Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Woody Allen'in Cannes'daki basın toplantısında söyledikleri, önlerindeki yılların sayısı, geride kalan yıllardan çok az olan kişiler tarafından not edilmelidir.
Çünkü bazıları yaşlı olmayı, farklı değerlendirir.
74 yaşında olduğunu vurguladıktan sonra Woody Allen şöyle demiş basın toplantısında:
- Yaşlanmanın sağladığı hiçbir avantaj yoktur. Ne daha akıllı, ne daha zeki, ne daha nazik olursunuz. Buna karşı sırtınız daha fazla ağrır, yediklerinizi daha zor hazmedersiniz, gözünüz daha az görür, işitmek için kulağınıza aygıt takarsınız... Eğer mümkünse yaşlanmayın...
Woody Allen'in filmlerini izler ve kitaplarını okurken "Kara mizah"la yansıtılan gerçekçilik, her fırsatta bizleri çarpar.
Cannes Film Festivali'nde gösterilen son filmi de dünyaya ve insanlara aynı açıdan bakıyormuş.
Filmin adı "You Will Meet A Tall Dark Stranger"miş.
Bunu "Uzun boylu bir esmer yabancıyla tanışacaksın" şeklinde çevirebiliriz Türkçe'ye.
Amerikan dizilerini izleyenler mesela "Sex And The City"de Chris Noth'un canlandırdığı "Mr. Big" tiplemesini hatırlar. Bu uzun boylu esmer adam, "Carrie"nin (Sarah Jessica Parker) ideal erkeği değil midir?

Neye niyet neye kısmet

Woody Allen son filmindeki kadınların tanışmayı ümit ettikleri "Uzun boylu esmer adam" için de şöyle konuşmuş:
- Amerikan kadınlarına uzun boylu bir esmer yabancıyla tanışacakları söylendiğinde, onlar ya Antonio Banderas'la ya da Warren Beatty'le karşılaşacaklarını sanırlar. Oysa hepimizin sonunda karşılaşacağımız uzun boylu esmer yabancı Azrail'dir.
Allen'in Azrail anlamında kullandığı "Grim Reaper", elinde bir orak tutan iskelet figürü ile resimlenen ölüm meleğidir mitolojide.
Woody Allen'in yaşam ve yaşlanmak üzerine son söylediklerini okurken, siyaset serüveninin yeni bir sayfasını 70 yaşından sonra açmak durumunda kalan Deniz Baykal'ı düşündüm.
Siyaset ve bilim adamı Benjamin Franklin "Çok genç doktorlardan ve çok yaşlı berberlerden uzak durun" demiş ama siyasetçilerin yaşları hakkında bir uyarı seslendirmemiş.

Yaşamayı ciddiye almak

Yakından tanıdığım, söyleşi yapmak imkânı bulduğum gerçekten yaşlı iki siyaset adamından biri İsmet İnönü, diğeri de Celal Bayar'dı.
İkisinin de kendi yaşlarına dönük bir takıntıları olduğunu görmedim.
Daha önce de yazmışımdır.
Celal Bayar 100 ya da 101 yaşındayken bana 1946'da İnönü ile DP'nin kuruluşuna ilişkin yaptıkları pazarlığı anlatmıştı.
Ben "Bunları yazabilir miyim" diye sorduğumda Bayar telaşlanmış, "Sakın yazma ileride ben bunları kitap yapacağım" demişti.
İleride yapacağı işleri planlayan kişi düşünün ki 100 yaşını geçmişti.
Onu evinde hiç terlikli görmedim.
Giysileri de hep yeni giysilerdi. Hep kravatlıydı.
İsmet İnönü de hem dış görünüşüne hem de söylediği sözlere özen gösterirdi.
Kimin söylediğini hatırlamıyorum Herhalde bir şarap uzmanı olmalı.

Şaraplar ve uzmanlar
Şöyle bir söz var hatırımda:
- Şaraplar yaşlandıkça değerlenirler. Ama bunun için yapıldıkları üzümün iyi olması ön şarttır.
Evet... İsmet İnönü'ye karşı mücadele ederlerken sade Deniz Baykal değil Bülent Ecevit de çok gençtiler.
Bu a��ıdan Kılıçdaroğlu, 1960'ların ve 70'lerin Baykal'ından daha yaşlı.
Bakalım Kurultay'da neler olacak?
Ama kaçınılmaz bir gerçek var.
Uzun boylu esmer adamların da saçları sonunda mutlaka ağarır.
Ve onların siyasi kaderlerini onlardan daha genç olanlar belirler.
Ölenleri düşünürseniz yaşlanabilmenin ne kadar büyük bir imtiyaz olduğunu da fark edersiniz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN