Türkiye'nin en iyi haber sitesi
MAHMUT ÖVÜR

Kim, neden, niçin konuşuyor?

Siyasi kulisler de sokaktaki insan da son günlerde üst üste gelen darbe söylentilerini ve ona paralel siyasi çıkışların nedenini merak ediyor.
Nasıl etmesin ki, sanki bir yerden düğmeye basılmış gibi içeride ve dışarıdaki tüm Erdoğan karşıtları birden harekete geçti.
Şu tabloya bakın... ABD derin aklının düşünce kuruluşu Rand Corporation "Ordu içinde orta kademe askerler rahatsız" diyerek darbe ihtimalini ortaya attı.
Onu eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un, "Siyasi ayak araştırılmalı" sözünü bahane ederek Meclis'i ve AK Parti'yi suçlayan çıkışı izledi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise işi zıvanadan çıkartarak "FETÖ'nün siyasi ayağı Erdoğan" diyerek gerilimi en üst noktaya taşıdı.
Hatta bununla da yetinmedi, adeta keyif alırcasına gülümseyerek, Türkiye'nin İdlip'deki durumuyla ilgili şu dehşet sözleri söyledi: "Şimdi İdlib'de sıkıştılar. Sağa dönüyorlar olmuyor, sola dönüyorlar olmuyor. Hâlâ asacağız, keseceğiz diyorlar"

Zamanlama manidar
Tablonun tek eksiği "siyasi kararsızlığı" ile tanıdığımız eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'dü. İlginçtir bugüne kadar net konuşmayan, sorulan sorulara kaçamak cevaplar veren Gül, ilk kez sahneye çıkıp yüksek sesle konuştu. Peki, ne oldu, 2014 yılına kadar Cumhurbaşkanı koltuğunda oturan Gül, sahneye çıkıp, "Suriye meselesinde yanlışlar yapıldı, S-400 yanlıştı, Türkiye yalnızlaştı" gibi Kılıçdaroğlu'nu aratmayan açıklamalar yaptı. İnsan düşünmeden edemiyor; Acaba birileri sinyal mi verdi?
Zamanlamaya bakar mısınız? Türkiye, İdlip'de ve Libya'da Rusya, İsrail, ABD ve bazı AB ülkelerinin kumpasıyla karşı karşıyayken, içeriden birileri çıkıp sevinç çığlıkları atıyor, birileri de çıkıp eski defterleri açıyor.
Zamanlama ekonomi açısından da manidar. Çünkü bütün kuşatmalara, kriz tellallarına rağmen ekonomide "iyileşme" işaretleri birilerinin uykusunu kaçırabilirdi. Daha önemlisi, Çin'in sarsılması, AB ülkelerinin resesyona girme ihtimali Türkiye ekonomisinin şansını artırır ve bütün hesapları bozardı. Anlayacağınız dışarıdakilerle içeridekilerin telaşı boşuna değil.

Bir adım sonra erken seçim
Bugün ortaya çıkıp, ülkenin yaşadığı küresel kuşatmaları, siyasi gel gitleri, ekonomik sıkıntıları kendi siyasi gelecekleri uğruna derinleştirmek isteyenler, bir süre sonra "erken seçim" diye bağırırlarsa hiç şaşırmayın.
Son iki gündür Ankara'nın bu süreci nasıl izlediğini gözlemlemeye çalışıyorum. Siyasilerle de askerlerle de konuştum. Doğrusu Ankara olup bitenlerin farkında... Kimin neden konuştuğunu, karın ağrılarını, hatta futbolu bile kaos planları için kullanacaklarını iyi biliyor.
Onlara en net cevabı, hedefe koydukları isim Başkan Erdoğan, Türkiye'nin son 10 yılda yaşadığı kuşatmalara dikkat çekerek veriyordu:
"Gezi'den Suriye'ye kadar uzanan bu saldırı zincirinin hedefi, doğrudan Türkiye Cumhuriyeti devletinin bütünlüğü, Türk milletinin birliği, beraberliği, kardeşliğiydi. Milletimiz müsterih olsun. (...) Türkiye, İdlib konusunda kendi harekat planlarını uygulamak üzere her türlü hazırlığını yapmıştır. Her operasyonda olduğu gibi bu konuda da 'Bir gece ansızın gelebiliriz' diyoruz. İdlib Harekatı, bir an meselesidir. Ülkemizin bu konudaki kararlılığını hâlâ anlamamış olan rejime ve onu cesaretlendirenlere İdlib'i bırakmayacağız."
Not: Seyahat nedeniyle birkaç gün yokum. Haftaya görüşmek dileğiyle...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA