Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Kim ne derse desin... Müslümanların zihin ve kalplerindeki şu algıyı hiçbir Batılı güç veya onların müstemleke ruhlu Batılılaşmış yerli taşeronları değiştiremez, değiştiremeyecek.
11 Eylül 2001 saldırılarından sonra ABD'nin devreye soktuğu terör ile savaş stratejisi, her açıdan İslam dünyasına ve Müslüman toplumlara yönelik küresel bir soykırım projesiydi. Bütün o dünya çapındaki sistemli manipülasyonlara rağmen tarih bu gerçeği böyle yazacak.
11 Eylül 2001 saldırılarının 20'nci yılında dünyanın daha şimdiden 11 Eylül'ün sonuçları yanında nedenlerini de bu minvalde tartışmaya başladığını görüyoruz.
Artık yeni bir dönem başlıyor. Bir dünya kapanırken yeni bir dünya kuruluyor. Sona eren dönemi kısaca "ABD'nin 21'inci yüzyılın Roma'sı olma hayalinin tükenişi" diye niteleyebiliriz.
Unutmayalım ki 11 Eylül, ABD'nin yeryüzünün tek hegemonu olma hedefini simgeleyen uzun soluklu 'Imperium Americana' projesinin işaret fişeğiydi.
Dolayısıyla ABD, 'terör'e karşı küresel mücadeleyi George W. Bush'un 2001'de ilan ettiği 'sonsuz savaş'ın sadece küçük bir cephesi olarak kurgulamıştı. Pentagon ve CIA destekli 'derin devlet'in şahin liberalleri ile neo-conları da bu gerçeği itiraf ediyor zaten.
Onlara göre Irak ve Afganistan cephelerinde alınan yenilgi küresel savaşın bittiği anlamına gelmiyor. Bu ülkelerden çekilmeyi de ABD'nin küresel arenada yeniden mevzilenmesi şeklinde yorumluyorlar.

***


Fakat retorik cambazlıklara başvurmaları hakikati değiştirmiyor. 11 Eylül ile açılışı yapılan teröre karşı savaş projesi, Soğuk Savaş'ın ardından 1990'larda Samuel Huntington ve Francis Fukuyama gibi Pentagon'un iki akademik aygıtı tarafından Medeniyetler Savaşı ve Tarihin Sonu formatıyla teorize edilen tezlerin hayata geçirilmesiydi.
Sovyet Rusya yerine yeni düşman artık İslam dünyasıydı. Irak, Afganistan, Suriye, Mısır, Yemen ve Libya gibi Müslüman ülkelerin işgal ve iç savaşlarla harap olmasına yol açan terörle savaş projesi, İslam dünyasını adeta ölüm, kaos ve şiddetin ana yurdu haline getirdi.
Bu barbar işgaller sonucu çoğu çocuk ve kadın 2 milyonu aşkın masum katledildi, milyonlarcası sakat kaldı. On milyonlarca insan ise evini yurdunu bıraktı, ülkesini terk etmek zorunda kaldı.
Sadece insanlar değil şehirler ile İslam dünyasının kültürel ve manevi değerleri de sistemli bir şekilde yok edildi. Bu yönüyle terörle savaş projesi, İslam dünyasına yönelik tarihteki en büyük küresel soykırım hamlesi ve modern tarihteki en kanlı ve en vahşi Haçlı saldırısıdır.

***


Ne var ki İslam dünyasının çelik çekirdeği Türkiye'nin direnişini kıramayan ABD, ağır bir stratejik yenilgi aldı. Ve ABD, katliam ve soykırımlarla dolu bu kirli dönemi hezimetle kapatmak zorunda kaldı. Bundan sonra ABD'nin merkezinde yer almadığı yeni bir çağ başlıyor.
Batılı meta anlatılar ve masallara dayalı neo-liberal piyasa uygarlığı her yerinden sarsılıyor artık. Batı'nın işgalci siyasetinin lokomotifi olarak kullandığı 'demokrasi, özgürlük ve insan hakları' gibi emperyal kavramlarla başka ülkelere 'uygarlık dayatma' dönemi kapanıyor.
Adorno'nun "Yanlış hayat doğru yaşanmaz" deyişindeki gibi yalana ve hunharca manipülasyonlara dayalı 11 Eylül projesinin başarıya ulaşması zaten muhaldi.
Zira hem temelleri yanlış ve barbarcaydı hem de Türkiye gibi ülkelerin imparatorluk kültüründen gelen tarihi direniş asabiyesini hesaba katamayacak kadar nobran ve miyop bir projeydi.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA