Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Önce İstanbul, ardından da Antalya'da iki ailenin tüm üyelerinin siyanürle hayatlarına son vermesi yüreğimizi fena halde kanattı. Yapılacak şeyler aslında belli:
1- Ekonomik darboğaza giren insanların kendilerini yalnız ve çaresiz hissetmelerini önleyecek sosyal düzenlemelere gidilmeli.
2- Mahallelerdeki aile hekimliği birimleri gibi aile ruh sağlığı merkezleri de kurulmalı.
Kafası karışan, psikolojisi bozulan insanlara ücretsiz profesyonel rehberlik hizmeti verilmeli.
3- Siyanürün internet üzerinden kolaylıkla temin edilmesinin mutlaka önüne geçilmeli.
Bunlar ilk aklıma gelen önlemler.
Ancak biri daha var ki, ivedilikle yaşama geçirilmeli.
Nedir o? Medyanın intihar vakalarını reyting ve tiraj adına 'süslemesinden' mutlaka vazgeçilmeli. Bir ailenin kendini siyanürle yok etmesi tabii ki dünyanın her yerinde haber değeri taşır. Ama bu olaylarda medyanın son derece sorumlu bir tutum sergilemesi gerekirdi.
Olayların tüm ayrıntısı, yürek burkan görüntüleri eşliğinde günlerce servis edildi. Onların ne olduğunu burada tekrarlayıp eleştirdiğim bu davranışın bir parçası olmak istemiyorum.
Ama diyeceklerim belli. İntihar olaylarının ayrıntılarını ne kadar çok gündemin tepesine koyarsak, insanların aklını o kadar bulandırırız. Şimdi Antalya'daki işsiz babanın, dört gün önce İstanbul'da yaşanan olaydan ilham(!) alıp kendi felaketini hazırlamadığını hangimiz iddia edebiliriz ki?
Hatırlayın, bir zamanlar o günlerdeki ismiyle 'nde neredeyse her hafta bir intihar olayı yaşanıyordu. Köprüde adeta intihar bekleyen canlı yayın ekipleri bulunduruluyordu.
Her olay bir sonrakinin tetikleyicisi haline gelmiş, bazıları da sırf televizyonda görüneyim diye köprünün korkuluklarında intihar eder gibi yapmaya başlamıştı. Sonra bu tür haberlere kısıtlama geldi. O zamanki istatistiklere göre köprüde intihar vakaları yüzde 78 oranında geriledi.
Köşe yazarı dostlarıma da naçizane bir tavsiyem olacak.
Lütfen intihar olaylarını siyasete tahvil etmekten vazgeçin. O ölümleri tamamen ekonomik düzene bağlayıp acıyı muhalefet aracı haline getirmek hiçbirimize yakışmaz. Çünkü taziye evinde siyaset olmaz...

Atatürk'e benzemek...
10 Kasım'da resmi ve özel kuruluşların ekrana servis ettiği anma klipleri içinde en duygu yüklü olanı 'in 'Yolum Sensin' temalı kısa filmiydi.
Köy öğretmeni, çocuğa Atatürk müsameresinde Büyük Önder'i canlandırma görevi vermişti. Okul yolunda bizimkinin ayakları geri geri gidiyordu. Çünkü Atatürk'e hiç benzemediğini düşünüyordu. Kara kaşlı, kara gözlü, kavruk bir köy çocuğuydu. "Ben nasıl Atatürk olurum ki? Başıma ne işler açtın öğretmenim" diye hayıflanırken yolda köyün bilgelerinden biriyle karşılaştı.
Adam "O da hemen Atatürk olmadı ki. Önce Mustafa'ydı, sonra Kemal oldu, arkasından Gazi... En son Atatürk oldu. Şimdi çantanı sırtına al, başını dik tut ve o yolda yürü bakalım" dedi. Çocuk yürürken geri dönüp sordu: "Oldum mu şimdi?" Bilge adam mırıldandı: "Olacaksın Hasan'ım, olacaksın. Sen bu yoldan dönme yeter..." O klibin ekranlarda döndüğü dakikalarda Atatürk'e benzerliğini geçim kaynağı haline getiren, yollarda üniforma ile gezip fotoğraf çektiren Göksel Kaya'ya aralarında Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı'nın da yer aldığı pek çok kişi ve kuruluştan tepki yağıyordu.
Bizim küçük Hasan, Atatürk'e zerre benzemiyordu.
Ama yüreği 'di. Göksel Kaya denilen şahıs ise adeta Atatürk'ün kopyasıydı.
Ama sadece 'şekil' olarak...

Gaf kürsüsü
Gaziantep'te Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünün 81'inci yıldönümünde yapılan anma töreninde, protokol üyeleri ve törene katılanlara dağıtılan fotoğraflı kokartlarda Atatürk'ün doğum tarihi '1881' yerine '1981' olarak yazıldı.

Zap'tiye
Sosyal medyada paylaşımları kaçırma kaygısına bağlı psikolojik rahatsızlığa Fomo adı verilmiş. İlkel insana Homo-sapiens diyorduk. Meğer daha da ilkel olanı Fomo-sapiens imiş!

Ne demiş?
Galatasaray TV'de 'den yenilen altıncı gol sırasında yapılan yorum çok konuşuldu: "Savunma arkasına pas, top ağlara gitti. 90+3... 6 oldu, Rodrygo hat-trick yaptı. Yani 5'e razıydık..."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN