YAZARA MAİL GÖNDER Pilotlara iyi günler!

YAZARLAR

26 Nisan yani bugün Pilotlar Günü. Bütün pilotlara kutlu olsun diyelim. Türk havacılığının bir numaralı brövesine sahip pilotu Fesa Evrensev'den bahsedelim. Yolcu olarak da yumuşak iniş yapan pilotlarla karşılaşmayı dileyelim!

Bazı yerlerde Dünya Pilotlar Günü yazıyor ama hayır, 26 Nisan Türkiye Pilotlar Günü.
Neden? Çünkü 1912'nin 26 Nisan'ında bizde bu günün kutlanmasına sebep bir olay olmuş.
Ne olmuş?
Fesa Evrensev, Yeşilköy'den havalanıp (Bugünkü Atatürk Havalimanı'nda askeri apronda yer alan düzlükten) Türk semalarında uçmuş.
Tarihte iz bırakmış bir pilot için (İlk Türk savaş pilotu kendisi) mükemmel isim doğrusu...
Mehmet Fesa bey (1878-1951), Galatasaray Lisesi ve Harp Okulu mezunu. 1911'de orduda pilot olmak için eleman arandığında yüzbaşı ve de adayların başında yer alıyor. Sınavı birincilikle kazanıp Fransa'ya uçuş eğitimine yollanıyor.
1912'de memlekete döndüğünde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 1 no'lu uçuş brövesinin sahibi oluyor.
Sonra savaş yılları, çeşitli uçuş görevleri ve filo komutanlığı... 1933'de Türkiye'nin ilk hava taşımacılığı teşkilatı olan Hava Yolları Devlet İşletme İdaresi'nin (Bugünkü Türk Hava Yolları) başına müdür oluyor Fesa Evrensev.
Bir kuş kadar hâkim velhasıl göklere...

Mayıs + Mersin + Müzik


Kültür sanat olaylarında merkez genellikle İstanbul'dur.
O yüzden Mersin'de uluslararası bir müzik festivali olması, dahası bunun 14 yıldır devam ediyor olması, hiç azımsanacak iş değil.
14. Mersin Uluslararası Müzik Festivali 28 Nisan'da başlayacak ve 24 Mayıs'a kadar sürecek.
Viyana'dan gelen klasik müzik topluluğu Die Wiener Strauss Company de var, dört İtalyan sopranodan oluşan Le Div4s da, Hakan Aysev ve Göksel Baktagir gibi bizden isimler de yer alıyor...
2007'de Avrupa Festivaller Birliği'ne girmiş Mersin Uluslararası Müzik Festivali.
Boru değil yani. Baharda müzikli bir Mersin keşfi keyifli olabilir. Hem düşünün ki tantuni de size refakat edebilir!

Seyahat trendi: Üç gün mü, üç ay mı?


İnsanlar artık seyahat planlarını 6-7 ay önceden yapıyor, uçak biletlerini alıyor ve o günün gelmesini bekliyor.
Özellikle çalışan kesim, havayolu şirketlerinin makul fiyatlı kampanyaları sayesinde bütçeyi sarsmayan rakamlara bilet alıp, aylar öncesinden 3-4 günlük yurtdışı programları tasarlayabiliyor. Trendlerin başında bu geliyor.
Tatilsepeti.com'un gönderdiği seyahat trendlerine dair bülten öyle diyor.
Doğrudur. Fakat şöyle bir şey daha diyor: Seyahat sevdalıları, 3-4 günlük yakın lokasyonları ya da 3 aylık uzun seyahatleri tercih ediyormuş!
Nasıl yani? 3-4 günü herkes ayarlar da, 3 aylık seyahate çıkabilenler bu kadar mı çok?
İşi gücü, evi barkı, çoluğu çocuğu, üstündeki her türlü sorumluluğu üç ay boyunca hesap vermeden, gözü arkada kalmadan bırakabilecek insanlarla mı dolu yani etrafımız?
Ne diyelim? Oh maşallah!

Dağa gidemeyen, dağ filmlerine gitsin!


Çok daha kolay, çok daha zahmetsiz, çok daha yakın çünkü. Beyoğlu Atlas'ta 30 Nisan'a kadar sürecek. Türkiye'nin doğa, keşif, macera konseptli ilk ve tek film festivali bu: Dağ Filmleri Festivali. Bu yıl 10'uncu yaşında. Meraklısına, koltukta otururken adrenalin takviyesi...

Lyon yükselişte, dikkat!


Tatilsepeti.com'un araştırmasına göre yurtdışı tatillerinde bazı yerler daha fazla tercih edilir olmuş. En başta yine Paris'le Roma geliyormuş. Fakat akabinde Napoli, Lyon, Valensiya, Amsterdam, Edinburgh... Allah Allah! Amsterdam yıllardır popüler bir nokta, hadi Napoli'yi de anlayabiliriz Türkler İtalya'yı her daim sevdiği için. Ama Lyon, Valensiya ve Edinburgh'un popülerlikte 'en'ler arasında sayılması enteresan doğrusu. Madem öyle, Lyon'a niyetlenenlere birkaç lezzet adresi sıralayalım:
Kahvaltı ve karakterli kahve için: La Boite a Cafe.
Klasik Fransız mutfağının tadına, şehrin en eski brasserie'sinde bakmak, Art Deco ortamın keyfini sürmek, kimlerin kimlerin (Ernest Hemingway, Paul Verlaine, Jacques Brel) müdavimi sayıldığı yere gitmiş olmak için: La Brasserie Georges.
Yine klasik lezzetler tatmak ve Ratatouille filmini anmak için: Brasserie Leon de Lyon.
Şef Cecile Ducroux'nun rahat, harcıâlem, tatlı bistrosunda az paraya da iyi karın doyurulabildiğini ve kazıklanmadan da güzel şaraplar içilebildiğini görmek için: La Cave de Cecile.
Yerel malzemelere dayalı otantik mutfak tecrübesi için: Restaurant Daniel et Denise.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.