YAZARA MAİL GÖNDER Türkiye-Afrika ilişkilerinde yeni dönem

YAZARLAR

19-21 Kasım tarihleri arasında Ekvator Ginesi'nin ev sahipliğinde Malabo'da gerçekleşen 2. Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi, Türkiye-Afrika ilişkilerinde yeni bir döneme girildiğini gösteriyor. Türkiye'nin 1998 yılında temelleri atılan 'Afrika açılımı' politikası artık kapsamlı bir Türkiye-Afrika stratejik ortaklığına evrilmiş durumda. Bu sene ikincisi düzenlenen Zirve, Türkiye ve Afrika'nın ortak potansiyelini ve bu ortaklığın meyvelerini ortaya çıkarmaya başladı.

Afrika, uzun ve köklü geçmişinde büyük medeniyetleri, kadim kültürleri barındırıyor. Kültürel ve dini çoğulculuk açısından dünya tarihinde bir örnek teşkil ediyor. Afrika ülkeleri sömürgeciliğe karşı savaşarak bağımsızlıklarını elde ettiler. Fakat sömürgeleştirilmiş, köleleştirilmiş ve hakları ihlal edilmiş Afrika, geçmişin yaralarını tam olarak sarabilmiş değil. Son iki yüzyılda sömürgeciliğe, vahşi kapitalizme, iç savaşlara, yolsuzluklara, azgelişmişliğe, yoksulluğa, hastalıklara ve başka sorunlara tanık oldu. Genç nüfus potansiyeline, zengin doğal kaynaklarına rağmen pek çok Afrika ülkesi ekonomik ve siyasi problemlerle boğuşuyor.

Fakat artık Afrika tarihinde yeni sayfalar da açılıyor. Afrika'nın pek çok noktası tekrar eğitim, ticaret, kültür ve sanatın merkezi olarak canlanıyor. Afrika ülkeleri arasında siyasi istikrara, sürdürülebilir ekonomik kalkınmaya, demokratik katılıma ve kültürel ve siyasi çoğulculuğa sahip olanların sayısı artıyor. Yeryüzünün 2'inci büyük kıtası olarak Afrika, Asya ile birlikte 21. Yüzyılın yükselen yıldızı olacak.

Afrika ülkeleri ile köklü tarihi ilişkilere sahip olan Türkiye, kıtanın kuzeyindeki ve güneyindeki ülkelerle ilişkilerini geliştirmeye devam ediyor. 10 yıl evvel Türkiye'nin kıtada sadece 12 büyükelçiliği varken bugün 39 büyükelçiliği var ve 40'ıncısı da önümüzdeki sene Ekvator Gine'sinde açılacak. Yakın zamana kadar Afrika ülkelerinin Türkiye'de bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar büyükelçiliği varken, bugün 30 kadar Afrika ülkesinin büyükelçiliği var.

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA), 12 Afrika başkentinde açtığı ofisleriyle Afrika'nın her yerinde yüzlerce projeye destek veriyor. Sadece 2012'de Türkiye, Afrika'da çeşitli yardım programlarına 800 milyon dolar katkıda bulundu. Bu miktar, Türkiye'nin yaptığı yıllık yardımın üçte birine tekabül ediyor. Türkiye, 9-13 Mayıs 2011'de İstanbul'da "Birleşmiş Milletler 4. En Az Gelişmiş Ülkeler Konferansına" ev sahipliği yaparken, dünyanın en fakir ülkeleri arasında bulunan 30 Afrika ülkesinde de fakirliğin giderilmesini birincil hedef olarak belirlemişti. Bu yöndeki çalışmalara hızla devam ediyor.

Türkiye'nin Afrika için attığı adımlara en güzel örnek, Somali'de yaptıkları... Somali, kıtlık ve hastalıklar yüzünden çok zor zamanlar geçirirken, Türkiye, ulusal ve uluslararası bir yardım kampanyası başlattı. Somali'de kıtlık ve hastalıklarla mücadele için tüm kaynaklarını seferber eden Türkiye, uluslararası toplumu da yardıma çağırdı ve Somali'ye milyonlarca dolar katkı sağlayarak ülkede bir nebze de olsa güvenliğin ve ekonomik altyapının oluşmasını sağladı. Somali ile Somaliland arasındaki ihtilafların çözümü için de diplomatik çalışmalar devam ediyor.

Türkiye'nin öncülüğünde diğer ülkeler, BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı da dahil olmak üzere diğer yardım kuruluşları Somali'nin yardımına koştu. Somali, bugün hala iç savaşın yaralarından, yetersiz altyapıdan ve zayıf merkezi hükümetlerdten kaynaklanan sorunlarla uğraşıyor. Ve yapacak daha çok iş var.… Fakat şu da bir gerçek ki, Somali, on yıllardırca ihmal edilen pek çok alanda da istikrarlı bir gelişme gösteriyor.
Türkiye, yabancı bir gazetecinin altını çizdiği gibi, "sadece Somali'ye yardım etmiyor, burada adeta yeni bir ülke inşa ediyor".

Türkiye'nin Somali'de yaptıkları, diğer Afrika ülkeleri ile olan ilişkilerini de derinleştirmesine ve Afrika'da yeni bir vizyon geliştirmesine imkan veriyor. Geçtiğimiz on yıl içerisinde Afrika ülkelerine üst düzey ziyaretler yapıldı, diplomatik ilişkiler geliştirildi, ticari yatırımlar ve turizm canlandı, kültür ve eğitim programları başladı, burslar verildi ve ortak sağlık programları uygulandı. 2008 yılında Afrika Birliği, Türkiye'yi '"stratejik partner' " olarak ilan etti. Aynı sene Türkiye, İstanbul'da 1'inci Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi'neie ev sahipliği yaptı.

2002 yılında Türkiye'nin Afrika ile toplam ticareti 3 milyar dolardan daha azken bugün yıllık ticaret hacmi 25 milyar dolara ulaşmış durumda. Türk Havayolları Afrika'nın 30 ülkesinde 40 noktaya uçuyor. 2012 Mayıs ayında Ankara'da birincisi düzenlenen Türkiye-Afrika Medya Forumu 54 ülkeden 300 Afrikalı gazeteciyi ağırladı. Son on yıldır her sene yüzlerce Afrikalı öğrenci, Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'nın koordinasyonunda Türkiye bBursları ile ülkemizde eğitim alıyor.

2. Afrika-Türkiye İşbirliği Zzirvesi'ne 30 civarında Afrika ülkesi katıldı ve yeni ortaklık alanları belirlendi. Bir sonraki ziZirve, 2019'da İstanbul'da yapılacak ve bu süre zarfında sağlıktan eğitime, gençlerin ve kadınların desteklenmesinden alt yapı ve enerji işbirliğine kadar pek çok proje hayata geçirilecek. Türkiye ilk adım olarak Ebola ile mücadele kapsamında Afrika ülkelerine 5 milyon dolar bağışta bulundu.

Zirveye katılan Afrikalı liderlerin Cumhurbaşkanı Erdoğan'a "'Pek çok ülke Ebola bahanesiyle Afrika'daki programlarını iptal etti. Siz ise Ebola riskine rağmen Afrika'ya geldiniz ve bu zirveyi düzenlediniz. Size ve Türkiye'ye teşekkür ediyoruz"' demesi, Türkiye'nin çabalarının takdir edildiğini gösteriyor.

Türkiye'nin Afrika ile ilerleyen bu stratejik ortaklıkğı, Türkiye'nin çok yönlü dış politika vizyonunun önemli bir tezahürü . Bu vizyon, sömürgecilik tarihini geride bırakmaya çalışan Afrika'da, yeni-sömürgecilik ilişkilerine ve ekonomik bağımlılığa karşı geliştirilen '"Afrika'nın sorunlarına Afrikalı çözümler'" perspektifi ile de uyum arz ediyor. Dünyanın güçlü ve zengin ülkeleri Afrika'da siyasi istikrarsızlığı derinleştirecek ve ekonomik bağımlılığı artıracak politikalara destek vermek yerine; siyasi bağımsızlık, ekonomik kalkınma ve insani güvenlik amacıyla üretilen politikalara destek vermeli.

Bir Afrika atasözü şöyle der: "'Gün gelir deniz yükselir, balıklar karıncaları yer. Devran döner, deniz çekilir ve karıncalar balıkları yer".'.

Afrika'nın bugün ihtiyacı olan şey; daha fazla sömürü yahut acıma değil yeni fırsatlar ve adalettir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.