Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Siyaset dünyasının vazgeçilmezlerinden biri de "Danışmanlık" kurumu değil midir? Aslında "Atanmış danışmanlar"ın yanında biz köşe yazarlarından oluşan "Fahri danışmanlar"ı, ya da sevgili Hakkı Devrim'in deyişi ile "Köşe Kadıları"nı da hesaba aldığımızda, danışılanların danışanlardan kat kat kat fazla olduklarını görebiliriz...
Köşe yazarları olan bizler mesela geçmişteki liderlere olduğu gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan'a da kendimizce yol göstermeye, tavsiyelerde bulunmaya, nasihat etmeye hatta onu azarlamaya çalışıyoruz... Bunların genellikle pek etkili olmadığını da görmemiz gerekiyor. Bir İspanyol atasözünde "Savaşa giden veya evlenmeye hazırlanan kişilere asla nasihat etmeyin" denilmez mi?

Niyeti anlamak

ABD'nin eski Başkanı Truman'ın nasihat etmek ve tavsiye vermek konusunda söylediği bir sözü de hatırlamakta yarar vardır. Başkan Truman şöyle demiş:
- Nasihat edeceğiniz ve tavsiye vereceğiniz kişinin neyi niyet ettiğini anlayarak ona uygun şeyler söylediğinizde, sözleriniz daha etkili olur.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın neyi niyet ettiğini kestirmek herhalde zor değil. Terörün bitmesini amaçlıyor. Siyasi ve ekonomik istikrarın sürmesini istiyor. İcraatının başarı ile sürmesini ve kurucusu olduğu AK Parti'nin 1 Kasım seçimlerinde tek başına iktidar olmasını istiyor.

Niyet etmek yetmiyor

Tabii ki bir şeye niyet etmek, onu gerçekleştirmeye yetmez. Mesela "Kürt açılımı" ile niyetlenen hedef yerine, bambaşka bir noktaya ve ortama varılmadı mı? Kürtler için artık "Demokratik Siyaset"in sigorta olması beklenirken, şimdi onları temsil ettikleri varsayılanların bazıları "Bizim sigortamız silahtır" içerikli söylemleri ve eylemleri seslendirmiyorlar mı?

Sözü geçen geçene

Yani biz köşe yazarları ne kadar barış, uzlaşma ve diyalog öneren tavsiyelerde bulunursak bulunalım, filli gerçekler bunları etkisiz kılmakta... Bu arada fahri danışmanların yani köşe yazarlarının unutmamaları gereken şu gerçeği de hatırlatmalıyım:
- Teröristlere dinletemediğiniz nasihatinizi, terörle mücadele edenlere vermeye asla kalkmayın!

Sonuçta terörle mücadele ederken eleştiri oklarının hedefine koyulan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın üslubunu sertleştirmesi, kaçınılmaz olmuyor mu?
Çok bilinen bir fıkrayı tekrarlayayım...

Bıkmışlar

Vatikan Afrika'daki bir yamyam kabilesini Katolik yapması için bölgeye bir misyoner göndermiş. Aradan bir süre geçince misyonerden haber gelmez olmuş. Vatikan bir diğer misyoneri daha, önce gidenin akıbetini anlaması için yola çıkartmış. Bu yeni misyoner yamyam kabilesini bulmuş, kabilenin şefine "Size bir misyoner göndermiştik, şimdi nerede o" diye sormuş.
Kabile şefi "Bize o kadar çok nasihat etti, o kadar çok tavsiyeler verdi ki ki, sonunda bıktık yedik onu" diye cevap vermiş.
Hayat böyledir işte.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER