Türkiye'nin en iyi haber sitesi

İYİ Parti'de ne oluyor sorusuna henüz net bir cevap verilmiş değil. En son Ümit Özdağ olayı patladı. Özdağ, partisi tamamen küreselcilerin eline geçtiği için mi harekete geçti? Yoksa İP'lilerin dediği gibi sadece, "grup başkanvekilliği" verilmediği için mi gemileri yaktı?
Daha önce de yazdım, bu sorulara verilecek en makul cevap şu: Özdağ, İYİ Parti içindeki "küreselci-millici" kavgasını açığa çıkarttı.
Ancak bu da yeterli ve ikna edici değil çünkü Özdağ'ın bu konuda "hassas" olduğuna ilişkin bir işaret yok.
Böyle olunca da ister istemez insan, "arka planda mutlaka farklı hesaplar var" diye düşünüyor. Tecrübeli bir siyasetçinin şu sözleri yeni soru işaretleri yaratıyor:
"Bu basit bir operasyon değil. Meral Akşener'i teslim alma operasyonudur. Ona denilen şu: 'Sakın cumhurbaşkanı adayı olmaya kalkma, 'nın dışında bir seçeneği düşünme. Sana ne deniliyorsa onu yap, yerinde otur. Aksi halde daha güçlü belgelerle seni anında susturabiliriz.' Burada önemli olan İP değil, Millet İttifakı... "
Bu yüzden Akşener'e önce "Cumhurbaşkanı olacağım diye Türkiye'nin geleceğiyle oynamayacağım" dedirttiler, yetmedi ki arkasından, İP'li bir belediye başkanının şu sözlerini bile onaylattılar:
"TKP'ye geçeriz, AK Parti'ye geçmeyiz."
Bu bakış açısına göre, yaşanan İP'i de aşan "Millet İttifakı" eksenli bir operasyon. Bir anlamda yeni bir "kaset operasyonu" devrede.
Son dönemde Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve çevresinin ısrarla aynı korkuyu seslendirmeleri de boşuna değil; "İktidar Millet İttifakı'nı bölmek istiyor..."
Kılıçdaroğlu bu korkunun nedeni olarak da İP'i değil, cumhurbaşkanlığı hayali kurmaktan vazgeçmeyen ve bu hayali yüzünden Abdullah Gül'ün ortak adaylığını engelleyen Akşener'i görüyor. Çünkü iç ve dış muhalefet mühendisleri onun her an yan çizebileceği ihtimaline inanıyor.
Oysa her şey hazır; CHP işin sahibi olarak "suni seçim" çıkışıyla gündemi değiştirebiliyor, küresel güçlere selam çakan siyasetin yeni yıldızı Ali Babacan sokağa inmiş "Ben buradayım" diyor. HDP ve Demirtaş ise Akşener'le kahvaltı yapmak için neredeyse yalvaracaklar. Hepsinin ortak umudu ise ABD seçimlerini Joe Biden'ın kazanması.
Tecrübeli siyasetçi devam ediyor:
"Kavganın odağındaki isim Buğra Kavuncu gökten zembille inmedi. Bir hesapla getirildi. Bu FETÖ'yü de aşan bir operasyon. İşin sahipleri fiilen sahadalar."

***

Türk mallarına ambargo

Türkiye'nin son yıllarda çevresinde olan hatta sınırı olmayan birçok ülke ile sorun yaşadığı çok açık. Nedenleri tartışılabilir tabii. Ama ortada garip bir durum olduğu da kesin. Mesela Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri... Bu iki ülke, her yerde Türkiye'ye karşı düşmanlık yapıyor. Bunu bugüne kadar "vekâlet savaşları" ile gizli yaparlardı. Şimdi artık Türk mallarına ambargo koyarak sürdürüyorlar. Vekâlet savaşlarına karşı küresel hukuk açısından bir şey yapılamıyor ama ticarette yapılabilir.
Siyaset Bilimci Onur Erim şöyle diyor: "Bu tarz davranışlar; hem Dünya Ticaret Örgütü'nün kural ve kanunlarına aykırı, hem de ceza gerektirir. Ancak okuyabildiğim kadarıyla ne Ticaret Bakanlığı'nın, ne TİM'in, ne TOBB'un ne de herhangi bir meslek örgütünün konuyla ilgili özellikle Dünya Ticaret Örgütü nezdinde bir girişimi, tabiri caizse yaygara kopardığı yok. Yüzde yüz haklı olduğumuz, DTÖ eliyle, Türkiye'ye karşı yürütülen bu kampanyalarda, kaleyi yıkamasak da delik açabileceğimiz bir şans var ve bunu değerlendirmeliyiz."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA