Türkiye'nin en iyi haber sitesi
YÜKSEL AYTUĞ

Öyle bir oyun ki...

Sinema ya da tiyatro tanıtmanın en iyi yolunun bir televizyon köşesi olduğuna inanıyorum.
Çünkü ömrü ekran başında geçen insanları, diğer seyirlik şölenlerden haberdar etmenin en etkin yönteminin televizyon köşesinde yazmak olduğunu iyi biliyorum.
Bu yıl tiyatro sezonunu, Devlet Tiyatroları'nın Cevahir AVM'deki sahnesinde açtım.
Değerli dostum Ayşen İnci, "Beni hep dram türünde izlediniz. Bir kez de komedide seyredin, bakalım ne diyeceksiniz!" deyince merakla Sahne 2'ye koştum.
İyi ki de gitmişim. 'İkinci Bölüm' adlı oyuna tek kelime ile bayıldım. Hem yazarı Neil Simon'un kıvrak zekasına, hem yönetmen Hidayet Erdinç'in titizlikle bezeli ustalığına, hem de daha ilk hafta olmasına rağmen oyunu sahneye adeta mıhlayarak oturtan muazzam oyuncularına...
Oyun, eşi vefat eden bir adamla, kocasından boşanmak zorunda kalan orta yaşlı bir hanımın eski tecrübelerinden aldıkları derslerle hayatlarındaki 'ikinci bölümü' başlatma çabalarını konu alıyor. Tekst 1972'de yazılmasına rağmen, erkek-kadın arasındaki sorunlar Adem ile Havva'dan miras kaldığı için güncelliğinden hiçbir şey kaybetmemiş. Sadece kahkaha atmakla kalmıyorsunuz, her kahkaha beyin duvarlarınızda yankılanırken aynı zamanda kendi ilişkinizdeki sorunlar, değişimler, dönüşümler ve en önemlisi çözümler önünüze seriliveriyor. Yani yetişkinler için 10, öğrenciler için 6 liraya, en ucuzundan evlilik terapisi seansı... Ama ucuzluk orada kalıyor. Geriye kalan her şey son derece kaliteli ve seçkin.
Ayşen İnci bir kez daha şaşırtmıyor. Her rolün kadını olmak, her babayiğidin harcı değil ama o başarıyor. Bir-iki dizi dışında sadece karizmatik sesinden tanıdığımız Şahin Çelik tek kelime ile ödüllük oynuyor. M. Lebib Gökhan ve Veda Yurtsever İpek ise 'Oyuncu tercihi bu kadar mı doğru yapılır!' dedirtiyor. İkinci Bölüm, bu yılki tiyatro ödüllerinde şimdiden en büyük adayım.
Umarım, jürilerin dikkatinden kaçmaz.
Köşemde çok sık tiyatro önerisinde bulunmam.
Bu nedenle az önceki satırların değerini bilmenizi istiyorum. Bu oyuna mutlaka gidin. Kahkahalarınız sizin, dualarınız benim olsun...

VE TRAJEDİ...
Gelelim, komedinin benim payıma düşen dram kısmına...
Oyundan önce eşimle beraber vakit geçirmek için vitrinlere bakarken bir ara hangi katta olduğumuzu karıştırdık. Ben çok ünlü bir mağazanın son derece bilgili ve profesyonel görünen çalışanlarına sordum: "Affedersiniz, tiyatro bu katta mıydı, yoksa bunun altındakinde mi?" Önce bana, sonra birbirlerine şaşkınlıkla baktılar ve koro halinde yanıt verdiler: "Burada tiyatro yok ki. İki kat aşağıda sinemalar var sadece..."
Düşünün; her gün 10 saat mesai yaptığı mağazanın alt katında Devlet Tiyatrosu olduğunu bilmeyenlerin hizmet verdiği bir ülkenin sahibiyiz.
Bu memlekette tiyatroyu sevdirmek için hepimizin tanıtım konusunda fazla mesai yapmaya ihtiyacımız var...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA