İç oğlanı

Osmanlı sarayında iç oğlanı istihdamına Yıldırım Bayezid zamanında başlanmış, Fâtih Sultan Mehmed döneminde bu uygulama bir nizama bağlanmıştır. Buna göre gruplar halinde devlet merkezine getirilen devşirmelerin en zeki, en gürbüz, endamı en düzgün ve iyi huylu olanları saray için ayrılırdı. Bu seçimde kapı ağası ile kıyâfe ilminden anlayan saray hocası etkili olurdu. Ayrılan çocuklara Edirne, Galata ve İbrâhim Paşa saraylarında Türk-İslâm terbiyesiyle birlikte gerekli dersler verilir, görgü kuralları anlatılır, bu arada silâh tâlimi, binicilik ve yeteneklerine göre çeşitli sanatlar öğretilirdi. İhtiyaca göre üç veya yedi yılda bir yapılan çıkmalarda bu çocukların en kabiliyetlileri Topkapı Sarayı'na alınır, diğerleri ise genellikle kapıkulu süvariliğine verilirdi. Gılmânân-ı Enderûn, gılmânân-ı hâssa veya gılmânân-ı Sarây-ı Âmire de denilen Topkapı Sarayı iç oğlanları eğitimlerini Enderun'da sürdürürlerdi. Enderun'un Büyük Oda ve Küçük Oda iç oğlanlarına dolama giydikleri için "dolamalı", daha yüksek dereceli doğancı, seferli, kiler, hazine ve Has Oda gılmanlarına da kaftan giymelerinden dolayı "kaftanlı" denirdi. Bu odalardaki iç oğlanlarının derece ve mevkileri farklı olduğundan hizmet ve maaşları da değişikti. İç oğlanları maaşlarını üç ayda bir alırlardı; giyim kuşamları ise devlet tarafından karşılanır, giydikleri elbiselerin düzenli olmasına çok dikkat edilirdi. Başlarında zerduz denilen bir çeşit külâh, mevsimine göre çuha, dolama, atlas, hâre ve Hint bezinden yapılmış kaftan, altında çeşitli kumaşlardan entari ve bellerinde de süslü, sırma işlemeli kemerler bulunurdu. 1674'te külâh yerine sarık sarmalarına, kırmızı mest yerine sarı pabuç giymelerine ve bellerine hançer takmalarına izin verilmiştir.

Enderun koğuşlarında değişik hocalardan ders gören iç oğlanları çeşitli spor faaliyetlerinden başka kabiliyetlerine göre hat, mûsiki, nakış vb. sanatlarla da meşgul olurlardı. Özellikle Seferli Koğuşu'ndan pek çok edip, şair ve sanatkâr yetişmiştir.

İç oğlanları Mâbeyin odasında yatıp kalkarlardı. Koğuşlar parmaklıklarla çevrilmiş iki sıra odalardan ibaretti. Bunların üstünde oda kıdemlilerinin kaldığı bölümler vardı. Koğuşların nizamnâmeleri olup bunlar titizlikle uygulanırdı.

Büyük Oda ve Küçük Oda'dan Has Oda'ya kadar iç oğlanlarının Enderun'daki eğitimleri devam ederdi. İlk koğuşlarda Türkçe, Arapça ve Farsça öğrenen gençler daha sonraki odalarda bu dillerde yazılmış eserleri okurlardı. Oda zâbitleri tahsil ve terbiye hizmetine çok özen gösterirlerdi. Zâbitlerin görevlerine dikkat edip etmedikleri ise zaman zaman tebdilikıyafetle dolaşan silâhdar ağa tarafından kontrol edilirdi. İç oğlanları beş vakit namazı koğuş imamının ardında cemaatle kılarlardı. Her perşembe akşamı yatsı namazından sonra odalarda din ve devlet için dua edilirdi.

İç oğlanları arasından XVI ve XVII. yüzyıllarda şair, edip, tarihçi, hattat ve mûsikişinas gibi sanatkârlarla devlet adamları çıkmıştır. Bunların çoğu Enderun'daki sanat dalıyla meşhur olmuştur. Nakkaş Hasan Paşa, Hattat Hasan Paşa, Kavukçu Mustafa Paşa, Kemankeş Kara Mustafa Paşa bunlardan bazılarıdır. Tırnakçı Hasan Paşa, Sarıkçı Mustafa Paşa ve Baltacı Mehmed Paşa gibi bazı vezirler de Enderun'daki hizmetlerine göre şöhret bulmuştur. XIX. yüzyıl başlarından itibaren Enderun'un yerini modern kurumların alması ve uzun bir süreden beri devşirme sisteminin bozulması sebebiyle önemini kaybeden iç oğlanı istihdamı 1833'te resmen ortadan kalkmıştır (Lutfî, IV, 112).

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN