Alay Nedir?

"Kalabalık, cemaat, güruh" anlamındaki Grekçe allagiondan gelen ve daha Bizans'la temastan önce Selçuklu Devleti'nde kullanılan alay kelimesinin Osmanlı teşrifatında yaygın bir kullanım alanı vardır. Padişahın sefere gidiş ve dönüşleri sırasında saraydan Davutpaşa'ya kadar yapılan merasime alay-ı hümâyun, rebîülevvelin on ikinci günü okunan mevlid-i şerif dolayısıyla yapılana mevlid alayı, yeni tahta çıkan hükümdar için Eyüp Sultan Camii ve Türbesi'ndeki kılıç kuşanma merasimine kılıç alayı, hükümdarın bayram namazını kılmak üzere camiye gidip gelirken icra edilene bayram alayı, bir şehzadenin cülûsundan sonra eski sarayda bulunan annesinin Topkapı Sarayı'na nakli sırasında yapılan törene ise vâlide alayı denirdi.

Alay, askerî terim olarak, Asâkir-i Mansûre'nin kurulmasından sonra tabur ile livâ arasında ordunun belli bir bölümü için kullanılmış ve bugün de hâlâ kullanılmaktadır. Piyadelerin sekizer bölüklü üçer taburu, süvarilerin beşer bölüğü, topçuların ise dörder toplu altışar bataryası birer alay kabul edilmişti. Alayın en büyük âmiri miralaydı. Alayın Osmanlılar'da ayrıca alay imamı, alay kanunu, alay müftüsü, alay sancağı ve alaylı*, surre* alayı gibi değişik kullanımları vardır. Bunlardan başka alay arabası merasimlerde padişahın bindiği saltanat arabasını, alay bağlamak askerin saf saf olmasını ve savaş nizamına girmesini ifade ederdi. Alay beyi timarlı sipahi kumandanlarından biri idi ve terfii halinde sancak beyi de olabilirdi. Alay çavuşu hem Dîvân-ı Hümâyun çavuşlarını, hem de orduda emir ve kumandadan askeri haberdar eden görevlileri ifade eden bir tabirdi. Alaya gitmek tabiri ise askerî mekteplerden çıkartılarak neferlikle kıtaya gönderilenler için kullanılırdı. Alay emini yüzbaşı ile binbaşı arasında hesap işleriyle uğraşan bir görevli olup alay kâtipleri arasından tayin edilir, terfii durumunda binbaşı olurdu. 1908'den sonra bu unvan kaldırılmıştır. Alay erkânı da bir alayın yüksek rütbeli zâbitleri için kullanılmıştır. Alay göstermek gösteri yapmak ve bugünkü geçit resmi anlamında kullanılırdı. Bunun en gösterişlisi yabancı sefirler önünde yapılırdı. Alay kâtibi alayın yazı işleriyle görevli bir memuru olup terfi ederse alay emini olurdu. Alay meclisi alayın meseleleriyle ilgili kararların alındığı meclisti ve yüksek rütbeli zâbitlerden oluşurdu. Topkapı Sarayı'nda Bâbüsselâm ile Bâbüssaʿâde arasındaki meydanın adı da Alay Meydanı idi. Resmî törenlerin yapıldığı meydanlar genel olarak bu adla anılmıştır.

Günümüzde bir askerî terim olarak alay, bir albayın komutasında bulunan, aynı sınıftan olup aynı silâhları kullanan en büyük birliğe denilmektedir. Bir piyade alayı üç piyade taburu, bir tanksavar bölüğü, bir piyade hava bölüğü, bir muhabere takımı ve piyade hafif koluyla bir alay karargâhından, bir topçu alayı ise iki veya daha fazla topçu taburundan oluşmaktadır. Her alayın bir sancağı vardır.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN