ve hastalıklarını daha çok kan almak suretiyle tedavi etmelerini göz önünde tutarak bu kelimeleri batr (yarmak) köküne bağlamaktadırlar (bk. Lisânü'l-ʿArab, "btr" md.; Kāmus Tercümesi, "btr" md.). Batılı araştırmacılarsa baytarın özellikle eski Arapça kaynaklardaki biyatr şeklini ele alarak aslının Grekçe ippiatros (at hekimi) olduğunu ve Arapça'ya, Arap panayırlarında gezginci nalbantlık yapan ve atları tedavi eden Bizans baytarları vasıtasıyla girdiğini ileri sürmektedirler (İA, II, 431; EI2 [İng.], I, 1149). Baytarlık üzerine kaleme alınmış kitapların hemen tamamının atları konu edinmesi ve bu konudaki eski Grek kaynaklarının Arapça'ya ilk tercüme edilen eserler arasında bulunması, ikinci görüşün daha akla yakın olduğunu göstermektedir. Ayrıca baytarlıkla ilgili kitaplara baytarnâmenin yanı sıra feresnâme ve esbnâme (at, beygir kitabı) adlarının da verilmesi (aş.bk.) bu görüşü güçlendirmektedir. Baytar ve baytara kelimeleri bugünkü İspanyolca'da da Arapça'dan alınmış albéitar ve albeitaria şekillerinde kullanılmaktadır. Türkiye'de ise baytar ve baytarlık terimleri 1937'ye kadar kullanılmış, bu tarihten itibaren 3203 sayılı Ziraat Vekâleti Vazife ve Teşkilât Kanunu'yla bunların yerine resmiyette veteriner ve veterinerlik kelimeleri getirilmiştir.

Tıbbın ana kollarından biri olan baytarlık, hayvanların, sağlıklarının korunması, hastalık ve sakatlıklarının tedavisi, üretim ve verimliliklerinin arttırılması gibi konuları inceleyen bir ilim dalı olarak tarif edilebilir. İslâm'dan önce baytarlık hayvancılıkla uğraşan bedevî Araplar arasında bilinmekte, uyuz, veba, dizanteri, kuduz, ruam ve atlarla develerde görülen bazı sinir ve göz rahatsızlıkları gibi hastalıkların birçoğu ustalıkla tedavi edilebilmekteydi. Câhiliye ve İslâm devirlerini idrak etmiş Âs b. Vâil (ö. m. 622) gibi birçok baytar yetişmiş olmasına rağmen o döneme ait herhangi bir yazılı belge mevcut değildir. Arap yaşayışında deve, etinden, sütünden ve gücünden faydalanılan çöle uyum sağlamış güçlü bir hayvan, at ise çevik ve hızlı bir binek olarak görülmüş, ata sahip olmak da bir üstünlük ve zenginlik alâmeti kabul edilmiştir. Zamanla yerleşik hayata geçen göçebe Araplar, devrin ihtiyaç ve değer anlayışının gereği olarak atlara daha fazla önem vermiş, bunun sonucunda at cinsleri, bunların bakım ve tedavisi konuları ön plana çıkmış, ayrıca âyet ve hadislerde bir savaş aracı olarak atın övülmesi (el-Enfâl 8/60; en-Nahl 16/8; el-Âdiyât 100/1-5; Buhârî, "Cihâd", 43, 44, "Ḫumus", 8, "Menâḳıb", 28; Müslim, "Zekât", 26; Nesâî, "Ḫayl", 6; İbn Mâce, "Cihâd", 14), binicilik ve at yetiştiriciliğini teşvik etmiştir. Bu sebeplerle son asırlara kadar baytarlığın asıl konusu at olmuş, inceleme ve araştırmalar at üzerine yapılmış, bu konuda diğer hayvanlara daha az yer verilmiştir. Her şeyden önce atın savaşlarda çok önemli bir taarruz ve savunma aracı olarak görülmesi hem atın değerini yüceltmiş hem de bu mesleğin ordunun himayesine girmesini sağlamıştır. Müslüman doktor ve eczacılar baytarlık ve insan tedavisinde hayvanlardan faydalanmak gayesiyle onları incelemeye çok dikkat sarfetmişlerdir. Câhiz'in Kitâbü'l-Hayevân, Demîrî'nin Hayâtü'l-hayevâni'l-kübrâ, İbn Kuteybe'nin ʿUyûnü'l-ahbâr, İbn Fazlullah el-Ömerî'nin Mesâlikü'l-ebsâr fî memâliki'l-emsâr, Kalkaşendî'nin Subhu'l-aʿşâ ve İbn Sînâ'nın eş-Şifâ'sı gibi "ilm-i hayevân" (zooloji) konusunu ele alan eserler baytarlıktan ziyade hayvanların anatomisi, üreme şekilleri, gebelik ve kuluçka dönemleri ve organlarının tedavide kullanılması (menâfiu'l-hayevân) gibi hususları incelemişlerdir. Fahreddin er-Râzî Hadâʾiku'l-envâr'ında (Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 1759, vr. 121a-123a), Şemseddin el-Âmülî Nefâʾisü'l-fünûn'unda (II, 197-301), Molla Fenârî Ünmûzecü'l-ʿulûm'unda (Süleymaniye Ktp., Şehid Ali Paşa, nr. 2781, vr. 108b) ve Dâvûd-i Antâkî Tezkiretü üli'l-elbâb'ında (s. 51-70) baytarlık konusunu müstakil olarak ele alıp açıklamışlardır. Bunların dışında vasiyetnâme tarzında yazılan Unsûrü'l-Meâlî Keykâvus'un Kābûsnâme adlı eserinde ahlâk, siyaset, tıp ve daha birçok konuyla birlikte iyi bir atta bulunması gereken vasıflardan da (25. bölüm) bahsedilir. Diğer hayvanlar yanında bilhassa atlar hakkında genel bilgilerle at hastalıkları ve tedavilerinin anlatıldığı eserlere baytarnâme, feresnâme veya esbnâme adı verilir. Genellikle baytarnâmeler atla ilgili âyet, hadis ve rivayetler, iyi bir atta bulunması gereken özellikler, at satın alınırken dikkat edilecek noktalar ile muhtemel kusurlar, at bakımı ve eğitimi, kısrakların yavrulaması, sağlıklarının korunması vb. bilgiler verdikten sonra hastalıkların sebep, belirti ve tedavilerinden bahseder.

Baytarlıkla ilgili en eski telif eser, Ubeyd b. Hammâd el-Halebî'nin tertip ettiği şekliyle günümüze kadar gelen ve Hz. Ali'nin seyisi Kamber'e ait olduğu iddia edilen Baytarnâme'dir (Gotha, nr. 2086, 78 varak; Mısır, Halil Ağa Ktp.). Yine aynı şahsın Dârü'l-kütübi'l-Mısriyye'de saklanan Siyâsetü'l-hayl ve'l-edviye... adındaki bir başka eseriyle Gotha'da Kitâbü's-Siyâse fî maʿrifeti'l-hayl adıyla kayıtlı kitap aynı eser olmalıdır (Gotha, nr. 107/1). Abbâsîler devrinde II. (VIII.) yüzyılın ortalarında başlayan geniş tercüme faaliyeti tıp ilmi yanında baytarlığın da gelişmesine önemli katkılarda bulunmuştur. Aristo'ya mal edilen sahte (apokrif) eserlerden biri olan ve Arapça bir nüshası (Dârü'l-kütübi'l-Arabiyye, Tıp, nr. 594, vr. 149b-151a, h. 859) ile Türkçe birçok nüshası mevcut olan Baytarnâme (Köprülü Ktp., nr. 361/2, vr. 14b-19a, nr. 361/4, vr. 62b-76b; Österreichische Nationalbibliothek, nr. 1485, 30 varak, h. 1110, nr. 1486, 7 varak, nr. 1487, 51 varak; diğer nüshalar için bk. Şeşen, Fihrisü maḫṭûṭâti'ṭ-ṭıbbi'l-İslâmî, s. 132-133), Huneyn b. İshak'ın (ö. 260/873) Yunanca'dan Arapça'ya çevirdiği Manisalı Theomnestos'un Kitâbü'l-Baytara'sı (Köprülü Ktp., nr. 959, vr. 1b-50a, h. 674; Bibliothèque Nationale, nr. 2810, vr. 1-46, h. 750; Bibliothecae Bodlianae, nr. 360) ile Sâbit b. Kurre'nin (ö. 288/901) bir mukaddime ilâve ederek (Köprülü Ktp., nr. 959/2, vr. 50b-86b) Farsça'dan Arapça'ya tercüme ettiği Tyanalı Apollonios'a izâfe edilen Kitâbü'l-Baytara adlı kitap (Köprülü Ktp., nr. 959/3, vr. 86b-167b, h. 674; Bibliothèque Nationale, nr. 2810/2, vr. 46-170, h. 750; Gotha, nr. 2073, 144 varak, nr. 2077, 80 varak), ilk tercüme edilen eserlerdendir.

Yukarıda adı geçen Kamber'e ait eserin sahte bir eser olacağı kuvvetle muhtemel olduğundan, Abbâsîler'den Mu'tasım-Billâh (833-842) ve daha sonraki halifelerin mîrâhuru (reîsü'l-ıstabl) olan ve bir ara Enbâr kumandanlığı da yapan (251/865) Nâsırüddin Muhammed b. Ya'kūb b. İshak b. Ahî Hizâm el-Huttelî'nin (el-Hutalî) eserlerini İslâm âleminde bu konuda yazılanların en eskisi saymak gerekir. Halife Mu'tazıd-Billâh'ın da (892-902) mîrâhuru olduğu rivayetlerine bakılırsa 279 (892) tarihinde henüz hayatta olduğu anlaşılan İbn Ahî Hizâm'ın baytarlık ve binicilikle ilgili eserleri günümüze kadar gelmiştir. Farklı nüshalarda değişik isimlerle zikredilen Kitâbü'l-Hayl ve'l-fürûsiyye ve'l-baytara adındaki eseri binicilik, cihad, silâhların en iyi şekilde nasıl kullanılacağı, atların çeşitleri, vasıfları ve üretilmeleriyle gıdaları, hastalık ve tedavileri, nallama usulleri, uyumlu ve kusurlu yönleri yanında katır ve merkep hakkında da bilgiler verir; ayrıca bazı Arap şairlerinin şiirlerinden iktibaslar yapar (Süleymaniye Ktp., Hafîd Efendi, nr. 257, 110 varak, h. 759; Ayasofya, nr. 2899/1, vr. 1-119; Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 3174/1, vr. 1-135a; Dârü'l-kütübi'z-Zâhiriyye, nr. 71, 125 varak, h. 1006; Bursa İl Halk Ktp., Hüseyin Çelebi, nr. 833, 113 varak, h. 856; Berlin, nr. 5555; British Museum, nr. 813; Leiden Bibl. Acad., nr. 1407/9; Chester Beatty Özel Ktp., nr. 3073; Bibliothèque Nationale, nr. 2815 ve 2824). Bir de muhtasarı bulunan (Süleymaniye Ktp., Fâtih, nr. 3510, 132 varak) eserin Mercier tarafından Fransızca tercümesi La Parure des cavaliers adıyla ve renkli resim ilâvesiyle basılmıştır (Paris 1924). Otuz bab olarak tertip edilen Kitâbü'l-Baytara'sında atların dişleri, huy ve renkleri, organlarının isimleri, atın eğitim ve yetiştirilmesi, doğum ve doğum sonrası kusurlarını anlattıktan sonra atın hastalık ve tedavisine geniş bir bölüm ayıran müellif, son bölümlerde yılan, akrep gibi haşarat sokmaları ile deve, sığır ve koyunların tedavilerinden bahseder. Arapça bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi'nde (Ayasofya, nr. 3607, 345 varak) Câmiʿ fî ʿilmi'l-baytara adıyla kayıtlı olan eserin Türkçe tercümesi yine aynı kütüphanenin Fâtih bölümünde (nr. 3535, 157 varak, h. 943), Farsça tercümesi de Leiden Bibl. Acad.'dadır (nr. 1412); diğer Arapça nüshaları ise Bibliothèque Nationale (nr. 2823), Österreichische Nationalbibliothek (nr. 1478/9), Bankipûr Bahâdır Hudâbahş Han Ktp. (IV, nr. 114), Chester Beatty Özel Kütüphanesi'nde (nr. 4161) bulunmaktadır. İbn Ahî Hizâm'ın sadece binicilik (fürûsiyye) konusunu işleyen bir de Kitâbü'l-Fürûsiyye'si vardır (Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 2899/2, vr. 122-252; Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 3174/2, vr. 136b-234a). Köprülü Kütüphanesi'nde kayıtlı (nr. 1362, vr. 1b-13a, 13b-18a) aynı addaki eser tertip ve muhteva açısından bununla aynı görünmemektedir; ancak ilk eserden seçilmiş bazı bölümler olması da mümkündür. Müellif büyük bir ihtimalle baytarlık ve binicilik konularında ilk kitabını kaleme almış, daha sonra da bunu genişleterek her iki konuda ayrı ayrı birer eser yazmıştır. Bunların yanında İbn Ahî Hizâm'ın çağdaşı Ya'kūb b. İshak el-Kindî'nin (ö. 260/873 [?]) Kitâb fi'l-hayl ve'l-baytara'sı da (Bağdat, el-Methafü'l-Irâkī, nr. 134, 112 varak, h. 1021; Dârü'l-kütübi'l-Mısriyye, Tıp, nr. 914) ilk telif edilen eserlerdendir.

Ahmed b. Muhammed b. Ebû Kutayre tarafından Fâtımî Halifesi Azîz-Billâh Nizâr b. Mead (ö. 386/996) adına telif edilen, fakat daha sonra Memlükler zamanında İbn Ahî Hizâm'a nisbet edilen Kitâbü'l-Fürûsiyye veya bazı kaynaklarda Kitâbü'l-Hayl ve sıfâtühâ ve elvânühâ ve şiyâtühâ ve aʿlâmühâ ve ilâcühâ... adıyla zikredilen eser IV. (X.) yüzyılda yazılmıştır (Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 3705, 206 varak). Birkaç baskısı yapılan (Bulak 1316-1321; Beyrut 1978) İbn Sîde'nin (ö. 458/1066) muhtevası geniş bir lugat özelliğinde el-Muḫaṣṣaṣ adındaki eseri deve, koyun, keçi gibi etleri yenen diğer hayvan ve kuşların özellikleriyle insan ve hayvanlarda görülen ortak hastalıklardan söz eder. İbnü'l-Avvâm'ın (ö. 580/1185 [?]) meşhur ziraat kitabı Kitâbü'l-Filâha'nın ilk otuz faslı bitki, son beş faslı ise evcil hayvan yetiştirmekle ilgilidir. İlgili bölümlerde evcil hayvanlardan koyun, keçi, at, deve ve arıların hastalıkları, tedavileri, yetiştirme usulleri ile yıkama, masaj gibi basit tedavi şekillerinden bahseden eserin tercüme ve yazmaları mevcuttur (bk. Brockelmann, I, 651-652; Sezgin, IV, 311-312). Otuz bölüm halinde hazırlanan Ahmed b. Hasan b. Ahnef'in, resimlendirme stili Abbâsîler ve Bağdat mektebine delâlet eden ve yazma resimli eserlerin en müzeyyeni olan Muhtasaru Kitâbi'l-Baytara'sının bir nüshası Ali b. Hasan b. Hibetullah (TSMK, III. Ahmed, nr. 2115, 168 varak, h. 606; aynı nüshadan bir tane de Dârü'l-kütübi'l-Mısriyye'dedir, bk. M. Mâhir Hamâde, s. 182), bir başka nüshası ise Abdülkerîm b. Ali el-Halebî tarafından istinsah edilmiştir (TSMK, III. Ahmed, nr. 2024, 106 varak, h. 880). Tıp, fizik, matematik ve bilhassa astronomi sahasında yazdıklarıyla tanınan Nasîrüddîn-i Tûsî'nin (ö. 672/1274) muhtemelen İsmâilî emîrlerinden Nâsırüddin Abdürrahîm b. Ebû Mansûr adına izâfetle adlandırdığı el-Baytaratü'n-Nâsırî'nin I. cilt dışındaki ciltlerinin mevcudiyeti henüz bilinmemektedir (Manisa İl Halk Ktp., nr. 1804, 148 varak). Yemen Resûlîler Devleti hükümdarlarından el-Melikü'l-Eşref er-Resûlî'nin (ö. 696/1296) binek ve zinet hayvanları at, katır ve eşekten sonra deve, sığır, koyun ve keçi hastalıklarından muhtasar olarak bahseden el-Mugnî fi'l-baytara'sı, bu hususta elde edilen tecrübelerin toplandığı değerli bir kitaptır. C. Brockelmann (GAL Suppl., I, 901) ve Hayreddin ez-Ziriklî'nin (el-Aʿlâm, V, 69) el-Melikü'l-Eşref'in kitapları arasında zikrettikleri bu eser, Âtıf Efendi Kütüphanesi (nr. 1959, 71 varak, h. 1172) nüshasında Celâleddin es-Süyûtî'ye nisbet edilmiştir (ayrıca bk. Şeşen, Fihrisü maḫṭûṭâti'ṭ-ṭıbbi'l-İslâmî, s. 365).

VIII. (XIV.) yüzyıl, baytarlık sahasında önemli birçok eserin kaleme alındığı en parlak devir olarak görünmektedir. Eski Arap, Bizans, İran ve Hint âlimleriyle filozoflarından nakledilen bilgilere kendi tecrübelerini de ilâve eden Ebû Abdullah es-Sâhib Tâceddin Muhammed b. Muhammed b. Ali b. Hinnâ'nın (ö. 707/1307) iki ciltlik Kitâbü'l-Baytara'sı, zamanımıza ulaşan önemli bir baytarlık kitabıdır. Elli yedi bab altında at, katır, eşek vb. hayvanların özellikleri ve kusurları izah edilen müellif hattı I. cilt (Süleymaniye Ktp., Fâtih, nr. 3608, 180 varak), hastalık alâmetlerinin anlatıldığı son bölümde 114 belirtinin sayılmasıyla tamamlanır. Fuat Sezgin tarafından tıpkıbasımı yapılan eserin (Frankfurt 1405/1984) 239 bölüm olan ve tamamen ilâçlardan bahseden II. cildinde (Süleymaniye Ktp., Fâtih, nr. 3609, 164 varak) 13-42, 170-179 arası ile son üç bab noksandır. Memlük sultanı Seyfeddin Kalavun (ö. 689/1290) devrinde Akkâ Kalesi'nde telifine başlanan ve 689 (1290) yılı başlarında bitirilen bir diğer eser, Emîr Bedreddin Bektût'un (ö. 711/1311) binicilik ve baytarlıkla ilgili Kitâbü'l-Fürûsiyye ve muʿâleceti'l-hayl adlı kitabıdır (Köprülü Ktp., nr. 1288/3, vr. 73b-98a; TSMK, III. Ahmed, nr. 3471/5, vr. 57b-74b, h. 901; Vakıflar Müzesi, nr. 2107, 95 varak, h. 889; Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 4826). Köprülü nüshasının sonunda müellifin ilâvesi olan bir de zeyil mevcuttur (vr. 99b-101b). Mısır Memlük sultanlarından el-Melikü'n-Nâsır Muhammed b. Kalavun'un (ö. 741/1341) mîrâhur ve baytarı ünlü İbnü'l-Münzir el-Baytâr Kâmilü's-sınâʿateyn fi'l-baytara ve'z-zerdeka, diğer adıyla Kâşifü'l-veyl fî maʿrifeti emrâżi'l-hayl veya sultana izâfetle Kitâbü'n-Nâsırî diye de tanınan on bölümlük eserinde, kendisi ve babasının tecrübelerinden faydalanarak at ve at yetiştiriciliği ile baytarlıktan geniş bir şekilde bahsetmektedir. Atlara dair kitapların en muteberi olan bu nâdide eser koyun, sığır gibi diğer hayvanlardan da söz eder. At hastalıklarının izah edildiği beşinci bölümde hastalıklar, hastalığın belirtileri, sebepleri, tedavi yolları ile korunma usulleri ele alınır. Müellifin geniş ilim ve dirayetini gösteren en önemli husus, hastalıklarla hava durumu ve mevsimler arasındaki ilişkiyi tesbit etmesidir. Eser ayrıca çevre eğitimine ve çevrenin hastalığın yayılmasındaki tesirine işaret etmesi, koruyucu hekimliğin esaslarını ortaya koyması ve gerekli at gıdaları hazırlama hususunda tariflerde bulunması bakımlarından döneminde Batılı ilim adamlarını birkaç yüzyıl geride bırakmıştır. Hayvanların zehirlenme konusunu da işleyen müellif zehirlenme sebepleri, tedavileri ve korunma yollarını izah eder. İslâm kültürünün bu konuda ulaştığı fikrî gelişmenin zirvesi sayılabilecek bir zamanda telif edilen eser kendinden önceki gelişmeleri de ihtiva etmesi açısından önemli kabul edilmiş ve daha sonraki eserlere kaynak olmuştur. Müellifin kendi hattıyla Sultan Muhammed b. Kalavun'un kütüphanesi için yazdığı nüsha Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'ndedir (III. Ahmed, nr. 1956, 151 varak, h. 722; diğer nüshaları için bk. aynı kütüphanenin III. Ahmed, nr. 2031, 115 varak, h. 884; Emanet Hazinesi, nr. 1816, 76 varak; Emanet Hazinesi, nr. 1817, 136 varak, h. 1170 numaraları ve Bursa İl Halk Ktp., Haraççıoğlu, nr. 1122, 156 varak, h. 970; Âtıf Efendi Ktp., nr. 1968, h. 938; Dârü'l-kütübi'z-Zâhiriyye, nr. 20, 237 varak, h. 1311 [son bölümden 12, 13, 14, 15. bablar noksandır]; Bağdat Eski Eserler Müzesi, nr. 187, 272 sayfa, h. 1022). Eseri Batı âlemine ilk defa tanıtan A. Perron bu nüshayı 1852-1860 yılları arasında tercüme etmiştir. Kitabın altı, yedi, sekiz ve dokuzuncu bölümlerinden meydana gelen tedavi konuları ise Muhammed b. Çerkez tarafından 1090'da (1679) Baytarnâme adıyla Türkçe'ye (Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 3575) çevrilmiştir; daha sonra da kitabın tamamı Almanca'ya tercüme edilmiştir (1931). Eserin Avrupa kütüphanelerinde de yazma nüshaları bulunmaktadır (Chester Beatty Özel Ktp., nr. 4631; Gotha, nr. 2082/3; Österreichische Nationalbibliothek, nr. 1481; British Museum, nr. 994; Bibliothecae Bodlianae, I, nr. 376; Bibliothèque Nationale, nr. 2813/4; Mektebetü'l-belediyyeti'l-İskenderiyye, nr. 36). VIII. (XIV.) yüzyılda yazılan en önemli eserlerden biri de Resûlîler Devleti sultanlarından el-Melikü'l-Mücâhid Ali b. Dâvûd'un (ö. 764/1363) el-Akvâlü'l-kâfiye ve'l-fusûlü'ş-şâfiye (et-Tezkire fî maʿrifeti'l-baytara) adlı eseridir. Bir mukaddime ve altı bölümden oluşan kitabın dördüncü bölümünde at hastalıklarının belirti, sebep ve tedavi sırasına göre izahını; katır, eşek, deve ve fillerin anlatıldığı son kısımda da deve hastalık ve tedavilerini bulmak mümkündür. Yahyâ Vehîb el-Cübûrî, British Museum, Or., 3830'da (128 varak) kayıtlı nüshayı esas alarak bu eseri tahkik etmiştir (Beyrut 1407/1987). Tahkik sırasında müracaat edilen yazmaların diğer iki nüshası Paris'te (Bibliothèque Nationale, nr. 2820, 98 varak; nr. 2821, 140 varak), bir nüshası da Kahire'dedir (Dârü'l-kütübi'l-Mısriyye, Fürûsiyye, Teymûr, nr. 7, 156 varak). Eserin Köprülü nüshasının sonunda ta'lîkāt* bulunmaktadır (Köprülü Ktp., nr. I/1225, vr. 1a-86a+97b-121b, h. 967; diğer nüshalar için bk. Brockelmann, GAL Suppl., II, 252). VIII. yüzyıl Endülüs edip ve sosyologlarından İbn Hüzeyl el-Fezârî'nin (ö. 763/1361'den sonra) el-Fevâʾidü'l-müsattara fî ʿilmi'l-baytara adındaki eseri de basılmıştır (Madrid 1935).

Arnavutluk'ta Arapça müderrisliği yapan Türk asıllı Ali el-Arabî'nin XVI. yüzyılda konuyla ilgili yazdığı iki eserden birincisi olan Gazânâme'de cihad, gazâ, şehidlik, kahramanlık ve at beslemenin faziletinden bahsedilmekte (Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 2458/1, vr. 1-76a), ikinci eseri Baytarnâme'de ise atın önemi, cinsleri ve beslenmesini anlatan ilk iki babdan sonra üçüncü ve dördüncü bablarda atlarda baştan itibaren boyun, göğüs, sağrı ve ayaklardaki hastalıklar ele alınıp incelenmektedir. Ruamın insanlara geçtiğinden haberdar olan müellif şahsî tecrübe ve müşahedeleri sayesinde birçok hastalığı bilhassa malleus (çekiç) ve kuduzu çağdaşı Avrupa müelliflerinden daha doğru olarak anlatmayı başarmıştır (Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 2458, vr. 76b-164a, h. 975).

XI. (XVII.) yüzyılın başlarında Osmanlı Sultanı I. Ahmed'in (1603-1617) emriyle Emîr Hâcib Âşık Teymûr'un ʿUmdetü'l-mülûk adlı eseri ismi tesbit edilemeyen bir kişi tarafından Tuhfetü'l-mülûk ve's-selâtîn adıyla Türkçe'ye tercüme edilmiştir. Üç bölümden meydana gelen eserin ilk bölümü baytarlık, ikinci ve üçüncü bölümleri de binicilik ve avcılık konularına dairdir (TSMK, Hazine, nr. 415, 253 varak). I. Ahmed'in hattatı Belgradlı Kenan tarafından İstanbul Süleymaniye'de yazılan ve atların yara, uyuz, sancı, arpalama, öksürük, iştahsızlık ve göz ağrısına karşı tedavi usullerinden bahseden Baytarnâme (Arkeoloji Müzesi, nr. 739, 76 varak, h. XI. asır; Mevlânâ Müzesi Ktp., nr. 2822/1, vr. 1b-80b, h. 1158), ilmî bir kıymeti haiz olmayıp empirik (ampirik) usullerden bahseder. Bu eserden, Timur'un şeyhülmeşâyih derecesinde bir baytar olduğunu ve ulemâdan Kadızâde Efendi'nin Genç Osman'a ithafen bir baytarnâme yazdığını da öğrenmekteyiz. II. Selim zamanında yetişen Osmanlı tabiplerinden Ankaralı Kaysûnzâde Mehmed Nidâî (ö. 1020/1611), Sâhib Giray'ın hanhocalığı vazifesinde birkaç yıl kaldıktan sonra Konya'ya gelerek II. Selim'e intisap etti. II. Selim'in tahta çıkmasıyla hekimbaşılığa tayin edilen Nidâî'nin Tabâbet-i Beşeriyye ve Baytariyye ile Baytarnâme (manzum) adındaki iki eseri de baytarlıkla ilgilidir. Yukarıda da ismi geçen Füyûzî ve Kadızâde Mehmed adında iki ayrı şahsa nisbet edilen baytarnâme, baytarlık yönünden değersiz, ancak at bakımı açısından değerli olup Kitâb-ı Makbûl der Hâl-i Huyûl adıyla Ayasofya vâizi Balıkesirli Kadızâde Mehmed Füyûzî Efendi (ö. 1045/1635) tarafından yazılmış ve Genç Osman'a (1618-1622) ithaf edilmiştir. Bir mukaddime ve dört babdan ibaret eserin çeşitli yazmaları vardır. Atların dişleri, ömrü ve iç organlarından bahseden dördüncü bab bazı nüshalarda hâtime olarak yazılmıştır (Süleymaniye Ktp., Hacı Mahmud Efendi, nr. 2055, 27 varak; Hüsrev Paşa, nr. 816/3, vr. 52b-82b; Esad Efendi, nr. 3695/9, vr. 123b-132a; Kadızâde Mehmed, nr. 420; İÜ Merkez Ktp., TY, nr. 618, 2181; diğer nüshalar için bk. Şeşen, Fihrisü maḫṭûṭâti'ṭ-ṭıbbi'l-İslâmî, s. 312-313).

XIX. yüzyılın ilk yarısında baytarlık alanında yeni bir dönemin başladığına şahit olunmaktadır. Tarihte ilk baytarlık mektebi Claude Bourgelat'ın gayretleri, hükümetin ve bilhassa XV. Louis'in maddî desteğiyle Fransa'nın Lyon şehrinde açıldı (10 Ocak 1762). Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden gelen birçok öğrenci burada yetişti. Zamanla diğer ülkelerde de aynı amaçla okullar açıldı ve büyük bir potansiyel elde edildi. İslâm âlemi geç de olsa bu birikimden faydalanma yoluna gitti ve Mısır'da birçok alanda olduğu gibi eğitim sahasında da yeni gelişmelere öncülük eden Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın emriyle Kahire'de (Cîze) ilk baytarlık medresesi (Ebû Za'bel) açıldı (1831). Yeni açılan hendese (1816), tıbbiye (1827), eczacılık, ziraat ve baytarlık mekteplerinde Avrupa öğretim usul ve programları uygulanıyor, oradan getirilen hocalar da dersler verebiliyordu. Hatta İngiliz işgaline kadar (1882) devam eden Ebû Za'bel Baytarlık Mektebi'nin idaresi de Fransız baytar Hammond'a verilmişti. Ebû Za'bel Baytarlık Mektebi birkaç yıl kapalı kaldıktan sonra şiddetli ihtiyaç sebebiyle tekrar açıldı. Bu okuldan sonra İstanbul (askerî 1848, sivil 1889) ve Kazan'da da (1874) aynı amaçlı okullar hizmete girmiştir.

Mehmed Ali Paşa zamanında Mısır'da tercüme hareketi başlayınca, Paris'te eğitim görmüş Kahire doğumlu Katolik Yûsuf Fer'ûn adında bir kişi buraya davet edilmiş ve yeni açılan Baytarlık Medresesi'ne (Medresetü't-tıbbi'l-baytarî) danışman olarak tayin edilmişti. Kuvvetli Fransızca'sına karşılık Arapça'sı zayıf olan Yûsuf Fer'ûn baytarlıkla ilgili birçok kitap tercüme etmiştir. Girard'ın telifi et-Tavzîh li-elfâzi't-teşrîh (Bulak 1249) ile Teşrîhu'l-baytarî (Bulak 1249), Ebû Za'bel Medresesi hocalarından Bernes'in Tuhfetü'r-riyâz fî külliyyâti'l-emrâz (Bulak 1255, 125 sayfa), Lafargue'nin Nüzhetü'l-enâm fi't-teşrîhi'l-ʿâm (Bulak 1255), Rodde'nin en-Nuhbetü'l-baytariyye fî evsâfi hayli'l-cihâdiyye (Bulak 1249, 238 sayfa) ile et-Tuhfetü'l-fâhire fî heyʾeti'l-aʿzâʾi'z-zâhire (Bulak 1251), Ravzatü'l-ezkiyâʾ fî ʿilmi'l-fîsyûlûcyâ (Bulak 1256), el-Mâddetü't-tıbbiyyetü'l-baytariyye (Bulak 1255) ve daha önce Risâle fî ʿilmi'l-baytariyye adıyla basılan (1249) Risâle fi't-tıbbi'l-baytarî (Bulak 1260) adlı eserler Yûsuf Fer'ûn'un tercümeleridir. Bu tarihlerde Batı dillerinden Arapça'ya çevrilen Joseph Robinet'nin telifi ve Atıyye adında birinin tercümesi olan Mecmaʿu'l-gurer fî siyâseti'l-bakar (Bulak 1264/1848, 268 sayfa) adlı eser gibi daha birçok tercüme kitap ismi vermek mümkündür.

Osmanlı Türk baytarlarından Bursalı İbrâhim Edhem Bey (ö. 1315/1897-98), XIX. yüzyılın sonlarında yazmış olduğu matbu yaklaşık bin sayfalık İcmâl-i Baytara (İstanbul 1306) adlı eseriyle şöhrete kavuşmuş ve bu sahada gerçekten otorite olduğunu ispatlamıştır. Onunla aynı tarihte ölen Binbaşı Âdil Bey de eğitimini Fransa'da tamamlayıp İstanbul'a dönüşünde bakteriyolojihâneye tayin edilmiş ve buradaki ciddi çalışmaları neticesi son derece bulaşıcı bir hastalık olan sığır vebasına karşı kullanılan aşıyı bulmuştur. Pasteur'ün talebelerinden olan hocasının derslerinde tuttuğu evcil hayvanlarda bulaşıcı hastalıklarla ilgili notları basılmıştır (1312). Mısır Baytarlık Medresesi vekillerinden Abdülazîz en-Nu'mânî'nin et-Tıbbü'l-baytarî (Kitâb fi't-tıb) adlı eseriyle (Bulak 1913, 455 sayfa) Ebû Hâmid b. Abdullah el-Alemî et-Tihâmî'nin (ö. 1921) en-Nesemâtü'l-muʿattara fî edviyeti'l-hayl ve ʿilmi'l-baytara'sı da anılmaya değer eserlerdir.

Muhammed ed-Demûşî'nin istinsah ettiği (893/1488) ʿAvnü ehli'l-cihâd (TSMK, III. Ahmed, nr. 1951); Muhammed b. Muhammed es-Süheylî eliyle Özdemir b. İnal için istinsah edilen (913/1507) Kitâbü'l-Baytara (Köprülü Ktp., nr. 1589/35, vr. 213a-242b arası hâmişinde) veya Kitâb fî ʿilmi'l-baytara ve ahvâli'l-hayl ve muʿâlecetihâ (TSMK, III. Ahmed, nr. 1959); el-Cevâhirü'l-müntehabe mine'l-fevâʾidi'l-mücerrebe fîmâ yeteʿallak bi'l-baytara (Manisa İl Halk Ktp., nr. 6461/3, h. 994); Kitâb fî maʿrifeti'l-hayl ve'l-cihâd ve fî ʿilmi'd-darb (TSMK, III. Ahmed, nr. 2066); Mısır Çerkez sultanlarından birine tâbi Tulû Bey adında bir zat için Arapça'dan Mısır Kıpçak Türkçesi'ne tercüme edilen at hastalıkları ve tedavilerine dair el-Baytaratü'l-vâzıh (TSMK, Revan Köşkü, nr. 1695, 67 varak; eser hakkında bir değerlendirme için bk. Bodrogligeti, s. 115-125); Akrâbâzîn fî ʿilmi tıbbi'l-hayl (bir tanım için bk. Sbath, s. 79-81); iki bölümden ibaret Farsça'dan Arapça'ya tercüme edilen Kitâbü'l-Baytara fî vasfi'd-devâb mine'l-hayl ve gayrihâ (Gotha, nr. 2073, 118 varak) gibi pek çok eserin müellifleri ise tesbit edilememiştir. Bunlardan başka müellifi bilinmeyen veya ismi dışında hakkında bilgi bulunmayan Arapça, Farsça ve bilhassa Türkçe eserler pek çoktur (bk. Şeşen, Fihrisü maḫṭûṭâti'ṭ-ṭıbbi'l-İslâmî, s. 200, 269, 290, 334, 345, 383, 385, 402, 403, 404, 413, 427, 428, 437; Köprülü Ktp., nr. I/1589, II/361, III/726; Süleymaniye Ktp., Damad İbrâhim Paşa, nr. 927, Ayasofya, nr. 3606; Kılıç Ali Paşa, nr. 716, Esad Efendi, nr. 2458/2, 2481; TSMK, III. Ahmed, nr. 2114/1).

Türkiye'de baytarlık öğretimi II. Mahmud devrinde ordunun ihtiyacını karşılamak üzere iptidai bir şekilde başlamıştı (1841). Mareşal Moltke'nin delâletiyle Prusyalı baytar Godlowsky'yi davet eden Sultan Mahmud, onu baytarlık eğitiminin teşkilâtına memur etti. Fakat okuma yazma bilmeyen erlerden seçilen talebeler yüzünden bu teşebbüste başarıya ulaşılamadı. Ancak daha sonra Sultan Abdülmecid zamanında baytarlık eğitimi Harbiye Mektebi'nde özel bir sınıf olarak yeniden başladı (1849). İlk sivil baytarlık mektebi ise yarbay baytar Mehmed Ali'nin gayretleriyle kurulmuş (1889) ve Nâfia Nezâreti'ne bağlı Umûr-ı Baytâriyye Müfettiş-i Umûmîliği ihdas edilerek başına Mehmed Ali Bey getirilmiş ve böylece ilk sivil baytarlık teşkilâtının çekirdeği oluşturulmuştur. 1909'a kadar Orman Maâdin ve Ziraat Nezâreti'ne bağlı bir şube olarak çalışan bu müfettişlik daha sonra genel müdürlük haline getirildi (1914). Askerî ve sivil baytar okulları da Baytar Mekteb-i Âlîsi adıyla birleştirildi (1920). Baytar Umum Müdürlüğü, İktisat ve Ziraat Vekâleti'ne bağlı olarak İstanbul'dan Ankara'ya taşındı. Yüksek Ziraat Enstitüsü'nün kurulması (1933) üzerine Baytar Mekteb-i Âlîsi bu enstitüye bağlı Veteriner Fakültesi oldu, daha sonra da Ankara Üniversitesi'ne bağlandı (1948).

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi


BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN