Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Dünya tarımı ve küresel gıda endüstrisinin dinamikleri açısından, 2030 yılına doğru, önümüzdeki 10 yıla yönelik önemli öngörüleri, tespitleri ve senaryoları tüm uluslararası ekonomi çevreleriyle paylaşan Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ile BM Tarım ve Gıda Örgütü (FAO) imzalı 'Tarımın 2021-2030 Görünümü' raporu, 2010-2020 dönemiyle karşılaştırıldığında, tarım emtialarına ve gıdaya küresel ölçekte talebin 2020-2030 döneminde yavaşlayacağını gösteriyor. Tarım emtialarına 2010-2020 döneminde talep artışı yüzde 2,2 düzeyinde gerçekleşmiş iken, 2020-2030 döneminde 1 puanlık yavaşlamayla, yüzde 1,2 olarak artmayı sürdürecek. Yani, talep gerilemeyecek; artış oranı yavaşlayacak.
Bu yavaşlamada, doğal olarak, 2010-2020 döneminde tarımsal ürün talebi yüzde 2,7 artmış olan Çin'in, 2030 kadar ki bir sonraki 10 yıllık dönem için talep artışının yüzde 0,8'e kadar yavaşlayacağı beklentisi hayli etkili. Bu arada, biyoyakıt üretmek amacıyla tarım emtialarına talep ise yüzde 0,4 daralacak. Ürün bazında ise, 2010- 2020 döneminde bitkisel yağlara yönelik talep ortalama yüzde 4 artmış iken, 2020-2030 dönemi için aynı ürüne talep artışının yüzde 1,5'e yavaşlaması gerekiyor. 2010-2020 arası yüzde 2 artmış olan küresel süt ürünleri talebinin ise, çok sınırlı bir yavaşlama ile, 2020-2030 döneminde yüzde 1,8 artması öngörülüyor. Tahıllara olan talebin ise, bir önceki 10 yıla göre yarı yarıya yavaşlayarak, yüzde 2 yerine, sadece yüzde 1 artması beklenmekte.
Sahra Altı Afrikası, Güney Asya, Yakın Doğu ve Kuzey Afrika, nüfus artışına bağlı olarak en yüksek talep artışı öngörülen coğrafyalar olarak öne çıkarken; bu beklentiye bağlı olarak, küresel şeker talebi artışının neredeyse tümünün gerekçesini nüfus artışı oluşturuyor olacak. Buna karşılık, küresel bitkisel yağ talebindeki artışın en büyük gerekçesini kişi başına tüketim kullanımındaki tercih artışı oluşturacak. Tahıl üretiminin gıda amaçlı kullanımında 2030'a kadar yüzde 1,2'lik artış öngörülürken; az gelişmiş ve orta gelir düzeyindeki ülkelerdeki talep sıçraması beklentisine bağlı olarak, et, süt, yumurta ve balık talebinde yüzde 1,2'lik bir artış önceliklendirilmiş. 2018-2020 döneminde 7,8 milyara ulaştığı ifade edilen dünya nüfusunun 2030'da 8,5 milyara ulaşacağı beklentisiyle, küresel gıda talebinin yüzde 1,3 artması öngörüsü öne çıkmakta.
Sahra Altı Afrikası, Yakın Doğu ve Kuzey Afrika, önümüzdeki 10 yılın küresel şeker talebi artışının tek başına yüzde 35'inin sebebini temsil ederken; Çin de, ortalama satın alma gücünün yüzde 5,8 artacağı öngörüsüyle, tek başına, balık ürünlerindeki küresel talep artışının yüzde 43'ünün, et ürünlerindeki küresel talep artışının ise yüzde 33'ünün sebebini oluşturacak. Hindistan ise, 2030'a kadar süt ürünleri ve bitkisel yağlardaki talep artışının tek başına yüzde 50'sinden sorumlu olacak.
FAO'nun araştırma, küresel ölçekte, tarımsal ürün ve gıdaların daha sofraya ulaşamadan yüzde 14'ünün telef olduğunu; tüketiciye ulaşabilmiş gıdanın yüzde 17'sinin ise, yanlış kullanım, yanlış ve yetersiz saklama metotları nedeniyle israf olduğunu gösteriyor. Küresel tarım ürünleri ve gıda talebindeki trendler, Türkiye'nin bir tarım ülkesi olarak, önümüzdeki 10 yılı çok iyi değerlendirmesinin ülke ekonomisine 50 milyar dolar ihracat geliri kazandıracağına işaret etmekte.

Bu köşe yazısını aşağıdaki linke tıklayarak sesli bir şekilde dinleyebilirsiniz

Kerem Alkin | Küresel gıdada zorlu sınav

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA