Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Uluslararası işlevsizliği hemen her tür krizde defalarca kanıtlanmış, Birleşmiş Milletler'in (BM) 76. Genel Kurul toplantıları bu yıl da yine retorik bir gösteriye ev sahipliği yaptı.
Başkan Erdoğan dışında insanlığın gerçek sorunlarına ve küresel sistemin çarpıklığına söylem düzeyinde bile olsa vurgu yapan lider neredeyse yoktu. Adalet, özgürlük, eşitlik ve erdemden bahseden liderler ise güven veremedi. Vaatleri lafügüzaftan öteye geçemedi.
Krizlerin asıl kaynağı konumundaki BM'de dünyanın sorunlarına çözüm arama gayreti bu nedenle hayli ironik kaçıyor. Bu ironinin en büyük figürlerinden biri ise sorunların baş sorumlusu konumundaki ABD ve onun lideri Joe Biden'dı.
BM kürsüsünden mavi boncuk dağıtan Başkan Biden'ın en trajikomik vaadi "Katı bloklara bölünmüş yeni bir Soğuk Savaş veya dünya peşinde değiliz" ifadesiydi.
Oysa Washington'daki şahin Biden, özellikle Çin'i kuşatmayı hedef alan son dönemlerdeki askeri, siyasi ve ekonomik ittifak arayışlarıyla, BM kürsüsündeki güvercin Biden'ı her açıdan sıfırlıyor.
Bunun en somut göstergesi de ABD'nin 16 Eylül'de İngiltere ve Avustralya ile Çin'e karşı Hint-Pasifik'te kurduğu askeri ve siyasi AUKUS paktıdır.

***


Bir bakıma Barack Obama'nın Çin'e karşı 2008'de fitilini ateşlediği stratejik savaş, Donald Trump döneminde ekonomik olarak had safhaya ulaştı. Şimdi bu savaşı askeri düzeye taşıyan Biden, 21 Mart 2021'de Japonya, Hindistan ve Avustralya ile Asya'nın NATO'su olarak nitelenen Dörtlü Güvenlik Diyaloğu QUAD'a imza atmıştı. QUAD üyeleri yarın Oval Ofis'te bir araya gelecek. 30 Temmuz 2021'de de Biden, Yeni Delhi ile imzaladığı anlaşmayla drone teknolojisini Hindistan'a transfer etmeyi kabul etti.
ABD'nin teşvikinden cesaret alan Japonya bu yıl 1993'ten bu yana Çin'e karşı en büyük askeri tatbikatını gerçekleştirirken Tayvan da ABD'nin tahrikleriyle Pekin'e karşı üst üste tatbikatlar yapıyor.
Terör ile savaş dönemini kapatıp Ortadoğu ve Orta Asya'dan çekilen ABD'nin stratejik perspektifi şu an tamamen Çin'e karşı mevzilenmekten oluşuyor. Dört bir koldan saldıran ABD, Hint-Pasifik'teki müttefik yelpazesini genişletme gayreti içinde.

***


Bu bağlamda Ağustos'ta Singapur ve Vietnam'a giden Biden'ın yardımcısı Kamala Harris, ülkesinin emperyalist amaçlarını 'demokrasi', 'özgürlük' ve 'serbest sularda ticaret' sakızıyla meşrulaştırmaya çalıştı.
Çin ise olan biteni yakından izliyor. Çünkü Çin'in ithal ettiği enerjinin yüzde 80'i Hint Okyanusu ve 805 km'lik oldukça dar Malakka Boğazı'ndan geçiyor. Aynı şekilde Çin'in Ortadoğu, Afrika ve Avrupa ile yaptığı ticaretin yüzde 95'i de Hindistan ve ABD tarafından kontrol edilen bu hattan gerçekleşiyor.
ABD'nin asıl hedefi Hint-Pasifik bölgesi üzerinden kuşattığı Çin'in küresel çıkarlarına ölümcül darbeler indirmek. Gerçek Biden işte bu! BM'de "Yeni bir Soğuk Savaş ve bloklaşma peşinde değiliz" diyen vitrindeki Biden sadece travmatik bir sanrıdan ibaret. Ziya Paşa boşuna, "Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz" dememiş.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA