YAZARA MAİL GÖNDER “Kendi çocuğuna da karışma!”

YAZARLAR

Varsa yoksa 'yaşam tarzı'. Mücadele, kavga, savaş adına ne derseniz deyin. Sadece bu kavrama dayandı. Atatürkçülük bitti, ulusalcılık bitti, solculuk bitti, ellerinde savaş verecekleri tek kavramları var 'yaşam tarzı.'

'Yaşam tarzı' eskiden beri kavganın sembolü ama son günlerde enteresan bir noktaya geldi.
Eskiden "Kürtajıma karışma", "Alkolüme karışma", "Mini eteğime karışma" vs. diyerek savunma vardı.

Karşındakinden kendi tarzına karışmaması talep ediliyordu, karışan olmadığı halde. Son günlerde ise "Kendi çocuğuna da karışma!" noktasına geldiler.

***

"Kendi çocuğunun başını örtme! Onun kıyafetine karışma! "18 yaşına kadar ne giyerse ne yaparsa yapsın ona karışma!"

Dindar insanlara, çocuğuyla ilgili karar vermek isteyen ailelere yukarıdaki gibi direktifler
veriyorlar. Sanki çocuk üzerinde hakları varmış gibi. Türkiye'nin çok önemli sorunları varken işte son günlerdeki en büyük gündemimiz bu ve benzeri 'yaşam tarzı' tartışmaları.

***
Devlet, yıllardır zorla uyguladığı, ebeveynlerin kararlarını almadığı bir yasağı kaldırdı. Orta öğretimde başörtüsü yasağını dayatan yönetmeliği değiştirdi.

İsteyen öğrenci başörtüsüyle, isteyen de başı açık şekilde okula gidebilecek. Tüm mesele bu.
Bir mecburiyet değil bir yasağın kalkması var.

***
Mesela provokatör bir vekil, bu yasağın kalkması üzerinden tüm dindarları "Pedofilikmiş" gibi suçlayacak şeyler yazdı sosyal medyada. Kışkırtıcı bir dille Müslümanların inandığı tüm değerlere saldırarak hem de.

Benzer şekilde bir şarkıcı da yine tüm dindarlar sanki "pedofilikmiş" gibi, sapık eğilimleri varmış gibi inançlı insanların kendi nefislerini dizginlemek yerine "Çocukları zorla kapattırdığını" iddia etti.

Halbuki laik kesimlerin başkasının başörtüsünü tartışmaya açtıkları anda kendi yaşam tarzlarının da tartışmaya açık hale geldiğini görmesi lazım.

***

Kimilerinin AK Parti'ye olan nefreti adeta dine nefret haline dönüşmeye başladı. Bu düşmanlık onları zıvanadan çıkarttı, rasyonaliteyi kaybettiler. Siyasetçisi de böyle, gazetecisi de böyle, sanatçısı da böyle maalesef.
Mesela hiçbir dindar bana "başını ört" diye mahalle baskısı yapmadı ama nedense laik-Kemalist kesim müthiş mahalle baskısı yapıyor. Çok umurlarındaymış gibi "Başını örtsene" diyorlar bana sürekli.

***
Son yönetmelik değişikliği de bir normalleşme adımıdır. Hala anlamak istemeyenler için bir kez daha söyleyelim.

Olan biten şu:
Devlet, 10 yaşındaki kızın başını zorla kapattırmıyor sadece başını kapatmak isteyene artık karışmıyor! Zaten devletin yapması gereken de buydu. Ayrıca kendi iradesiyle başını örtenlere yıllarca başını açması için devletin yaptığı baskıyı, okula, kamu dairesine vb. yerlere sokmadığını düşünmüyorlar.

Devletin sadece başörtüye değil dövme, piercing, makyaj gibi meselelere de karışmaması gerekiyor.

Şiddet ve çocuğa yönelik suistimal olmadığı müddetçe her aile kendi yaşam tarzında kendi inançları doğrultusunda yetiştirir çocuklarını ve buna kimsenin müdahale etme hakkı da yok…

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.