Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ERDAL ŞAFAK

Komediden trajediye

Tıptan fiziğe, felsefeden kimyaya, botaniğe kadar bilimin tüm dallarında kullanılan kavramların ezici çoğunluğu Antik Yunan'ın insanlığa mirasıdır. Günlük yaşamla ilgili sözcükler, terimler, kavramlar da öyle...
Günümüzün Yunanlılar'ı da çok uzak atalarının ruhlarını hoşnut etmek için bu sözcüklerden, terimlerden ve kavramlardan işlerine gelenlerin hakkını fazlasıyla veriyorlar.
Örneğin, 1 Ocak 2001'de "Euro Bölgesi"ne girerken, yani AB'nin para birliğine katılırken Maastricht Kriterleri'nin (Kamu açığı gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 3'ten az olacak, kamu borç yükü de gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 60'ını geçmeyecek) gereğini yerine getirmiş görünmek için tüm resmi belgelerde tahrifat yaptılar. Bütçede, merkez bankası bilançosunda, tüm istatistiklerde...
Avrupalılar bu sahtekârlığı fark ettiklerinde, Yunan "Komedi"si olarak algıladılar.
Yunanlılar da bu tahrifatın getirisiyle (AB'nin denetiminden uzak kalmak, AB fonlarını maaş zammı olarak dağıtmak) hayatın tadını çıkardılar. "Kleptomani"den, "Nepotizm" e kadar her türlü ahlaksızlığın at koşturduğu, "Hedonizm", "Epikürizm", "Sibaritizm" karışımı bir yaşam sürdüler. Saydığımız üç felsefi kavram ya da akım da "Zevk-ü sefa" üstüne kurulu, kaygısız, tasasız bir hayat öğretisi anlamına geliyor.
Ama küresel ekonomik krizin de etkisiyle gerek kamu borcunda, gerekse bütçe açığında bıçak kemiğe dayandı. İşte o zaman "Komedi" den "Dram"a geçildi: İktidardaki Yeni Demokrasi Partisi, sorumluluğu üstünden atmak için erken seçime gitti. Çünkü kaybedeceğini biliyordu. Kaybetti de.
İşbaşına gelen PASOK ve lideri Yorgo Papandreu devletin hesaplarına göz atınca, "Yandım Allah" diyerek yerinden zıpladı: Kamunun borç yükü 300 milyar Euro'yu geçiyordu. Kamu açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranı ise yüzde 12.7'ye fırlamıştı. Maastricht Kriterleri'nde öngörülen yüzde 3 açığın 4 katından fazla!
"İmdat" çığlıklarıyla soluğu AB'nin merkezi Brüksel'de aldı. Ve o andan itibaren "Yunan trajedisi" başladı. Ya da oyun "Trajedi"ye dönüştü.

Binlerce yıllık öğütler
Önce acil nakit ihtiyacını karşılamak için 20 milyar dolarlık bono satıldı. Ama "Euro Bölgesi" ortalamasının neredeyse 5 katı faiz ödeyerek.
Ardından Avrupa Merkez Bankası'ndan ve AB Komisyonu'ndan destek istendi. Cevap: "Ekonomini düzeltmek için adam gibi bir plan hazırlamadan asla!"
Ağlaya-sızlaya hazırlandı: Kamuda maaşlar dondurulacak, emekliye ayrılan personelin yüzde 80'inin kadrosu boş bırakılacak, emeklilik yaşı yükseltilecek, kadınlar ile erkeklerin emeklilik yaşları eşitlenecek, alkol, tütün ve akaryakıttan alınan vergiler artırılacak, kayıt dışı ekonomiyle mücadele için sert önlemler alınacak, kamu hesaplarında şeffaflığı sağlamak amacıyla bağımsız bir istatistik kurumu oluşturulacak... Şimdi işçilerden memurlara, çiftçilerden emeklilere toplumun tüm kesimleri, koro halinde Papandreu'nun çığlığını tekrarlıyorlar: "Yandık Allah!"
Elveda "Epikürcü" ya da "Hedonist" hayat...
Elveda el kesesinden sefa sürülen günler...
Elveda torpil, rüşvet, yolsuzluk, hısım-akraba kayırma...
Merhaba birkaç deliği birden sıkılmış kemer...
Merhaba parasız ve uzo'suz ay sonları...
Merhaba daha kabarık faturalar...
Kısacası, merhaba ucu görülmeyen uzun ve karanlık tünel...
Komşu aslında büyük trajedi yazarlarının binlerce yıl öncesi seslendirdikleri öğütleri unutmanın ya da kulak arkası etmenin bedelini ödüyor:
"Hiçbir fani hayatını bir bedel ödemeden tamamlayamaz." (Eschyle)
"Gerçek cesaret, ihtiyatı elden bırakmamaktır." (Euripide)
"İhtiyatsızlıktan daha kötü bir felaket yoktur." (Sophocle)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA