Türkiye'nin en iyi haber sitesi

2005 yılıydı… Usta foto muhabiri Sinan abi (Özbalkan) ile Beyoğlu'nda Ortaoyuncular Tiyatrosu'nda Ferhan Şensoy ile röportaj yapmayı bekliyorduk. O sahnede izlediğim Ferhan abinin ufkumuzu açan 'Şahları da Vururlar', Ferhangi Şeyler', 'Felek Bir Gün Salakken', 'Fişne Pahçesu' vs. oyunlarını düşünüyordum.
O dönem 'Uzun Donlu Kişot'ta oynayan Erol Günaydın da salondaydı, hal hatır sorduk. Ferhan abi geldi ve "Benle değil, asıl 72 yaşında Sanço'yu oynayan Erol abi ile konuşun" dedi. Ama Ferhan abinin oyunları, filmleri, kitaplar vs. konuşacak o kadar çok şey vardı ki, röportajın yeri yetmezdi.
Ferhan abi bir röportajında "İnsanlar artık tiyatroya gelmiyor. Tiyatronun sinema ya da internetle savaşması mümkün değil. Bu bütün dünyada aynı. Farklı formatlar aramalıyız. Ben seyirciyi çekmek için sahneye sirk bile kurmayı düşünüyorum" demişti. Ben de bu sözü hatırlatarak "Gelecekte tiyatronun formatı değişirse kavuğu Cem Yılmaz'a verir misiniz?" diye sordum.
Bazı yazarların "Polemik çıkarmak için sormuş" dediği, yani o meşhur 'kavuk polemiği'ni başlatan soru, damdan düşercesine sorulmamıştı.
Ben, Ferhan abi 'farklı formatlar' derken acaba stand-up'ı da kastediyor muydu diye düşünmüştüm. Zaten aynı röportajda bana "Elini cebine sokup, sağdan sola yürüyüp bir şey anlatmak çok moda. Ancak dünyadakiler bunu 20 dakika yapıyor, bizim arkadaşlar 'Ferhangi Şeyler'i izleyip büyüdükleri için hep iki perde yapmak zorunda hissediyorlar kendilerini" diyerek bir anlamda Türkiye'deki stand-up'ın babasının kendisi olduğunu deklare etmişti.

YENİ NESİL ŞANSSIZ!
Ferhan abi de sorumu "Kavuklu öyle çabuk, zırt diye çıkan bir şey değil. Stand-up'la falan alakası yok bu işin. Tiyatrocu olunacak… Cem Yılmaz komik ama tiyatrocu değil. İki saat sahne götürecek bir aktör performansı yok. Ne olursa olsun, ağzıyla kuş tutsa bile, aktör olmayan birinin sahnede iki saat bulunması beni rahatsız etmiştir" diye yanıtlamıştı.
Sonrasında Ferhan abi ile başka röportajlar da yaptık. Kavuk polemiğini çıkardığım için bana kızgındı ama benimle konuşmayı hep kabul etti. Onunla yapılan röportajlar tiyatro oyunu gibi ilerliyordu. Her esprisinde derin anlamlar gizliydi. Bir modern çağ filozofunun aynı zamanda laf cambazı olması ender bir şeydir.
Ferhan abi, "İnsan bir güzelliğin farkına varamıyorsa, o güzelliği hak etmiyor demektir", "Düşünmek bir tuzaktır, akıl dürter huzuru. Mutlu yaşamak için, aptal olmak gerekli" derdi ama o hep düşündü, üretti, güzelliklerin farkına varmamızı sağladı.
Biz şanslı kuşağız çocukluğumuz, gençliğimiz Ferhan Şensoy gibi ustaları izlemek ve okumakla geçti. "O iyi insanlar o güzel atlara binip çekip gittiler..." Ferhan abi de geride onlarca kitap, sayısız oyun, filmler, ders çıkarmamız gereken sözler bırakarak gitti. Yeni nesil şansız, Ferhan Şensoy gibi ustalar artık yetişmiyor!

***


SERGEN YALÇIN DOĞALLIĞI
Sergen Yalçın, 4. hakemle yaşadığı olayı şöyle anlattı:
"Hakem bize sahada üç Türk olması gerektiğini söylüyor. Biz de diyoruz ki sahada sekiz yabancı var. Kural sekiz yabancı kuralı mı, üç Türk kuralı mı?

Kenarda tartışılıyor, bizim merkezde iki oyuncumuz var. En son dedim 'yahu bırak lanet olsun Necip'i çağır sokalım bir an evvel de garanti olsun."
Sergen Yalçın doğallığı diye bir şey var. Samimi dille, tek bir örnekle yabancı kuralının kafaları nasıl karıştırdığını ve yerli oyuncuların nasıl kıymete bindiğini özetlemiş.

***


İSTANBUL'DA YAŞAMANIN BEDELİ
İstanbul'da bazı gözde bölgelerde kira artışı yüzde 300'ü bulmuş. En yüksek artış yüzde 290 ile Sarıyer'in Rumeli Hisarı semtinde yaşanmış. Bunu yüzde 238 ile Beşiktaş-Vişnezade, yüzde 218 ile Sarıyer-Reşitpaşa takip ediyor.
İnsanlar yüksek kira ödemeyi kabul etse de ev bulmak zor. Nasıl Paris'te, Londra'da, Tokyo'da, New York'ta merkezi gözde yerlerde yaşamanın bir bedeli varsa, İstanbul'un da var! Dünyada başka İstanbul yok!
Eskiden İstanbul'da her bütçeye uygun kiralık ev vardı. Şimdi ise ev stokları konut kredi kampanyaları ile tükendi. Pandemide öğrencilerin boşalttığı evler ucuza kiralanmıştı. İnşaat maliyetleri artınca ve pandemi yüzünden konut üretimi azalınca kiralık eve talep yükseldi.
Ev bulma telaşı içindeki üniversite öğrenciler, aynı daire için onlarca kişiden kapora alan sahte emlakçılara dikkat edin!

***


DOKTORLARIMIZI KAYBEDİYORUZ
Son iki yılda sadece Almanya'ya çalışmaya giden doktorların sayısı 3 bin 41! 2021'in ilk beş ayında giden doktor sayısı 400'ü geçti. Bir araştırmaya göre ayda 80 tıp mezunu Türkiye'den gidiyor.

Tıp eğitimi dünyada en iyi olan ülkelerden biriyiz. Bir doktor kolay yetişmiyor. Bir doktor adayının devlete yıllık maliyeti 15 bin lira. Biz kısıtlı kaynaklarla en iyi doktorları yetiştiriyoruz; Almanya, İngiltere, Kanada, ABD meyvesini yiyor!
Yoğun çalışma süresi, sürekli şiddete maruz kalmaları, gelecek kaygısıyla birleşince doktorlar da yurt dışına gidiyor. Hem doktorların çalışma şartları iyileştirilmeli, hem de tıp okuyacaklardan belirli bir süre ülkede kalma şartı istenmeli.

***


HIZ LİMİTİ 30 KM!
Paris'teki araçlara getirilen 30 km. hız limiti yakında tüm şehir için geçerli olacak. Yürüme hızı ortalama 5 km., aracı çalıştırınca 30 km'ye ulaşıyorsun zaten!

Bisikletle daha hızlı gidersiniz. Amaç da o zaten! Birçok caddeye arabayla girişi yasaklayan Paris Belediyesi insanları bisiklet, scooter ve toplu taşıma kullanmaya zorluyor.
Böylece Parisliler temiz hava soluyacak, bisiklet kullanıp sağlıklı kalacak. Her şeye rağmen 30 km. hız sınırı kulağa çılgınca geliyor!
Parisliler de çıldırmış durumda. Bir mizah dergisi Paris'in sosyalist Belediye Başkanı Hidalgo'yu kaplumbağa sırtında çizmiş.

***


Altyazı
"Babam hep derdi ki öleceğini anladığın an çocukluk dönemin bitmiştir." (The Crow)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA