Türkiye'nin en iyi haber sitesi
SEVİLAY YAZIYOR SEVİLAY YÜKSELİR

Eğer o mezar bir daha açılırsa!

Dün okumuşsunuzdur herhalde haberi Sabah'ta. Ve anlamışsınızdır siz de değil mi günlerdir kopartılan yaygaranın ne kadar gereksiz olduğunu. Zehirlenerek öldürülmemiş merhum Turgut Özal. Evet vücudunda Zaman gazetesinin yazdığı gibi 4 zehirli madde bulunmuş ama maddelerin oranı zehirlenmesine neden olacak oranlarda değilmiş. Adli Tıp 1. İhtisas Kurulu'ndaki bilim adamlarının aylardır yaptığı çalışmalardan sonra ulaştıkları bu kanaate inanmamakta ısrar eden bazıları dün yine epeyce tantana yaptılar sosyal âlemde.
Enteresan adamlar gerçekten. Zinhar kabul etmiyorlar zehirlenmeme ihtimalini. Onlara göre merhumun ölümü çok karanlık bir dönemde gerçekleşti ve kesinlikle bu ölümün perde arkasında o günkü derin ve sinsi güçler var. Özal'ın çok büyük ve önemli bir devlet adamı olduğunu tekrar tekrar söylememe gerek yok. Öngörüsü ve vizyonuyla çığır açmış bir liderdi rahmetli. Türkiye'nin demokratikleşmesinde attığı adımların bazı çevreleri çok rahatsız ettiği de bilinen bir gerçekti. Evet. Muhakkak öldürmek istemişlerdir. Muhakkak birileri onu yok etme senaryoları yazıp çizmişlerdir ama o derin sinsi güçlerin çok isteyip de yapamadığını Özal kendisi yapmıştır. Sağlığına özen göstermeyerek. Ölümü şüpheli diyorlar. Niye şüpheli? Kısa bir süre önce bypass geçirmiş, kalp ve damar rahatsızlığı olan ama bütün bunlara rağmen doktorlarının tavsiyelerine uymayarak yağlı, ballı yiyecekleri mideye indirmeye devam eden bir insanın yaşaması mı şüphelidir, ölmesi mi?
Biliyorum. Einstein mezarından çıkıp, "Ulan boşu boşuna yırtınmayın işte! Adamcağız boğazının, iştahının kurbanı oldu! Ne DDT'si, ne köpek gibi zehirlenmesi" falan dese bile merhumun doğal şartlar gereği öldüğünü kabul etmeyecek malum tipler yine köpürecekler şahsıma. Hep hedeflerindeydim. Şimdi biraz daha oturdum. Çünkü karanlıkta kalmış bu cinayetin aydınlanmaması için birileri olanca gücüyle mücadele ediyor ve işte ben de o birilerinden biriyim! Var bi derdim bu meselede. Kesin derin güçlerin, pisliklerin işi olan bu cinayeti ört bas etmek üzere tutulmuş maşayım ben. Allah var ama yukarıda hakkını da veriyorum maşalığımın! Düşünün. Adli Tıp'ın DDT yani böcek ilacı ile ilgili henüz dün kamuoyuna yansıyan tespitlerini ben 1 hafta önce falan yazmışım. (http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/ yukselir/2012/11/30/ddt-her-bunyede- olabilir) Tabii yazan benim ama tamamen bilim uzmanlığı söz konusu bilgileri bana aktaran kimyager okurum Baki Gökcümen. Kendisine müteşekkirim. Hiç tanımıyorum. Sesini bile duymadım. Sadece yazışıyoruz e-posta üzerinden ama çok faydalandım. Olağanüstü tecrübeli ve bilgili bir bilim insanı Baki Ağabey! Sağ olsun daha önce de Afyon'daki mühimmat deposunda yaşanan patlama sonrası bilgilendirmişti beni.
Bu arada Adli Tıp'ın nihai kararını öğrenmemize vesile olan Özel İstihbarat ekibimizin dinamosu Nazif Karaman'ı da hızlılığından dolayı tebrik ediyorum. Emeğine sağlık kardeşim. Büyük iş çıkardın vesselam...
Ve sözün özü; Adli Tıp'ın raporu haftaya savcılığa ulaştırılacak. İnşallah savcı, 'Kamuoyu tatmin olmadı' deyip 'bi daha açalım merhumun mezarını' falan demez! Derse artık, yemin ediyorum bu defa rahmetlinin yanına gidip, 'Ya ellemeyin artık! Bi rahat verin adamcağıza ya da beni de yanına gömün!' deyip eylem yapacağım!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA