Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Başkanlık sistemlerinin Cumhuriyetçi geleneğin bir ürünü olması, Amerikan başkanlık sistemi ile diğer kolonyal geçmişe sahip ülkelerde ortaya çıkmasını açıklayan ana faktördür. Doğrudan monark yerine ikame edilen ve halka karşı sorumluluk temelinde inşa edilen yürütme gücünün, kuvvetler ayrılığına dayalı denge ve fren mekanizması ile sınırlanması, Amerikan başkanlık sistemini günümüze kadar taşımıştır. Federal bir Cumhuriyet olarak kurulması, Amerikan demokrasisinin en temel özelliğidir. Bu federal nitelik, siyasal mühendisliğin ürünü olmayıp var olan devletlerin egemenliklerini federal bir yapı içinde paylaşmaları sonucunda ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla federalizm Amerikan demokrasisinin ve başkanlık sisteminin zati bir özelliğidir. Bunun tabii bir sonucu olarak da sadece nüfusu değil devletleri (eyaletleri) de temel alan iki kanatlı bir yasama organı (Kongre) ortaya çıkmıştır.
Elbette tüm başkanlık sistemleri federal ve çift meclisli olmadığı gibi, böyle olması da şart değildir. Bütün başkanlık sistemleri kendine hastır. Onları ortaklaştıran ve başkanlık sistemi altında bir araya getiren temel nitelikler, kuvvetler arasındaki sert ayrılığın sonucu olarak yasama ve yürütme gücünün birbirinden ayrılması, yürütmenin de doğrudan halk tarafından seçilen ve hem hükümeti hem de devleti temsil eden bir başkan tarafından üstlenilmesidir. Bunun dışında, Güney Amerika, Afrika ve Asya'da cumhuriyetçi geleneğin bir lazımı olarak ortaya çıkan tüm başkanlık sistemlerinin birbirinden ayrılan özelliklere sahip olduğu görülmektedir.
Başkanlık sistemi, yürütmenin doğrudan halk tarafından belirlendiği ve doğrudan halka karşı sorumlu bir yürütme özelliğinden dolayı politik vesayete kapalıdır. Türkiye gibi çok güçlü bir seküleraskeri vesayet tecrübesini parlamenter sisteme içkin hale getirmiş bir ülkede, başkanlık sistemi bu niteliğiyle son derece demokratikleştirici bir işleve sahip olabilir.
Federalizm ve bunun tabii bir sonucu olarak çift meclislilik, iktidarı teritoryal düzeyde sınırlayan bir nitelik olmakla birlikte, başkanlık sistemlerinin zati bir özelliği değildir. Bu özellikleri taşımayan bir başkanlık sisteminin demokratik olamayacağı tezi, kaba bir anti-siyaset örneğidir. Türkiye gibi güçlü etnik merkezkaç hareketlerin olduğu ve herhangi bir teritoryal temeli olmayan ikinci meclisin (senato) bir ideolojik vesayet kurumu olarak tesis edildiğini hatırlarsak, Türkiye için önerilebilecek başkanlık modelinde, en azından kısa vadeli projeksiyon olarak, üniter tek meclisli yapının verili duruma karşılık geldiği söylenebilir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA