Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HINCAL'IN YERİ HINCAL ULUÇ

Sanatın güzelliğine bakar mısınız?..

Yani ayarlasam, ısmarlasam olmaz.. Ama böyle tesadüf de olmaz.. Birileri, bir yerlerden bir şeyleri ayarlıyor kesin..
Geçen hafta Boğaziçi konserini yazmıştım size hatırlarsınız..
Dünyaca ünlü Hollandalı orgcu, yok canım o dandik elektronik klavyeler değil, bildiğiniz duvar boyu borularla o ilahi sesi çıkaran kilise orgu ustası Hollandalı Jos van der Kooy'u dinlemiştim, Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall'de..
Kilise müziğinin en güzellerini yazan Bach çalmıştı önce.. Sonra da, İsmail Dede Efendi'ye geçmiş, Osmanlı müziğinin en güzel örneklerinden biri, Gülnihal üzerine, doğaçlama çeşitlemeler yapmıştı..
Bu hafta, perşembe gecesi İstanbul'un öbür tarafında, Kültür Üniversitesi'nde Mesut İktu Hocamın kurduğu Akıngüç Sanat Merkezi salonunda İtri Yılı dolayısı ile düzenlenen konserde Çellistanbul eşliğinde Burcu Karadağ neyle Dede Efendi üfledi önce.. Gülnihal.. Ve arkasından Bach çaldı, neye uyarlama gibi hayli zor bir işi yaparak..
Sözleşmiş gibi değil mi?. Sözleşseler bu kadar güzel, bu kadar anlamlı olur mu?.
"Sanatın yılı, sanatın yaşı, sanatın milleti, milliyeti yoktur. Sanat her devirde, her yerde, ortaktır.. Sanat belki de tek birleştirici, buluşturucudur" demenin bundan güzel yolu mu olur..
Mesut Hocam'dan bayrağı devrelan Ece İdil, bu yıl en keyifle izlediğim konserlerden birini hatta birincisini düzenlemiş..
UNESCO ölümünün 300'üncü yılı dolayısıyla 2012'yi Itri Yılı ilan etti ya.. Onun anısına.. Sahneye önce Çellistanbul geldi..
Bunlar dört çelist.. Benim sevgili dostum kardeşim Çağ Erçağ (Kaç tarakta bezi var), Murat Berk, Melih Kara ve Erman İmeyhan.. Çello, insan sesine en yakın saz olarak bilinir. Laf değil.. Bilimsel..
Bu dört genç adam, seyirciyle sohbet ederek, birbirleriyle şakalaşarak ve harika popüler bir program yaparak, Ravel'le başlayıp, giderek coşarak ve coşturarak seyirciyi ısıttılar ve Burcu'yu davet ettiler..
Burcu dördünün arasına oturdu ve Itri üflemeye başladı..
O büyük bestecinin 300 yıldan bu yana ne yazık çok az eseri kalabilmiş.. Segah Tekbir bunların başında.. Bir Tekbir üfledi Burcu.. Bu nasıl ilahi bir sestir.. Org nasıl Bach'ın ilahi sazıysa, ney de bizim öyle.. Mest olmuşken, bir başka muhteşem İtri'ye girdi Burcu..
Tut-i mucize guyem..
Vay ki vay!.. Vay ki vay!..
Yahya Kemal'in dizeleri düştü kalbime, o ilahi nefes beni alıp götürürken..
"Büyük Itrî'ye eskiler derler, Bizim öz mûsıkîmizin pîri; O kadar halkı sevkedip yer yer, O şafak vaktinin cihangîri, Nice bayramların sabâh erken, Göğü, top sesleriyle gürlerken, Söylemiş saltanatlı Tekbîr'i.
........... Mûsıkîsinde bir taraftan dîn, Bir taraftan bütün hayât akmış; Her taraftan, Boğaz, o şehrâyîn, Mâvi Tunca'yla gür Fırât akmış. Nice seslerle, gök ve yerlerimiz, Hüznümüz, şevkimiz, zaferlerimiz, Bize benzer o kâinât akmış. ........... Öyle bir mûsıkîyi örten ölüm, Bir tesellî bırakmaz insanda. Muhtemel görmüyor henüz gönlüm; Çok saatler geçince hicranda, Düşülür bir hayâle, zevk alınır: Belki hâlâ o besteler çalınır, Gemiler geçmiyen bir ummanda." Çalıyor be Kemal, çalıyor.. Sessiz gemilerin gittiği o ummanı bilmem, ama bu ummanda 300 sene sonra, hem de nasıl muhteşem çalıyor.. Dünya durdukça da çalacak!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA