Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HINCAL'IN YERİ HINCAL ULUÇ

“Birlikte yeneriz Türkiyem!..”

Günlerden beri hemen hangi kanalı açsam, bir köşesinde minicik bir yazı duruyor..
(Tam burada durdum, sevgili okurlar.. Çünkü salondaki televizyonumdan Sezen'in sesi geliyor.. Hem de en sevdiğim Sezen şarkısı.. Ne muhteşem sözlerdir onlar.
Sanki bugünler için yazılmış gibi..

"Gülümse, hadi gülümse
Bulutlar gitsin
Yoksa ben nasıl yenilenirim
Hadi gülümse

Belki şehre bir film gelir
Bir güzel orman olur yazılarda
İklim değişir, Akdeniz olur
Gülümse

Tut ki karnım acıktı
Anneme küstüm
Tüm şehir bana küskün
Bir kedim bile yok
Anlıyor musun?
Hadi gülümse."

Gülümseyeceğiz, sevgili okurlar..
Gülümseyeceğiz.
Çünkü bu corona denen illetle savaşta en büyük silahımız kendi "bağışıklık" gücümüz. Bağışıklığı iyi olan yeniyor. Hem de kolayca yeniyor. Bağışıklığın iyi olmasının birinci şartı, fiziksel değil, ruhsal.. Moral.. Kendimizi iyi hissetmemiz..
Dr. Öz açıkladı "iyi hissetmenin en kolay yolu"nu!. Birisine, karşılık beklemeden bir iyilik yapmak..
Ekranın köşesinde slogan "Biz bize yeteriz, Türkiyem" de işte o..
8119'a bir SMS atınca 10 lira bağışlamış oluyorsunuz, corona savaşına ve "Çorbada benim de tuzum var" deyip, kendinizi iyi hissediyorsunuz.. (Hadi bırakın okumayı, yollayın mesajı.)
Evde yalnız kalmış halimiz, Kemal Burkay'ın dizeleriyle Sezen'in anlattığı gibi değil mi?.
Karnımız aç.. Tüm şehirden kopmuşuz. Kedimiz bile yok. Hava bulutlu. Sinemayı çoktan unuttuk.
"Hadi gülümse" diyor Sezen.. "Hadi gülümseyelim" de, nasıl güleceğiz?.
Cevabını kendi veriyor, Sezen..
"Umudunu yitirme.. Bulutlar gidecek.. İklim Akdeniz olacak. Yeşiller dönecek" diyor.. Belki şehre film de gelecek.
Gülümsersek, kendimizi iyi hissedersek, bugünkü koşulların bitmesini hızlandıracak, bize bulaşsa bile virüsü yeneceğiz.
"Biz, bize yeteriz" sloganı, Başkan Recep Tayyip Erdoğan'a ait..
Cumhurbaşkanı.. Ayni zamanda AK Parti Genel Başkanı..
"Biz, bize yeteriz" derken "Biz" dediği, Türk halkı mı, yoksa AK Partililer mi?."
Ne aptalca soru değil mi?.
Bence de öyle.. Ama bu, hem de dünyaya meydan okuyarak, halkının kendine güvenmesine ve iyi hissetmesine yol olan bu güzel sloganı hala anlamazdan gelen o kadar insan var ki..
Bakın dün Yavuz Donat yazmış, "Bakkal Amca" diye..
"Bendevi Palandöken... TESK (Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu) Genel Başkanı... "Esnafın Babası."
Toplumun... "Bakkal amcası."
Bendevi Palandöken "Kitabın ortasından" konuştu:
Böyle bir dönemde siyaset yapılmaz... Millet can derdinde.
Korona ile mücadele çok önemli... Kenetlenmemiz lazım.
Siyaset dilinin yumuşaması gerekli.
Devlet çok doğru önlemler alıyor... Takdir edilmeli... Ama yanlışlar varsa söylenmeli... Kırıp dökmeden, hakaret etmeden."
Tüm Türkiye küçük esnafının yani mahallemizdeki her dükkanın babası, Başkanı Palandöken, mahallenin ne konuştuğunun farkında.. Onun için eleştiriyor.
"Millet can derdinde iken siyaset yapılmaz" diyor. "Siyaset dili yumuşamalı" diyor.
"Yanlış varsa, kırıp dökmeden, hakaret etmeden söylenmeli" diyor.
Şimdi Yavuz'un bu sözlerinin yer aldığı gazetemin birinci sayfasına bakın..
Birinci sayfanın tepesinde ve sayfanın yarısından fazlasında "O kafa hiç değişmedi" diye manşet ve yanında o kafanın resmi.. Kemal Kılıçdaroğlu!. Altında giydir Allah giydir!.
Hani "biz" olacaktık. "Birlik" olacaktık..
Bu sloganlar Başkan'a ait. Onu destekleyen gazete olarak, ülkeye örnek olmak, "Nasıl birlikte, nasıl beraber, nasıl 'BİZ' oluruz"a örnek olmak ve başta coronavirüsü, Başkanı ve iktidarı yıkmak için kullanmaya kalkan, bu yüzden Türkiye'nin fizik, moral ve ekonomik çökmesini bile göze alarak, ne lazımsa yapan münafıklara ders vermek görevi de bize, yani SABAH'a düşmüyor mu?
"Böyle bir dönemde siyaset yapılmaz... Millet can derdinde.
Corona ile mücadele çok önemli... Kenetlenmemiz lazım. Siyaset dilinin yumuşaması gerekli" diyen "Bakkal Amca"nın sözlerine bir daha dikkat!..
Bu gazeteyi de bakkallar ulaştırıyor, mahalleliye.
Yarın şehre bir film geldiği, iklimin değişip Akdeniz olduğu günlerde, siyaset yapacak çok vaktimiz olacak.. Önüne gelene sövüp sayacak da..
Şimdi gülümseme ve gülümsetme zamanı..
Doğru, sövmek kolay, gülümsetmek zor ama..
Zor günlerde "zor"u başarmak zorundayız, dostlarım!.
Örnek olalım.. Biz olmaya.. Beraber olmaya.. Birlikte olmaya..

***

Reklama bak!..

Sabah sabah cinimi tepeme çıkardı bir reklam.. Efendim bir büyük mağaza zinciri, dünyanın "Black Friday" diye bildiği, bizim "Efsane Cuma" olarak çevirdiğimiz, hani vitrinlerin, kapıların kırıldığı günün şanını kullanarak, bir,"Cuma" reklamı vermiş, televizyonlara.. Yatak odası, salon takımlarından mutfaktaki çay kaşığına her şeyde müthiş indirim yapacağını duyuruyor, "Çeyiz günleri" başlığı altında..
Yahu daha dün "Sokağa çıkma yasağı" geç ilan edildi, millet bakkallar marketlere doluştu diye kıyamet kopmadı, hatta İçişleri Bakanı'nın istifasını Başkan durdurmadı mı?.
Şimdi bu "Kara Cuma daveti" değil mi, heriflerin yaptığı..
Hadi onlar sorumsuz..
Peki üç kuruş için bu reklamı yayınlayan TRT, kamu kurumu değil mi?.
Benim vergilerimle maaş alıp, beni satmak olur mu, beyler?.

***

Beni ağlatan konser!..

Hıristiyanların, ama sadece Katolik Hıristiyanlar'ın Paskalya günü (Ötekilerin farklıdır), Andrea Bocelli'nin günler önceden başlayarak, milleti kandırır gibi ilan ettiği, bir kilise orgu, bir solistten ibaret "Milano Kilisesi Ayini" bende müthiş bir hayal kırıklığı yaratmıştı..
Ertesi gün, Il Divo'nun 2014 yılındaki Japonya konserinin Japon TV'si ve BBC işbirliği ile yapılan çekimini izlerken, nasıl coştum, nasıl mutluluk gözyaşları döktüm, anlatamam..
Timur Selçuk'un en ama en sevdiğim iki şarkısından biridir, Beyaz Güvercin.. (Öteki, Rıhtımda..)
Şöyle der, Timur..

"Süzülüp mavi göklerden yere doğru
Omzuma bir beyaz güvercin kondu
Aldım elime usul usul okşadım
Sevdim, gençliğimi yeniden yaşadım"

Il Divo konseri, aynen o beyaz güvercin gibi omzuma kondu sanki ve bana gençliğimi yeniden yaşattı.
Önce New York'a, Broadway'e gittim, West Side Story/ Tonight ile.. Sonra Londra'ya, West End'e.. Cats/ Memory..
..ve 1994 Los Angeles Dünya Kupası kapanış şarkısı.. "I will always love you.."
Sonra hem Londra hem New York'ta izlediğim "Evita/ Don't Cry for me Argentina.."
Hepsine, hepsine dayandım da, finalde Barcelona Oyunlarının finalinde Jose Carreras ve Sarah Brightman, birlikte okudukları "Time to say good bye"la beni nasıl ağlattılarsa, bu defa Il Divo, bu konser finalinde, o şarkıyla gözlerimi ıslattı.
Bir gençlik boyunca, bu saydıklarımın hepsinde oralarda olmak, ne mutlu yaşamdır..
Il Divo'nun "Gençliğimi yeniden yaşatan" konserini çok sevdim ve..
..ve bana böyle bir yaşam armağan eden Yüce Tanrıma teşekkür ettim..

***

Ertuğrul Zorlutuna!..

Yıllarca hizmet ettiği Milliyet'te bile tek sütun haber olamamış, Ertuğrul Zorlutuna.. Ayni kuşaktan sayılırız.
Tanıştığımızda o Hayat dergisindeydi.. Ben Hey dergisi Ankara temsilcisi..
Güya rakip, ama ne sarmaş dolaştık..
İstanbul'a naklettiğimde, her davette, açılışta, tanıtımda rastlaşır olduk. O magazinci idi.. Ben de, İstanbul'u ve İstanbulluyu merak eden gazeteci, yazar..
Çok çok ünlüydü Ertuğrul. Herkesi tanırdı.. Herkes de onu..
Kimlerle, kimlerle o tanıştırdı beni.
Kabataş Liseliler ve Gazeteciler Cemiyeti "Ölüm İlanı" vermişler de, öyle öğrendim..
Yardımcım Caner dün telefon etti.. Oralarda yaşar..
"Size Vefa Bozası getirecektim, ama baktım çok kalabalık girmedim!."

***

Kara Kışlar'a Pes Etme!..

Ercan Saatçi'yi İstanbul'a taşındığım 80'li yıllarda tanıdım. Ertekin'in karşıda bir yazlık mekanı vardı o zamanlar.. "İzel, Çelik, Ercan" diye, orda söylerlerdi.
Ercan sonra arkadaşım oldu. Müzisyen ve işadamı olarak müzik dünyamıza çok şarkı, şarkıcı, plak, albüm, CD kazandırdı.
Hani geçen gün yazmıştım ya, "Bu karantina günlerinde yaratıcı olanlar da var" diye.. Newton'dan Shakespeare'e örnekler vererek..
Ercan da, evde kapalı kaldığımız günlerde 1995'te yaptığı Kara Kışlar şarkısını "tam da bugünler için" yeniden düzenlemiş, yeniden yorumlamış.
Orda kalmamış, kamera karşısına geçip, yönetmenliğini de yaparak klibini de çekmiş.
"Montajsız, tek plan tekniğini kullandım" dedi bana. Sosyal mesafelerin kullanıldığını da izlerken göreceksiniz..
Ben YouTube'da izledim. Ercan, her tür dijital ortama da koymuş.
Buyrun, 1995'te, sanki bugünler için yazılmış "Pes Etme" sloganlı sözleri..

"Çok kara kışlar gördüm
Ben yine pes etmedim
Çok ayrılıklar gördüm
Ben yine yenilmedim
Bilsen ne çok şeydin sen
Yazık ki aynıydı her giden...
Yok ah kalbim yok
Sevgiler çok insafsız yarını yok...
Ağlarım gün geçmez ağlarım
Öfkeyle sustum diye ardından...
Kaybolur gibiydi yüreğim
Öyle derin ve öyle kederli..."

***

TEBESSÜM

Erkek- Güneşim olmak ister misin?.
Kadın- Hem de nasıl, eveeetttt!
Erkek- O zaman benden 150 milyon kilometre uzakta dur!.

***

SEVDİĞİM LAFLAR

"Bu dünyadaki en mutsuz insanlar, başkalarının ne düşündüğünü takıntı haline getirenlerdir."
Virginia Woolf

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA