Türkiye'nin en iyi haber sitesi
GÜLSE BİRSEL

"Ya popçu ya topçu" meğer iyi günlerimizmiş!

Avrupa'daki ABD Kuvvetleri komutanı Orgeneral Jones, "Kamuoyunun ilgisini çeken filmler fikirlerin şekillenmesini etkiler" demiş.
Şaşırdık mı? Hayır! Elbette etkiler!
Hala kaç yıllık "Geceyarısı Ekspresi" filminin üzerimize yapıştırdığı etiketle uğraşmıyor muyuz?
Amerikan film endüstrisi şu milleti, bu lideri, o grubu, bu dinin mensuplarını, şöyle veya böyle, kendi bakış açısıyla "kahraman", "kurban" veya "cani" gibi sunarken yıllarca, sayın orgeneral böyle bir sosyolojik hassasiyet göstermemişti elbette! Ama mevzu bu değil.
Kitaplar, şarkı sözleri, tiyatro oyunları, dergi yazıları, rock yıldızları, fikirlerin, özellikle genç beyinlerdeki fikirlerin şekillenmesini etkiler mi?
Evet. Ama en çok diziler ve filmler etkiler!
Sinema ve televizyon dünyanın en yaygın, en güçlü iletişim aracıyken "Ne alakası var, sadece bir dizi", "Canım eninde sonunda hayal ürünü bir film" gibi saflıkların lüzumu yok bence!
1970'lerin en popüler filmi Grease'di. Türkiye'de sinemaya giden kalabalıklar bu kadar büyük değilken bile, yakışsın yakışmasın, saçını John Travolta gibi yanlardan yapıştırmış, önden perçem bırakmış, onun gibi yaylana yaylana yürüyen gençlerin sayısını hatırlarsınız!
Peki Pazar akşamlarının kralı Beyaz Gölge'yi hatırlar mısınız?
Kuzenim dahil binlerce genç insan, dizinin rüzgarıyla basketbol oynamaya başladı, basketbol imkanlar ölçüsünde popüler bir spor haline geldi, ve bizim kuşaktan, neden olmasın, belki de biraz bu yüzden, dünya çapında basketçiler çıktı!
"Fame" (Şöhret) dizisinin benim kuşağımdan kaç kişinin konservatuar sınavına girmesine yol açtığını biliyor musunuz?
İyi ki varlarmış.
90'ların Türkiyesi'nde ise genç bir insanın başarı, şöhret ve popülarite yolundaki seçenekleri, önüne koyulmuş örnekler ve kahramanlar itibariyle "ya popçu, ya topçu" olmak gibi görünüyordu!
Ne kadar üzülüyorduk, ne kadar eleştiriyorduk bu "içi boş" durumu!
Onlar iyi günlerimizmiş meğer!
En azından topçu ve popçu idoller, canları sıkıldığında silah çekip birilerini vurmuyorlardı!
Yeni duruma bakılırsa bırakın doktor, avukat, mimar, öğretmen şıklarını, "Ya popçu, ya topçu" olmak isteyenler bile artık azınlıkta.
Daha ziyade "çeteci, mafyacı, ve/veya tarikatçı" olmak popüler!
Zannetmeyin ki "Gençler dizilerde, filmlerde ne görürlerse onu yapıyorlar" dediğimi!
Bir dizide diğer karakterlerin dalga geçtiği bir aptal sarışın, ağzını yaya yaya konuştu diye genç kızlar ağzını yaya yaya konuşmaz! Bir filmde, adam karısını dövdü diye bütün erkekler karılarını dövmeye başlamazlar.
Polisiye bir dizide, katil karakteri, seri cinayetler işlediğinde gençler katil olmaya özenmez!
Ama yüzlerce adamı zaman zaman silahla, zaman zaman kesici aletlerle öldüren karakter, "katil " değil de, eserin ışıltılı baş kahramanı ve "ülkesini en çok seven insan" ambalajıyla sunuluyorsa, o zaman ciddi bir problemimiz var demektir.
"Sokaklardaki saldırganlığın tek sorumlusu bilmemne dizisidir" demiyorum elbette. Ama "fikir ve değer yargısı şekillendirmede" maalesef büyük payı ve sorumluluğu vardır.
Bombardıman gibi hayatımıza sokulan, son yılların, silahlı, kanun tanımaz kahramanlarının gelecekteki sonuçları, Beyaz Gölge'ninki kadar "beyaz" olmayacaktır, şüphesiz.

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA