YAZARA MAİL GÖNDER Yalova'nın şen seçmenini kandıralım alalım

YAZARLAR

Cem Boyner'in bir partisi vardı... Yeni Demokrasi Hareketi... 1995 seçimlerinde yüzde 0.48'de çakıldı, sonra da yokoldu gitti. Boyner'in seçmenden yüz bulamayınca "ayaklanma destekçiliğine" geçmesi daha sonranın işidir.
Şimdilerde Fethullah'a yazılan eski Troçkist bir profesör arkadaşım (o zamanlar doçentti) bu partiden adaylığını koymuştu da 800 oy almıştı (yazıyla sekiz yüz)...
Yalova'dan. Neyse ki artık Yalova vilayet olmuştu, yoksa kendisiyle "Yalova kaymakamı" diye dalga geçilecekti.
(Başka bir arkadaşım yetmişli yıllarda gerçekten de Yalova kaymakamlığı yapmış, Mülkiye'yi bitirir bitirmez... Kısa sürede tayinini istemiş, çünkü kime telefon etse, "ben Yalova kaymakamı" deyince karşıda bir kahkaha patlıyormuş.)
Şirin bir ilçemizdi Yalova, eh, şirinlik ille de Karadeniz kıyısındaki ilçelerimizin tekelinde değil ya... Depremden sonra o da gitti.
Tarih boyunca Bursa'nındı, Atatürk oranın kaplıcalarını sevip yerleşince, "daha iyi hizmet verilebilmesi için" Bursa'dan alınıp İstanbul'a bağlandı. Böylece İstanbul, Marmara'nın öbür ucunda alakasız bir toprak parçasına sahip oldu.
Yesari Asım şarkısını bile besteledi, Münire Hanım da söyledi, Deniz Kızı Eftalya Hanım da: "Güzel Yalva (Yalova değil, eski İstanbul ağzıyla Yalva), şirin Yalva, bu yaz vallah yandı tutuştu Yalva!"... (Atatürk geldi demek istiyorlar.)
Fakat Kırşehir'i ilçe yapan Menderes'i de astılar. İllerle ilçelerle fazla oynamayacaksın.
Yalova'nın artık bir kaymakamı değil ama iki mebusu var. Biri Muharrem İnce. CHP milletvekili. (Öteki mebus AKP'lidir.)
Ama "l" sesi, Muharrem Bey'in soyadına uygun olarak ince okunacak.
Muharrem İnce, CHP'nin geleneksel "halktan kopukluk" sorununu çözmüş.
İsmet Paşa da çözmüştü ya... "Paşam, seçim mitinglerinde bir kerecik olsun Allah sözünü de ağzına al" demişler, giderken "Allah'a ısmarladık" demiş...
Şimdi Muharrem İnce Yalova çarşısında dolanıp gene oy istiyor, isterken de halkıyla diyalog kuruyor.
Fakat derdini mübaşire anlatan davacı misali, yanlış adreslere gidiyor. Askerlik şubesinin önünde nöbet bekleyen nefere "tertip, şafak kaç" demiş, "yüz" cevabını alınca "sen askerliği yemişsin hemşerim, haydi hayırlı tezkereler" diye onun gönlünü okşamış. Tertibin, hele Yalova'dan oy hakkı olsa, oy çantada keklik.
Kahvede okey oynayanlarla da bütünleşiyor, onlara "çift okeyler" diliyormuş. Nabza göre şerbet vermek gerektiğinden, tavla oynayanlara da "bol düşeşler"...
Bu, reklamını yapan postalcı gazeteciye göre "özel bir iletişim yöntemi" imiş...
Bu iş tamamdır. Genel iletişimle gelemeyen CHP özel iletişimle iktidara geliyor arkadaşlar.
Kılıçdaroğlu "yüzde 35" dedi, utandı da "yüzde 40" diyemedi.
Hani Muharrem İnce kumarbazlara "Arab'ınız bol olsun" demeyi akıl edebilse yüzde 50 bile çekerler ama bu söz devrimlere aykırı kaçar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.