Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Sabah'ın Pazar ekinde basının "sosyal pornografik" bir anlam taşıdığını, bunun da herhangi bir düşünsel, zihinsel temel üzerine değil, ifşaya, teşhire dayanan, özel hayatı, şahsiyatı tecavüz eden polemiklerden kaynaklandığını belirttim.
Bu durumun politik, ideolojik ve kültürel bir anlamı olduğunu, basına saygınlık ve okur kaybettirdiğini söyledim. Bugün basında tartışmalar daha "namuslu" yani "gerçek" bir basın arayışının zorlamasındandır. Basının bu şekilde yozlaşmasına, yozlaştırılmasına yol açan nedenlerden birisi bilgi ve uzmanlık kavramının eksikliğidir.
Türkiye'de son dönemlerde sürekli artan dozda iki şey ortaya çıktı. İlki, Türkiye uzmanlığa verdiği değeri sürekli erozyona uğrattı, yok etti. Uzmanlık ve onun sahip olduğu bilgi yerine göre o manasız "enteldantel" deyimiyle tüketildi, yerine göre çok açık bir aydın düşmanlığıyla. Buna karşılık, orta malı bir söylem geliştirildi, her şey olabileceği en basit şekle indirgendi, ucuzlatıldı.
İkincisi, basın ve özellikle de TV'ler "Türkiye tartışıyor" başlığı altında, "Türkiye demokratlaşıyor" yaklaşımıyla karşılıklı zıtlaşmaya, kapışmaya dayalı, kimsenin kimseyi dinlemediği, herkesin kendi bildiğini okuduğu tartışma programlarıyla idare edilir hale geldi. Bu programlarla uzmanın ve bilginin susturulduğu, sokak üslubunun hâkim olduğu bir döneme girildi. İş öyle bir noktaya geldi ki, bilgi nedir, yanlış nedir, uzmanlık nedir, bilim nedir kavramlarını şimdi yeniden tarif etmek zorunluluğu ortaya çıktı.

Tarih, gerçek ve bilgi
Örneği bu yozlaşmanın en görülür ve yaygın yaşandığı tarihçilik alanından verelim. Bu dönemde popüler tarih bilimsel tarihçiliğe meydan okumakla kalmadı, popülist basıncılığın en iyi izlenebileceği alana dönüştü. Gerekçe gerçeği bulmak. Bu amaçla TV ve gazetelerde yayınlar yapılıyor. Peki, bilimsel düzeyde işe yarıyor mu bu çabalar, gerçeğin yeniden inşasına katkı sağlıyor mu?
Mümkün değil. Geçmişe ait tarihsel bilginin yenilenmesi gerçekle ve bilgiyle ilgili bir durumdur. Gerçeğe "malumat" la erişilmez. Gerçek ve bilgi her dönemde bir ideoloji ve rejimin kontrolü altındadır.
Gerçeğin yeniden inşası ciddi bir muhalefeti, özgür bilinci, bilimsel çalışmayı gerektirir.
Bizdeki vahamet bilgiyle malumatın yani enformasyonun yer değiştirmesinin her şeye yeteceğine inanmaktır.
Yahya Kemal tarzı anekdotik, ansiklopedik, fıkra kabilinden malumat bugün tarih bilgisi veya tarihsel gerçek, tarihsel gerçeklik şeklinde sunuluyor. Bilimsel muhakeme bakımından bundan daha ürpertici bir durum düşünülemez. Bilgi üretmek bir yöntem, analiz ve senteze bağlıdır. Oysa televizyonlarda ha bire "popüler tarih" tartışması yapılıyor.
"Tartışanlar", bilimsel kredisi, bilimsel geçmişi, bilimsel sınanmışlığı olmaksızın "bilgin" kabul ediliyor. Yetmiyor, bu kişiler her tür bilimsel çalışmaya hakaret hakkını kendinde görüyor. Bu kişilerin kendini meşrulaştırmasının yolu "yanlış bulma". Peki ama "yanlış" nedir? Yanlış kabul edilemeyecek bir şeydir. Fakat yanlışın türleri vardır. Hele "kınamayı" gerektirecek yanlış başlı başına bir meseledir. Örneğin, şimdi Murat Belge'nin kitabıyla ilgili eleştirileri yanıtlarken gösterdiği gibi farklı kaynaklarda farklı biçimlerde zikredilmiş bilgilerin içinden herhangi birisinin tercih edilmesi yanlış değildir. Yanlış, üzerine inşa edilen mantıksal çıkarsamanın ve önermenin de yanlış olması keyfiyetidir.
Bilimsel hayatta bir metin eleştirilirken bu türden hatalar edisyon aşamalarında ortadan kaldırılır, buna rağmen ortaya çıkanlar eleştirel okumalarda "mücamele" kabilinden işaret edilir. Bu da bir üslup nezaketi içinde yapılır. Hatasına bakarak koca bir geçmişi yok sayanın kendisi kendisini ucuzluğa boğar.
Şimdi son zamanlarda bizdeki medyatik "tarih bilginleri"nin gösterdiği yanlışlara bakın, o yanlışları işaret ederken kullanılan üsluba bakın. Bu insanlar bir de kendilerini Osmanlı irfanı içinde sayıyor.
Verdiğim örnekler tekil bir sonuç veya durum değildir, tek başına da fazla bir anlam taşımaz. Bu halin önemi bu "hastalığın" bugünkü basın yozlaşmasının çok önemli bir merhalesi oluşundadır. Altında uzmanlık ve bilginin küçümsenmesi, her türden ölçü ve sınırın tecavüz edilmesi yatmaktadır.
Bu, sosyal pornografiyi hazırlayan önemli bir eşiktir. Devamı ise basındaki yozlaşmayı hızlandıracaktır.
Tabii ki devam edeceğim.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN