YAZARA MAİL GÖNDER Halep düşerse…

YAZARLAR

Halep, Suriye'nin Şam'dan sonra ikinci büyük şehri ve bugünlerde belki de düşmesi an meselesi… Amerika liderliğindeki uluslararası koalisyon uçakları Irak ve Suriye'de IŞİD hedeflerini vururken, Esed, Halep'te kanlı saldırılarına devam ediyor. Son iki aydır yoğun hava ve kara saldırıları ile Esed, muhalifleri Suriye'nin kuzeyine doğru itti. Esed için Halep, Kobani'den çok daha stratejik öneme sahip. IŞİD Kobani'yı vururken, Esed de Halep'i vuruyor.

Peki, dünya Halep konusunda ne yapıyor? Birleşmiş Milletler (BM) Suriye özel temsilcisi Staffan de Mistura 10 Kasım'da Halep'te çatışmaların iki taraflı olarak dondurulmasını önerdi ve bunun, ilerleyen günlerde 'daha geniş bir çözüm' için ilk adım olacağını söyledi. İyi niyetli bile olsa bu, bir ateşkes çağrısı anlamına gelmediği gibi ardından geleceği söylenen 'daha geniş çözüm' önerisinin ne olduğu konusunda da kimsenin bir fikri yok. Bu belli-belirsiz açıklamalar karşısında Esed rejiminin gücünü toparlayıp, durumu avantaja çevirerek yeni saldırılar yapma ihtimali muhalifleri korkutuyor.

Geçen günlerde BBC, "Esed rejiminin ancak durumu kesin olarak kendi lehine çevirdiği takdirde saldırıları durdurmayı kabul edeceğini" yazdı. Hiç şüphe yok ki Şam, BM'nin saldırıları durdurma önerisini kendi lehine çevirmeye çalışacak. Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) da öneriyi Esed'in işine yarayacağı endişesi ile reddetti. ÖSO'nun konuya bakış açısını üst düzey bir komutan şöyle dile getiriyor: "Esed rejimine güvenmiyoruz, sadece kurnazlık edip zaman kazanmak istiyor. Humus'ta olanları gördük ve bu senaryonun Halep'te tekrar sahneye konmasına asla müsaade etmeyeceğiz."

BM, bu noktada net bir tavır almalı ve Esed'in Halep'te kazanmasına müsaade etmemeli. IŞİD'e karşı ABD öncülüğünde başlatılan hava saldırıları meşrudur ve devam etmesi gerekir. Fakat, unutmayalım ki IŞİD'e yapılan hava saldırıları Esed rejiminin de işine yarıyor.

Nasıl mı?
IŞİD gündeme geldiğinden beri, Suriye meselesinde asıl konudan uzaklaşıldı. Suriye'de asıl mesele; Esed'in kendi halkına karşı yürüttüğü kanlı iç savaştır. Zaten yıllarca süren bu iç savaş IŞİD'in de ortaya çıkma zeminini hazırlamıştır. Bugün dikkatlerin Esed'den çok IŞİD'e verilmesi Esed rejiminin elini kuvvetlendiriyor. Hava saldırılarının Esed'in işine geldiğini ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel bile dile getirdi.

Başkan Obama'nın geçen Ekim ayında İran ve P5+1 ülkeleri ile devam eden nükleer görüşmelerini canlandırmak amacıyla Ayetullah Hamaney'e gönderdiği mektupta 'Esed rejimine saldırmama sözü verdiği' söylentileri, Suriyeli muhaliflerin gözünde meseleyi iyice karmaşık hale getiriyor ve ABD stratejisinin asıl niyeti konusunda kafalarda soru işaretlerine neden oluyor.

Geçtiğimiz haftalarda Batı medyası Kobani meselesini ABD'nin Suriye'deki stratejisinin başarı testi olarak takdim etti. Bu algı en başından beri yanlış bir yönlendirmeydi.Kobani'de IŞİD'e karşı mücadele etmek elbette önemli. Lakin uluslararası toplum için geçilecek bir başarı testi varsa o da Suriyeli muhaliflere destek olarak tarihi Halep şehrini Esed'e karşı korumak olacaktır.

Eğer Halep düşerse, bu, sadece Suriyeli muhalifler için stratejik bir kayıp olmayacak… Bu mağlubiyet, Suriyeli muhaliflere verdiği yardım sözünü tutmayan ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin de mağlubiyeti anlamına gelecek.

3 Kasım'da yayınlanan bir makalesinde Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius, "Halep'i kaderine terk etmek, Suriye'yi yıllarca sürecek bir iç savaşa mahkûm etmek olur, bu ise Suriye'nin siyasi geleceğini öldürür" diyordu. Fabious, haklı. Halep; çoğulcu, demokratik ve mezhepçi olmayan birleşik Suriye'nin bir timsalidir.

Eğer Halep düşerse, Suriye halkı yenilmiş ve tiranlık zafer kazanmış olacaktır.

Halep düşerse, zaten acı dolu olan tabloya yeni insanlık dramları eklenecek. Sadece iki yıl evvel, Halep, 1,5 milyon insanın yaşadığı bir şehirdi. Halep düşerse, geride kalan 300 bin kadın, erkek, çocuk, 60 km ötedeki Türkiye'ye sığınacak. Halep düşerse, Suriye halkına ateşten iki seçenek kalacak: Ya IŞİD ya Esed…

Suriye'de Esed'e hiç dokunmadan sadece hava saldırıları ile IŞİD'i yok etmeyi düşünmek, hayali bir çözüm. Aralarında her ne kadar ideolojik farklılıklar olsa da IŞİD ve Esed sanki gizli ve şeytani bir koalisyon kurmuş gibi birbirlerinin yoluna hiç çıkmıyor. İki ateş arasındaki Halep, bu şeytani koalisyonun en canlı örneği…

Türkiye işte bu yüzden 911 km'lik sınırındaki şehirleri ve Halep'i korumak için uçuşa yasak bölge ve güvenli bölge konusunda ısrar ediyor. Halep'in düşmesi, bu karanlık savaşın bir başka lekesi haline gelmeden somut adımlar atılması gerekiyor. Halep düşerse, düşmesine müsaade edilirse, Suriye'de insanlığın geleceği de düşmüş olacak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.